top of page

Kitap Gazetede

Yazarın fotoğrafı: Yanki Yazgan
Yanki Yazgan
19 Tem 2009
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Şub

son kitabımın (yayıncının beklediğinden daha çok kişi tarafından) okunuyor olmasına seviniyorum. tanıdığım, rastladığım kim var ise bir biçimde haberdar olmuş. galiba fazlasıyla agresif e-marketing yaptım; şikayet eden pek yok şimdilik ama... önceki 2 kitabımın gidişatı kitabın varlığının duyulması için gazete ya da televizyonda "tavsiye edilmesinin" şart olmadığını gösterdiyse de, "bahsedilmek" hoş olabilir :) posterler, afişler derseniz, onlardan sonraki dönemde özel bir kımıldama olmadıydı. en önemlisi, sadık okurlar. merak eden, paylaşan... sadık kitapçıların hakkını da yememeliyim, özellikle istanbuldaki remzilerde biraz torpil mi yapıyorlar acaba? üstelik, yayınevi epey bir insana protokol gönderimi yapıyor. okurların ya da tanıdıkların çoğu, bu anlamda basın nezdinde bir tür ayrıcalığım olacağını (yılda 1,2 programda yer almama rağmen devamlı televizyonda olduğumu düşünmeleri gibi) varsayıyorlar. ikibuçuk yıl önce büyük gazetelerden birisinin yayın kurulu toplantısında, kitabımın tanıtımına yer vermeme kararı alındığını duyduğumda, (bana fısıldandığında), olayı gazetede sözü geçen kişilerden birisine ayaküzeri anlatmıştım. açıkçası, elimde kanıtı olmayan bir iddiayı başka birisine anlatmanın dertleşmekten öte bir maksadı yoktu. ama tanıdık kişi, kitap hakkında yayın yapmasak diyen kişiye bunu aktarınca, o da hem inkar etmiş, hem de bana yalan söylediğimi söyleyen bir mesaj yazmıştı. ben de kanıtsız bir laf etmenin cezasını özür dilemek zorunda kalarak çekmiştim. geçen yıl aynı gazetenin röportajcı bir yazarının uzaklardan yalvar yakar röportaj randevusundan son dakikada vazgeçmesinin bağımsız bir sebebi olsa gerekti. yine fısıltıya bakılırsa, birden röportajın "seksapeli" kaybolmuştu. bu hikayeleri daha önceki bloglardan birisinde de yazmıştım; şimdi nereden çıktı demeyin lütfen. önümüzdeki dönem hangi kitapları yazacağıma kafa yormaktayım; bir omnibus mı (sağda solda bölük pörçük yazdığım söylediğim şeyleri anlamlı bir bütüne) dönüştürmek mi, doktorluk pratiğinden hem doktor ve psikologlara hem de başvuranlara dönük bir kitap çıkartmak mı, çizgili ve eğlenceli bir kitap daha yapmak mı, aile şirketleri kitapçığını bir kitaba dönüştürmek mi, dikkat eksikliği ve otizm problemlerinden öğrendiklerimizin tanı konmamış, pratikte "normal" yetişkinlerin hayatına olumlu katkısı olmasını sağlayacak bir elkitabı yazmak mı? okuma-yazma konusunda iştahlı olan birisi olarak, hepsi. Hangisinden başlasam, esas soru bu?

Son Yazılar

Hepsini Gör
FEELINGS RUN FASTER: A DISCUSSION WITH YANKI YAZGAN

İstanbul, hem sakinlerinde hem de ziyaretçilerinde güçlü duygular uyandıran bir şehir. Onu sevin ya da nefret edin, ondan kaçmak isteyin ya da onsuz yaşayamıyor olun, bir gerçek var: Bu şehir kimseyi

 
 
 
Sanayi313 Paper- Yankı Yazgan ile Röportaj

Hepimizin bu şehirde zamanında keşfettiği, belki kendine sakladığı ve gidip vakit geçirdiğinde iyi hissettiği yerler vardır; bir dükkân, bir yokuş, bir park… Sizin için İstanbul’un bu noktası neresi?

 
 
 

Yorumlar


bottom of page