top of page

Issızlığın Sesi

Yazarın fotoğrafı: Yanki Yazgan
Yanki Yazgan
19 Tem 2009
1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Şub

tatil yerlerinde, beach clublarda ya da ıssız sahillerdeki pansiyonlarda, müzik çalma merakı nasıl başladı acaba? kimsenin olmadığı bir lokantaya girersiniz; miskince oturan garsonların sizi oturttuktan sonra, hatta daha oturtmadan önce yapacakları ilk iş, gidip müziği açmaktır. bu seyretmekte oldukları televizyonun sesini kısmak pahasına yaptıklarına bakılırsa, servisin bir parçası olarak görmemiz beklenir. plajda sırtüstü uzanıp, uyuklamak isterseniz, müzik sesi elvermez. özenle seçilmiş ve günün her saatinde aynı ritm üzerinden çalınan parçalar sessizlikle başbaşa kalmanıza izin vermeyecektir. sessizlikte tahammül edemediğimiz ne var? yalnızlığımızı, tek başınalığımızı hissettiren bir şeyler mi? boş bir an, hiç bir şey duymadan, hiç bir şey görmeden geçirebildiği boş bir an olduğunda "ölüyorum" sananlara ne oluyor? sessizlik, tıpkı ıssızlık gibi tek başına kalmanın bir işareti mi sayılıyor? mutlak bir tek başınalığın ? evin içinde bir ses olsun diye açılan radyolar, televizyonlar bizi ölümlülük düşüncesinin verdiği sıkıntıdan kurtarıyor. tıpkı asansörlerde, yalnızlığımızı unutturmak için çaldıkları "elevator music" gibi. yalnızlık ve tek başınalığı eşanlamlı kullanmamalıyım, ama anlam ayrıştırmasını başka zaman yaparım.

Son Yazılar

Hepsini Gör
FEELINGS RUN FASTER: A DISCUSSION WITH YANKI YAZGAN

İstanbul, hem sakinlerinde hem de ziyaretçilerinde güçlü duygular uyandıran bir şehir. Onu sevin ya da nefret edin, ondan kaçmak isteyin ya da onsuz yaşayamıyor olun, bir gerçek var: Bu şehir kimseyi

 
 
 
Sanayi313 Paper- Yankı Yazgan ile Röportaj

Hepimizin bu şehirde zamanında keşfettiği, belki kendine sakladığı ve gidip vakit geçirdiğinde iyi hissettiği yerler vardır; bir dükkân, bir yokuş, bir park… Sizin için İstanbul’un bu noktası neresi?

 
 
 

Yorumlar


bottom of page