top of page
Yankı Yazgan
Rekabet Adaleti
sbs ya da özel okullar gibi bazen adlarını bile karıştırdığımız sınavların kendisi bitip, sonuçları açıklandıkça, yakınımda uzağımdaki bir çok çocuğun, kendiminki dahil, hayatının şöyle bir dalgalandığını görmek garip hissettiriyor. bu tarz sınavlar için dersanelerin bile olmadığı bir zamandan kalma bir adam olarak, rekabetin boyutunu anlamam çok uzun zaman aldı. sınavların kazanılmasına ve kazanılan okullarda başarılı olunmasına dayalı bir tür "oligarşik" sistem olduğunu düş
Yanki Yazgan
7 Tem 20091 dakikada okunur
Ne demiştim?
Arada google'da adımı yazıp "search" yaptığımda karşıma çıkan ilginç yazıları bloguma linklemek iyi oluyor. yalan yanlış aktarımlar ya da hakaret veya yalana dayalı olanları bulmak kolay; bağıranın sesi daha çok duyuluyor ne de olsa. belki de sayıları az :)) neyse, dedikodu saati değil, ne buldum onu söyleyeyim. geçtiğimiz yıl fethiye'de yaptığım toplum konferansını düzenleyen zeynep kocasinan'ın blogunda, 2008'deki TV programlarından birinde söylediklerimden çıkardığı notlar
Yanki Yazgan
12 Haz 20091 dakikada okunur
Yazar bayıldı
yeni kitabımı hazırlarken, şimdiye kadar yazdığım kitapların bir özeti yerine geçsin, ama bu özet yeni bir formatta olsun istedim. bir yemek benzetmesi yapayım: eski ve sadık okurlarım için aynı malzemeyle değişik teknikle pişirilmiş lezzeti yoğunlaştırılmış bir klasik yemek tadında. yeni ya da okuma zorluğu çektiği için eski metinleri tam okuyamamış olanlar için ise, bir "iştah açıcı". her zaman olduğu gibi kendimi tutamayıp, sağına soluna altına üstüne eklemelerle malzemeni
Yanki Yazgan
12 Haz 20091 dakikada okunur
İzmirliler listesine girmek
popüler basında yer almaya burun kıvıran çoktur. beni de o listeye ekleyebilirsiniz. ama yılmaz özdil'in izmir'den yetişen değerler listesine adımın eklenmesi, listedeki diğer hemşerilerimin kiminin işigücü, namı, şanıışöhreti nereden gelir diye düşünmeksizin, bakmaksızın hoşuma gidiyor. bu bir zaaf mı? evet. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11812993.asp?yazarid=249&gid=61
Yanki Yazgan
10 Haz 20091 dakikada okunur


Kolaj kitabın aralanmış çizgi kapağı
kitabın duyurulması ve daha çok okunması için nasıl bir şey olduğunu okurun hissetmesi çok önemli... grafik tasarımcılardan istediğim kitabın kapağını aralayan bir görüntü hazırlamalarıydı. bir kapağı aralayıp içine ucundan göz atmak "ihtiyacını" karşılamak için. bu görüntü iyi gözüktü bana. yine yayınevinin pazarlama ekibinin ilginç önerileri olabiliyor. örneğin, arka kapaktaki sloganın önerilen ilk biçimi "bu kitabı okumayın" olmuştu. kastımın dışında bir aşırı iddia taşıyo
Yanki Yazgan
10 Haz 20091 dakikada okunur


Henüz Çıldırmamış Olmak
Kötü ya da çirkin olarak adlandırılan davranışlar ne zaman suç sayılıp cezalandırılır? Hukuk felsefesinin alanına girebilecek bu tartışmaya girmeye pek hazır sayılmam. Yine de, Bursa'da 80 küsur yaşındaki bir adam tarafından tecavüze uğrayan genç kızın olası ruhsal durumu hakkındaki görüşümü birkaç gün önce, Banu Güven NTV haberleri için sorduğunda, olayın başından beri düşündüğüm birkaç noktayı dile getirme fırsatı buldum.Soru, "tekrar tekrar muayene edilmenin, bu muayene sı
Yanki Yazgan
27 May 20092 dakikada okunur


Demode Davranışlar
gerekmediği ve istenmediği halde, fazladan bir şey yapmak..."ne lüzumu var, ileride işime yarayacak mı, nerede kullanabilirim?" diye düşünmeksizin bir şey yapmak...zahmete katlanmak, üşenmemek...lüzumsuz şeylerle, olmayacak işlerle uğraşmak..1990'larla birlikte demode ve çağdışı sayılan davranış kalıpları. ekonomist Stieglitz'in deyişiyle "the greediest decade in human history" ya da insanlık tarihinde açgözlülüğün zirve yaptığı "onyıl"dan uzaklaştıkça, son 30 yılda bize ne o
Yanki Yazgan
26 May 20091 dakikada okunur


Yeni kitap çıktı. Kime neden ithaf ettim?
yeni yepyeni:) nihayet çizgisi bol yazısı az (ve umarım öz) bir kitap yaptım. kitabı görürseniz, içini karıştırın. görüşünüzü yazın. kitabın tarzını geliştirmek için bana yardım edin. kitabı iki kişiye ithaf ettim; birisi, akıl deyince aklıma gelen ilk insan, babam. en akıllı olduğundan değil, ama aklını bana nakletmeyi bir misyon edinmiş olduğu ve bundan da hiç vazgeçmediği için:)) ikincisi, marmara tıp'ta bir asistan iken tanıştığım, dünya iyisi bir insan olan dr handan şah
Yanki Yazgan
25 May 20091 dakikada okunur
İnandırıcı yalanlar, acele ve sıra bekleme
bu notu geçen pazar ve iki gün önceki cuma izmir'den ayrı ayrı dönüşümde yazmış olmalıydım. duyan da konuşmaktan başka bir iş yapmadığımı, ki kısmen öyle , düşünecek... kısmen doğru olan sözler söylemek, ve kısmen doğru olan sözlerin yanına doğru ya da hakikat ile ilişkisi olmayan şeyler yerleştirmek, inandırıcı yalanlar uydurmanın en etkili yolu. günümüz türkiyesi hakkında somut bir şeyler söylemekten bilerek kaçındığımı okurlarım görüyor olabilir. bu kaçınmanın ardplanında
Yanki Yazgan
24 May 20092 dakikada okunur
Gazeteci Hızır Tüzel
Yakın zamanda kaybettiğimiz gazeteci yazar Hızır Tüzel’i 1991’de ilk tanıdığımda Duygu Asena’nın KİM dergisi için yazılar yazıyordum, o da fotoğraf çekiyordu. Dergi fotoğrafçılığının kolayca rutinleşen yanlarından uzak durması ilgimi çekmişti. Hayatı canlandırmaya çalışan tarzı ile mahzun tavırları arasındaki çelişkili ilişkiyi o sıralar farketmiş, ancak anlamlandıramamıştım. Aynı ruh halini, o yıllarda hayatında önemli rol oynamaya başlayan ve çok yakında kaybettiğimiz hocam
Yanki Yazgan
11 May 20091 dakikada okunur
Antalya'daki konuşmamda iki dinleyicinin "gizli" gündemi
Havaalanında oturup her zamanki gibi rötarlı THY uçağının kalkış saatini beklemekteyim. Bir yandan da, sabah yaptığım bir konuşmayı kafamda evirip çeviriyorum. Sınırlı bir zaman diliminde, 800 civarında dinleyiciye bazı temel bilgileri aktarmak, bir çok kişinin sorusuna yüzeyden de olsa değinen cevaplar verebilmek beni rahatlatmış olmalı; ama aklıma yatmayan bir durum var. Ne olduğunu çıkartamıyorum... Öğleden sonrayı beraber geçirdiğim ve dinleyiciler arasında yer alan bir ç
Yanki Yazgan
11 May 20093 dakikada okunur
Sn Yazgan saçmalamış
googleda adımın geçtiği yerleri tarayan asistanlarımdan birisi iletti. "elinde incille askeri lojmanda intihara kalkıştı" diye bir haber; ve bir takım başka yorumlardan sonra benim söylediğim belirtilen şu sözlere akıl erdiremedim. bu ve bunun gibi birtakım sözleri, ya da alakasız insanların yorumlarını bereket versin çok az kişi farkediyor; ama bir çok okuyan da, bunu söylemiştir, vay sa..k, deyiveriyor. "YY şöyle konuştu:'Gençlerin sorun yaşamasından faydalanmak isteyen i
Yanki Yazgan
11 May 20091 dakikada okunur


Düşe Kalka
2003'te yazdığım düşe kalka büyümek'in yeni baskısı Doğan Kitap'tan çıktı. eski kitaplarıma talip olan DK için kitabı tepeden tırnağa elden geçirdim. son yıllarda her kitaba kenarından köşesinden "sokuşturduğum" çizgilerimden hazırladım, ve kitaba bolca serpiştirdim. içeriği pek demode olacak cinsten olmasa da, bilimsel yayınlarla ilişkili güncellemeleri de yaptım. eh, daha ne olsun? sıra hiperaktif çocuk okulda'ya geldi. labirent yolculukları ise, kısmet bekleye bekleye kuru
Yanki Yazgan
21 Nis 20091 dakikada okunur
Anıların tadı tazeyken mi çıkar?
son bir kaç haftadır bazen istanbul'da bazen istanbul'un dışında, ama devamlı bir konuşma halindeydim. bu notu yazarken, bir an evvel uyusam da sabah erken kalkabilsem (en azından uykumu biraz almış olarak) diye çimden geçiriyorum. ilginç bir sürü izlenimi toparlayayım da yazayım diye diye, çoğumuzun bir çok zaman yaptığı gibi, bekletirken, güzel bir günde açmayı bekletirken ekşittiğimiz şarap gibi, anıların da tadı kaçmamalı.
Yanki Yazgan
16 Nis 20091 dakikada okunur
Gururlu ve Gurultulu bir guru
dalgınlık ile kardeş olan bir başka meselenin acelecilik olduğunu düşünürüm. belki de dikkat dağınklığı ve aşırı hareketlilik sorununa sınırlı sayılan bu "sıradan" belirtilerin anlamı üzerine daha fazla çalışmak, yazmak lazım. kendime bir faydam olur böylece... marieclaire dergisine yazıçizili bir katkı yapmam istendiğinde, bunun bir "guru"lar köşesinde yer alacağını söylememişlerdi. ama ısrara, hele alttan alan ısrara hiç dayanamadığımı birisi (idil y. mesela) fısıldamış ols
Yanki Yazgan
5 Nis 20091 dakikada okunur


Dalgınlık Günleri
unutkanlık, savrukluk, dalgınlık... bloguma da mı sıçradı acaba? geçenlerde roma havaalanında aktarma yaparken, laptopumun bulunduğu sırtçantasını az önce oturduğum koltukta bıraktığımı farkettiğimde, uçağa gitmek üzere olan otobüsten kendimi nasıl attığımı hatırlamıyorum... unutkanlığım, bereket versin ki, yeni değil; yoksa bunadığımı düşünmeye başlayacağım. havaalanına pasaportsuz gitmekten tutun, kongreye götürdüğüm posteri aynı yolculukta 3 kez kaybedip bulmaya kadar uzan
Yanki Yazgan
5 Nis 20091 dakikada okunur
bottom of page