top of page
Yankı Yazgan
Hemen, Herkes...
İnsan davranışlarında özellikle “stres”li zamanlarda öne çıkan iki temel eğilimden, daha doğrusu iki otomatik davranıştan söz edebiliriz: hemencilik ve herkesçilik. Herkesçiliğe başka bir yazıda değineceğim, ama kısaca, herkes ne yapıyorsa, onu yapmak ya da herkesin yaptığından farklı bir şey yapmaktan kaçınmak diye özetlenebilir. Hemencilik için ise, bir davranışı gerektiği kadar beklemeden gerçekleştirme, bekleyememe, hemen yapmaktan kendini alakoyamama diyebiliriz. Hemenc
Yanki Yazgan
29 Eki 20103 dakikada okunur
Ege Tıp ve İnsanın 4 "temel duygu"su
insanın 4+ temel duygusu: neşe/keyif,öfke/korku, tiksinme, üzüntü/hüzün... duyguları arttırabilirsiniz, ama genel olrk temel renkler gibi temel duyguların da bu olduğu söylenir. bu duyguların kendisi kadar, nerelerde, hangi kombinasyonlarda yaşandığı da önem taşır. ağır basan ve arkada kalan duygulara göre içinde olduğunuz ruh durumunun "duygusal iklimi" belirlenir. geçen hafta ege tıp fakültesinin 1inci sınıf öğrencilerinin ilk dersi için izmir'deydim. 1983 yılında beni dokt
Yanki Yazgan
27 Eyl 20102 dakikada okunur


Pejmürde Günler
defterlere çiziktirmelerimi pek seviyorum. nedense, karalama, çiziktirme gibi eğreti, tam olmayan, rafineleşmemiş olan işler gibi... kaba kağıt, pütürlü yüzey, düzgün kesilmemiş domates, ütüsüz pantolon... pejmürdelik ruhumda. bu çizgileri bir kereliğine gidip bir daha gitmesek de olur dediğimiz bir küçük otelde yapmıştım, 2004 galiba... masada, denizin birkaç metre üstündeki düzlüklerden birisinde oturduğum an gözümün önünde oluyor bu sayede. fotoğrafta olmayan bir şey çizgi
Yanki Yazgan
23 Eyl 20101 dakikada okunur


İki Elim Cebimde
tanpınar'ı ilk kez okuduğum yıllar 40'ımı döndüğüm zamana denk düşer. bu bir tesadüf olmasa gerek. saatleri ayarlama enstitüsü'nün dergah yayınlarından çıkan baskısını belki 1980lerin sonunda almıştım. kitap benimle oradan oraya gezdi, amerika'ya gitti, geri geldi, istanbulda birkaç ev gezdi. sonunda önce huzur'u okudum, hemen ardından enstitü'ye geçtim. her iki kitaptan da etkilendim, hoşuma giden sayısız cümle, kitabın kenarlarına çok sayıda çizgi ortaya çıktı. bu alıntıyı.
Yanki Yazgan
23 Eyl 20101 dakikada okunur


Amigayı hatırlayan var mı?
medyatik bir kişilik olmamı 99 depreminden ibaret sanan epey insan var; belki o sırada üstümüze çöken travmanın etkisiyle ne görsek kafamızda yer ettiğinden, ben de travmanın iziyle beraber yerleştim kaldım, medya penceresinden gözüken bir görüntü olarak. bu reklam küpüründe, amiga bilgisayarını başarıyla mesleğimde kullandığımı duyuruyorum. tan oral, mengü ertel gibi değer verdiğim insanlar da olunca, ben 28 yaşında birisi olara kervana hoplaya zıplaya katıldım. medyanın pom
Yanki Yazgan
23 Eyl 20101 dakikada okunur
Doktorluk yolumu açtı mı yoksa kesti mi?
Yazılarımı niye kolayca yayımlıyorlar, ya da görüşüme başvuruyorlar, diye düşünmüşümdür. Bir çok kişinin aklına gelen (bana yazdıklarından biliyorum) profesör olduğum için torpilli olabileceğim. bu benim bile aklıma gelmiştir. neyse ki, artık emekli statüsüne geçiyorum. Diğer yandan yaşadıklarım bunun tersinin de doğru olabileceğini düşündürüyor. Bir kere yazılarım öyle kolaylıkla yayımlanmıyor. Daha doğrusu, karşımdakiler istediğinde yazdıklarım yayımlanıyor, ama benim her a
Yanki Yazgan
16 Eyl 20101 dakikada okunur
Korkudan Cesarete
Korku belli bir noktanın ötesine geçtiğinde cesarete dönüşebilir mi? Kaybetme ya da kaybedileceklerin bittiğine inandığı anda bireyler korkunun kısıtlayıcı etkisinden kurtulabilir. Ve korkutanlara karşı çok farklı bir davranış kalıbı içine girebilirler. Burada örneğin 70'lerdeki eylemlerde korkan ya da korkuyu yenip en ön saflara geçen insanları hatırlatan birkaç örnek verilebilir. çocukluktaki takma adı "Ayşe" olan Cemal nasıl oldu da fareden bile korkan bir çocukken kendi k
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur
“Hayatımın en mutlu günüymüş, bilmiyordum”
duygular ile kognitif mekanizmalar arasındaki ilişkiye en iyi değinmelerden birisi “hayatımın en mutlu günüymüş, bilmiyordum” cümlesinde var.(Pamuk, Masumiyet Müzesi, cümle 1). konuşmalarımdaki "mutluluk yaşanmaz hatırlanır" başlığının edebi bir karşılığı olması hoşuma gitti.
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur
Çalışmak üzerine ve Steinberg (çizer olan) tercihlerimizi nasıl etkiler
''Yaratıcı kişinin yaşamını yönlendiren, etkisi altına alan belki de ona ivme kazandıran şey can sıkıntısıdır. Bu sıkıntıdan kaçınmaksa bizim en önemli ve güç amaçlarımızdandır. Eğlence ise bu sorunu çözemez. Eğlence daha üst düzeyde olduğu sürece geçerlidir. Bu bir spiral gibidir. Yukarı çıktıkça da sıkıntı çemberi daralır. İlerlediğiniz sürece kendinizi eğlendirmek açısından daha kısıtlı seçeneklere sahip olursunuz. Eskiden beni eğlendiren şeyler artık eğlendirici gelmiyor.
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur
Düzgün Olmayan Eğreti Olan
Böyle derli toplu her şeyi tamam pırıl, pırıl bir mekan tabii herkesin hoşuna gider; ama nedense, onun hoşuna giden yerler hep daha eğreti ve mükemmellikten uzak şeyler oldu. Kıyısından ya da köşesinden iliştiği ama şöyle tam yerleşmediği bir iskemle ya da koltuk, üstündeki eşyaları kaldırmaksızın köşesinde kendine bir yer açtığı bir masa, geçici olarak kaldığı bir otel odası... ona sahiplik hazzını verdi.
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur
Kitaplarımı niye bir türlü zamanında yazamıyorum?
''Çoğu yazar şu belirtileri tanıyacaktır: Bitmez tükenmez bir erteleme, dikkat dağıtıcılar arayışı, eldeki iş yerine başka herhangi bir şey yapmaya yönelik istek.''Engels'in "tembelliği"ni ortağı Marx'ın nasıl telafi ettiğine bakınca, kitabın oraya çıkışında birden çok insanın rolünü düşünmeden edemezsiniz.''Marx bir teslim tarihiyle karşı karşıya olduğunda genellikle elinden geleni yapardı ve bu son uyarı da işlevini görmüşe benziyordu. Manifesto'nun tüm modern baskıları Mar
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur


Yenilenmiş Kitaplar
biraz arkalarda kalmış,pek sık görüşemediğim, ama çok değer verdiğim 3 eski dost gibi 3 kitabım. aslında ikisi ortaklaşa yazılmış sağlık kitapları, didaktik sayılcak yanları çok olsa da sevdiğim kitaplar. düşe kalka ise didaktik olmasa da bir çok kişinin yararlandığı, benim de kendime en yakın bulduğum kitaplarımdan birisi. "hiperaktif çocuk (ve ergen) okulda" yarı yarıya yenilenmiş olarak, "düşe kalka büyümek" ve "çocuğunuz sizden ne bekliyor?" ise gözden geçirilip, kapaklar
Yanki Yazgan
11 Tem 20101 dakikada okunur
Bloguma yorum yazanlara
öncelikle, bloguma yorum yazılmasından mutlu oluyorum. teşekkür ederim. iltifat aldığında ne yapacağını şaşıran birisiyim; hani elinizi ayağınızı nereye koyacağınızı bilemediğiniz durumlarda olduğu gibi... ancak, övücü mesajların "aslansın, kaplansın, çok beğeniyorz, başarılarınızın devamını diliyoruz"un ötesine geçip, yazılanları ayrıntısıyla okuyup, üzerinde düşünmüş okurlar tarafından yazılmış olmasına da çok seviniyorum.
Yanki Yazgan
11 Tem 20101 dakikada okunur


Çin
geçen ay Çin'deydim. yaptığım birkaç konuşmada hep aynı espriyi yaptığımda, kendime hayret etmekle birlikte, takdir de ettim. her seferinde orijinal ve hiç kullanmamış oluğum bir espri yapmak zorundaymışım hissinin poppsikoloji uzmanları tarafından "özgüven eksikliği" olarak yorumlanması olasılığı değil derdim; aklımda tutamadığım için her seferinde yeni bir espri icad etmek zorunda kaldığıma, basit bir espriyi bile aklımda tutamadığıma hayıflanırdım. artık aklımda tutabiliyo
Yanki Yazgan
23 Haz 20101 dakikada okunur
Öğrenci Kongreleri
hayret, bir çok öğrenci kongresi ya da toplantısına gidiyor, konuşuyor, hatta nasihat veriyor, ancak tekrar davet ediliyor, hatta zaman zaman (leyhte) tezahürat ile karşılaşıyorum :) bu konuyu incelemem lazım. tıp öğrencileri, psikoloji öğrencileri, mühendislik öğrencileri.. ne oldu size? nedir bu ciddiyet:)? geçtğimiz ayların en keyif aldığım konuşmalarını manisa,izmir, istanbul, yaptığımı itiraf etmeliyim. şanslıyım. bu konuya döneceğim.
Yanki Yazgan
16 May 20101 dakikada okunur
Ah bir dahi olsam
gazeteler, radyolar ve televizyonlardan aldığım sayısız sorudan birisine verdiğim cevap ilginizi çekebilir. benzeri bir çok soruyu cevaplamaktan kaçınıyorum: bazen konuyu anlamsız bulduğum, bazen de ayaküzeri vereceğim cevap basına yansırken iyice acayipleşeceği için... bu dahi olsun denen çocuklar konusu tam damarıma bastığı için, kendimi tutamadım. bir başka soru da geçenlerde şöyleydi: şekillerin içini boyamak çocuklarda yaratıcılığı öldürür, şeklinde bir görüş belirtildi.
Yanki Yazgan
16 May 20101 dakikada okunur
bottom of page