Issızlığın Sesi
Güncelleme tarihi: 11 Şub
tatil yerlerinde, beach clublarda ya da ıssız sahillerdeki pansiyonlarda, müzik çalma merakı nasıl başladı acaba? kimsenin olmadığı bir lokantaya girersiniz; miskince oturan garsonların sizi oturttuktan sonra, hatta daha oturtmadan önce yapacakları ilk iş, gidip müziği açmaktır. bu seyretmekte oldukları televizyonun sesini kısmak pahasına yaptıklarına bakılırsa, servisin bir parçası olarak görmemiz beklenir. plajda sırtüstü uzanıp, uyuklamak isterseniz, müzik sesi elvermez. özenle seçilmiş ve günün her saatinde aynı ritm üzerinden çalınan parçalar sessizlikle başbaşa kalmanıza izin vermeyecektir. sessizlikte tahammül edemediğimiz ne var? yalnızlığımızı, tek başınalığımızı hissettiren bir şeyler mi? boş bir an, hiç bir şey duymadan, hiç bir şey görmeden geçirebildiği boş bir an olduğunda "ölüyorum" sananlara ne oluyor? sessizlik, tıpkı ıssızlık gibi tek başına kalmanın bir işareti mi sayılıyor? mutlak bir tek başınalığın ? evin içinde bir ses olsun diye açılan radyolar, televizyonlar bizi ölümlülük düşüncesinin verdiği sıkıntıdan kurtarıyor. tıpkı asansörlerde, yalnızlığımızı unutturmak için çaldıkları "elevator music" gibi. yalnızlık ve tek başınalığı eşanlamlı kullanmamalıyım, ama anlam ayrıştırmasını başka zaman yaparım.
Yorumlar