Netame
Güncelleme tarihi: 12 Şub
netameli konulardaki televizyon programlarına davet edildiğimde, katılma kararını verirken, ya yanımdakiler, ya program yöneticisi, ya konunun zaten kimsenin uzlaşamadığı bir husus olması gibi birbirinden değişik risk faktörlerini (genellikle hepsini) gözönüne almam gerekir. programların içeriği hiç bir zaman önceden tam kestirilemez, program hazırlayıcıları da, son ana kadar çeşitli değişiklikler yaparlar. geçtiğimiz haftaki siyaset meydanı programı da böyle bir programdı; 10 yıl önce gölcük'te katıldığım, afet sonrası program gibi... kestirilemez, benim payımın ne olacağının belli olmadığı, herkeste çelişkili düşünce ve duygular uyandırabilecek cinsten. tam ve eksiksiz yapılması mümkün olmayan işlerden birisi daha. o sebeple eleştirilecek sayısız kusurun da olması kaçınılmaz olan. programda işlenen "açılım" konusunda tam bir fikrim olmadığı gibi (kimsenin de bir fikri var gibi gözükmüyor), zaten siyasi sayılacak bir konuda, görüşümün bir uzman değeri taşımadığı da aşikâr. TV'dan yayımlanması için bir sebep yok. ama insanların, yetişkin ve çocuk, düşünüş şekillerinin, önyargılar ile empati arasındaki çelişkinin ortaya konabileceği durumlardan birisinde, çocuklar aracılığıyla (onların zarar görmeyeceği, belki biraz da gelişme fırsatı bulabileceği) ve toplumun tümünün yararlanabileceği bir perspektif koyabilirim cesaretine (ya da cüretine) kapıldım. dilediğim gibi olmadı, ama hayatta dileklerimiz nadiren tam gerçekleşiyor. hiç olmadı da diyemem. sevenler, okurlar, dostlar böyle durumlarda hayal kırıklığına kapılmasınlar. Ya da, benim adıma üzülmesinler. bildiğim doğruları ve doğru bildiklerimi söylemek bende hiç pişmanlık yaratmaz. bunu yapamazsam, içimde kalır. programda çocukların zihin yapılarını açıklamaya çalışmamın, insan düşünüşü hakkında konuşup, soru sorup empati uyandırıcı tartışmalar açmamın sebebi de, siyasi içerik hakkında bir fikir ya da eğilim belirtmememin sebebi de, bu "içimde kalmasın" felsefesi.
Yorumlar