top of page
Yankı Yazgan


3 cümlede psikiyatri
Psikiyatri alanında uzmanlaşmış bir doktor olarak yaptığım işi 3 cümlelik diye tanımlamaya kalkmam yadırganabilir; ama, kastım o değil... Ekteki çizgilerde anlatmaya çalıştım. Geriye kalan cümleleri çizenler olursa, eklerim.
Yanki Yazgan
16 Oca 20061 dakikada okunur
istanbul'da tatil bitti kar başladı
Narnia günlükleri filminden çıkıp eve dönerken, yürüyüş girişimimiz yarım kaldı; akıntıburnundaki rüzgarda ağzımız burnumuz donuverince... narnia günlüklerinde din propagandası var filan diye okumuştum, ama ben anlamadım neresinde... didaktik, iyi-kötü, doğru-yanlış kaba ayrımlarına dayanan bir film işte.. çocuklar eğlendi. idil filmdeki çocuk oyuncu kızları görünce, kendisi de "actress" olmaya karar verdi... Benim tanıdığım var mıymış?
Yanki Yazgan
15 Oca 20061 dakikada okunur


Ben bu hizmete mecburum
1983'te Gaziantep'in Oğuzeli ilçesinin sağlık ocağının tek doktoruydum. İlçe dediğiniz, birkaç bin nüfuslu, olanakları sınırlı bir kasaba... Zor ve güzel bir "mecburi" yıl geçirdim, bir sonraki yıl askere, ondan sonra mecburi hizmetin kalan 1 yılını tamamlamak üzere Biga'ya gitmeden önce... Mecburi hizmetten öğrendiklerimi öğrenmenin başka yolları olabilirdi mutlaka, hayatımdan alıp götürdüklerini geri almaktan çoktan vazgeçtim zaten; aklımda kalanlar yeter de artar herhalde
Yanki Yazgan
15 Oca 20062 dakikada okunur


Blog işini çözemeyen
Blog'lamakta neden zayıf kaldığımı düşünmekten helak oldum... Birinci husus, blog'u kimler okur; haberdar olanlar mı, haber verdiklerim mi, bir yerlerden search yapanlar mı? İkincisi, birinciye bağlı; nereye ne yazacağıma karar veremedim, fotoğraf filan koysam diyorum... Bu blog'a bir deneme yapayım. Görüntü eklemeyi deneyeyim... Bu işi bir deneme yayını olarak sürdüreyim hele bir... :)
Yanki Yazgan
15 Oca 20061 dakikada okunur
Eline sağlık
Yemeklerden sonra, "Eline sağlık demeye ne gerek var ki?", diyor bir eş... "Bir kusur olursa, zaten söylerim". Kusur buluculuk yanı çok gelişmiş bir toplumun üyeleri olarak, ziyafet sofrasını bile tanımlarken, "Çok iyiydi, çok güzeldi" diye değil, "Bir kuş sütü eksikti" diye anlatıyoruz... İltifat yerine. Hal böyle olunca, eleştirildiğimizde tüylerimiz diken diken oluveriyor; bir kusurumuz bulunacak diye ödümüz kopuyor; herhangi bir hata yaptığımızda ya inkar ediyoruz "Hayır
Yanki Yazgan
7 Ağu 20051 dakikada okunur
Ferrari
4 Ağustos 2005 Ferrari'sini satan bilge kitabı hakkında bir gençle konuşuyorum. O da, anne babasına Ferrari aldırtmak istiyor. Anne baba itiraz edince ve kendisine bu kitabı (herhalde islah etmek maksadı ile) hediye ettiklerindeki cevabı: "Adam önce almış, bilge olunca da satmış. Ben daha Ferrari'mi almadım ki, hele bir alayım, sonra bilge olayım, o zaman söz, satarım..." diye yanıtlıyor. Sustum, kaldım:)
Yanki Yazgan
4 Ağu 20051 dakikada okunur
bottom of page