top of page
Yankı Yazgan


Demode Davranışlar
gerekmediği ve istenmediği halde, fazladan bir şey yapmak..."ne lüzumu var, ileride işime yarayacak mı, nerede kullanabilirim?" diye düşünmeksizin bir şey yapmak...zahmete katlanmak, üşenmemek...lüzumsuz şeylerle, olmayacak işlerle uğraşmak..1990'larla birlikte demode ve çağdışı sayılan davranış kalıpları. ekonomist Stieglitz'in deyişiyle "the greediest decade in human history" ya da insanlık tarihinde açgözlülüğün zirve yaptığı "onyıl"dan uzaklaştıkça, son 30 yılda bize ne o
Yanki Yazgan
26 May 20091 dakikada okunur


Yeni kitap çıktı. Kime neden ithaf ettim?
yeni yepyeni:) nihayet çizgisi bol yazısı az (ve umarım öz) bir kitap yaptım. kitabı görürseniz, içini karıştırın. görüşünüzü yazın. kitabın tarzını geliştirmek için bana yardım edin. kitabı iki kişiye ithaf ettim; birisi, akıl deyince aklıma gelen ilk insan, babam. en akıllı olduğundan değil, ama aklını bana nakletmeyi bir misyon edinmiş olduğu ve bundan da hiç vazgeçmediği için:)) ikincisi, marmara tıp'ta bir asistan iken tanıştığım, dünya iyisi bir insan olan dr handan şah
Yanki Yazgan
25 May 20091 dakikada okunur
İnandırıcı yalanlar, acele ve sıra bekleme
bu notu geçen pazar ve iki gün önceki cuma izmir'den ayrı ayrı dönüşümde yazmış olmalıydım. duyan da konuşmaktan başka bir iş yapmadığımı, ki kısmen öyle , düşünecek... kısmen doğru olan sözler söylemek, ve kısmen doğru olan sözlerin yanına doğru ya da hakikat ile ilişkisi olmayan şeyler yerleştirmek, inandırıcı yalanlar uydurmanın en etkili yolu. günümüz türkiyesi hakkında somut bir şeyler söylemekten bilerek kaçındığımı okurlarım görüyor olabilir. bu kaçınmanın ardplanında
Yanki Yazgan
24 May 20092 dakikada okunur
Gazeteci Hızır Tüzel
Yakın zamanda kaybettiğimiz gazeteci yazar Hızır Tüzel’i 1991’de ilk tanıdığımda Duygu Asena’nın KİM dergisi için yazılar yazıyordum, o da fotoğraf çekiyordu. Dergi fotoğrafçılığının kolayca rutinleşen yanlarından uzak durması ilgimi çekmişti. Hayatı canlandırmaya çalışan tarzı ile mahzun tavırları arasındaki çelişkili ilişkiyi o sıralar farketmiş, ancak anlamlandıramamıştım. Aynı ruh halini, o yıllarda hayatında önemli rol oynamaya başlayan ve çok yakında kaybettiğimiz hocam
Yanki Yazgan
11 May 20091 dakikada okunur
Antalya'daki konuşmamda iki dinleyicinin "gizli" gündemi
Havaalanında oturup her zamanki gibi rötarlı THY uçağının kalkış saatini beklemekteyim. Bir yandan da, sabah yaptığım bir konuşmayı kafamda evirip çeviriyorum. Sınırlı bir zaman diliminde, 800 civarında dinleyiciye bazı temel bilgileri aktarmak, bir çok kişinin sorusuna yüzeyden de olsa değinen cevaplar verebilmek beni rahatlatmış olmalı; ama aklıma yatmayan bir durum var. Ne olduğunu çıkartamıyorum... Öğleden sonrayı beraber geçirdiğim ve dinleyiciler arasında yer alan bir ç
Yanki Yazgan
11 May 20093 dakikada okunur
Sn Yazgan saçmalamış
googleda adımın geçtiği yerleri tarayan asistanlarımdan birisi iletti. "elinde incille askeri lojmanda intihara kalkıştı" diye bir haber; ve bir takım başka yorumlardan sonra benim söylediğim belirtilen şu sözlere akıl erdiremedim. bu ve bunun gibi birtakım sözleri, ya da alakasız insanların yorumlarını bereket versin çok az kişi farkediyor; ama bir çok okuyan da, bunu söylemiştir, vay sa..k, deyiveriyor. "YY şöyle konuştu:'Gençlerin sorun yaşamasından faydalanmak isteyen i
Yanki Yazgan
11 May 20091 dakikada okunur


Düşe Kalka
2003'te yazdığım düşe kalka büyümek'in yeni baskısı Doğan Kitap'tan çıktı. eski kitaplarıma talip olan DK için kitabı tepeden tırnağa elden geçirdim. son yıllarda her kitaba kenarından köşesinden "sokuşturduğum" çizgilerimden hazırladım, ve kitaba bolca serpiştirdim. içeriği pek demode olacak cinsten olmasa da, bilimsel yayınlarla ilişkili güncellemeleri de yaptım. eh, daha ne olsun? sıra hiperaktif çocuk okulda'ya geldi. labirent yolculukları ise, kısmet bekleye bekleye kuru
Yanki Yazgan
21 Nis 20091 dakikada okunur
Anıların tadı tazeyken mi çıkar?
son bir kaç haftadır bazen istanbul'da bazen istanbul'un dışında, ama devamlı bir konuşma halindeydim. bu notu yazarken, bir an evvel uyusam da sabah erken kalkabilsem (en azından uykumu biraz almış olarak) diye çimden geçiriyorum. ilginç bir sürü izlenimi toparlayayım da yazayım diye diye, çoğumuzun bir çok zaman yaptığı gibi, bekletirken, güzel bir günde açmayı bekletirken ekşittiğimiz şarap gibi, anıların da tadı kaçmamalı.
Yanki Yazgan
16 Nis 20091 dakikada okunur
Gururlu ve Gurultulu bir guru
dalgınlık ile kardeş olan bir başka meselenin acelecilik olduğunu düşünürüm. belki de dikkat dağınklığı ve aşırı hareketlilik sorununa sınırlı sayılan bu "sıradan" belirtilerin anlamı üzerine daha fazla çalışmak, yazmak lazım. kendime bir faydam olur böylece... marieclaire dergisine yazıçizili bir katkı yapmam istendiğinde, bunun bir "guru"lar köşesinde yer alacağını söylememişlerdi. ama ısrara, hele alttan alan ısrara hiç dayanamadığımı birisi (idil y. mesela) fısıldamış ols
Yanki Yazgan
5 Nis 20091 dakikada okunur


Dalgınlık Günleri
unutkanlık, savrukluk, dalgınlık... bloguma da mı sıçradı acaba? geçenlerde roma havaalanında aktarma yaparken, laptopumun bulunduğu sırtçantasını az önce oturduğum koltukta bıraktığımı farkettiğimde, uçağa gitmek üzere olan otobüsten kendimi nasıl attığımı hatırlamıyorum... unutkanlığım, bereket versin ki, yeni değil; yoksa bunadığımı düşünmeye başlayacağım. havaalanına pasaportsuz gitmekten tutun, kongreye götürdüğüm posteri aynı yolculukta 3 kez kaybedip bulmaya kadar uzan
Yanki Yazgan
5 Nis 20091 dakikada okunur


Kafalar (böyle) karıştıkça, umut kaybolur
BirGün/pazar ekindeki bir yazımda değinmeye çalıştığım fikiri önce bir kaç konferansta dile getirdim, dinleyicilerimin geri bildirimleri kafamı her zaman olduğu gibi karıştırarak berraklaştırdı. (bkz. ilk kitabıma giriş alıntısı yaptığım Picabia sözü: kafalarımız içinde fikirler dolaşsınlar diye yuvarlaktır.) Yol bulma konusunda bir toplumsal sıkıntımız olduğu, ama bunun vahim boyutlara ulaşmasındaki rolün "yol gösterici"lerden kaynaklandığı biçimindeki (neredeyse saplantılı)
Yanki Yazgan
23 Mar 20092 dakikada okunur
Fenerbahçe
Hasta taraftar olmayı bırakalı neredeyse 30 yıl oldu. Ama kayıtsız kalmak mümkün değil. FB’nin Bursa yenilgisi beni bile futbol ve FB hakkında konuşturdu. Çünkü, FB hakkında düşünmek Türkiye hakkında düşünmek demek... Bu klişe cümlemi ağzımdan çıktıktan hemen sonra yadırgadıysam da, futbol hakkında klişesiz konuşmak zor. Hayata asılmayan, sadece kendine fırsat tanınmasını bekleyen, ama fırsat arama ya da yaratma konusunda orman arazisi çevirme veya topluma ait plaja şezlong a
Yanki Yazgan
23 Mar 20091 dakikada okunur
Eskisi yenisinden taze olabilir !
Yeni yıl için yeni bir şey yapmamız gerekir mi? Her şeyin yenisi mi makbul? Belki de, bu yıl köhnemiş, eskimiş sayılan fikirlerin, insanların tekrar canlanacağı bir yıl olur. Belki, yeni saydıklarımız aslında yeni kisvesindeki eskiler, yenilik arayışı ise sadece yerinde duramazlığımızı, huzursuzluğumuzu avutmak için yeni diye yutturduğumuz şeyler.Eski çizgilere bakınca bunu görüyorum. 1988, 1989 ve 1991 aralık aylarının son günü için çizdiğim “kapak karikatürleri”ni o zamanki
Yanki Yazgan
23 Şub 20091 dakikada okunur
Güvenlik olmadan güven olmaz
Çocuk yetiştirme alışkanlıkları toplumun işleyişine ilişkin ipuçları taşır. Ne de olsa, “bugünün küçükleri yarının büyükleri”dir, ve bu böylece devam edip gider. Kriz dönemlerinde, toplumsal uyuşmazlık ve çatışmaların öne geçtiği durumlarda, sorunlara nasıl yaklaşılacağının ipuçlarını, anneler ve çocuklarına bakarak bulmayı deneyebiliriz. Annelerin çocuklarına nasıl yaklaştığını Unilever’in “kirlenmek güzeldir” ve “her çocuğun oynamaya hakkı vardır” kampanyaları çerçevesinde
Yanki Yazgan
23 Şub 20092 dakikada okunur
Özlemesi güzel, yaşaması zor
Çocukluk özlemesi güzel, yaşaması zor bir hayat dönemidir. Modern zamanların çocukluğu, modern anne-babaların ezberlenmiş özlemlerinin peşindeki debelenmelerinden nasıl etkileniyor? Sn Berrak Coşkun’un bir sektör dergisi için sorularına yanıtlarımı toparlarken, bu temel soru oluştu. Cevabını arayanların görüşlerini duyabilmek isterim. 1- Çocuktuk. Büyüdük ve yitirdik mutluluğu. Mutlu olamadığımız gibi mutlu da edemiyoruz artık. Yetişkinlerin dünyasında kaybettiğimiz şey ne?
Yanki Yazgan
23 Şub 20094 dakikada okunur
Valkyrie: Doğru Tarafta Olmak
valküre filminde bir sahne var, telgrafhanede geçen... hitler'e karşı darbe girişiminde bulunanlardan ve hitler'in karargahından gelen (ve tabii ki birbirine karşıt) mesajlar aynı anda ulaşırlar. mesajları inceleyip, askeri birliklere dağıtmakla görevli komutan zor durumda kalır; karar veremez. darbeciler, hitler'in ölmüş olduğu varsayımı ile işleyecek bir yasal mekanizma ile hareket etmektedirler. hitler'in ölüp ölmediği konusunda ise, bir kuşku vardır. görevli başçavuş komu
Yanki Yazgan
23 Şub 20091 dakikada okunur
bottom of page