top of page
Yankı Yazgan
Biz sizin gibi olmayacağız
Mart başında tıp öğrencilerinin Türk Tabipler Birliği ile ortaklaşa (Dr Füsun Sayek anısına)düzenlediği bir tıp eğitimi toplantısındaydım. 1979'da İzmir'de benzeri bir kurultaydakini andıran siyasi mesaj verme çabaları ile gerçeği arama gayretleri arasında bocalayan öğrencileri görünce, aynı filmin tekrarını görüyoruz diye düşünmek, eski kuşak mensupları olarak ilk refleksimiz. Tıp eğitiminin verdiği (tabii alırsanız:) sorgulayıcı ve olumsuz olasılığı hesaplatıcı alışkanlıkla
Yanki Yazgan
18 Nis 20101 dakikada okunur
Fıkra değil
geçenlerde bir doktor arkadaşım arıyor; "yeğenimizi sana getirmek istiyoruz"... zaman darlığı vs gibi sorunlar sebebiyle hemen göremeyebileceğimi söylerken, bir yandan da tam olarak neden getirmek istediklerini anlarsam, belki birkaç önerim olabileceğini söylüyorum. "çocuk boyunun kısalığından şikayetçi; morali çok bozuk. bir türlü uzamıyor. sana getirirsek, seni görürse, iyi olur diye düşündük. insanın boyu kısa da olsa başarılı olabileceğine bir örnek olarak..." telefonda g
Yanki Yazgan
27 Şub 20101 dakikada okunur
Tanı Alma Arzusu
blogumu yerinme ve ağlama duvarı haline getirmeksizin dertlerimi dökebildim mi acaba? benim yanlışlar ya da eksiklerden ziyade yanlış anlama ya da çarpıtmalara bir takıntım olduğunu anlatabildim mi? yoksa, isteyen istediğini diyebilir, bir çok zaman haklıdır da... ama, örneğin, webde bir google'lama yaptığınızda çıkan not: "YY'ın da aralarında olduğu 8 doktora gittim, 8'incisi sonunda bipolar bozukluğu tanısı koydu" sözünün içerdiği doğru bilgi ve yanlış sonuca bakalım. özell
Yanki Yazgan
5 Şub 20101 dakikada okunur


Kolay Başarıya Ulaşmış Kalburüstü Aile Çocuğu
Doğan Cüceloğlu'nun babamın (ve annemin) hayatlarından yola çıkarak hakkında yazdığı kitap ve konu hakkında epey bir bilgiyi site'me yüklemiştim. http://www.yankiyazgan.com/admin/anmviewer.asp?a=616&z=14 Aşağıdaki notu Doğan Cüceloğlu'nun sitesine kitap hakkında görüşünü yazan bir okuru düşmüş: "....Yine bu kitap sayesinde Yankı Yazgan hakkında edinmiş olduğum bir ön yargıdan kurtuldum.Gerek medya gerekse tv'lerden edindiğim izlenimler ile Yankı Yazgan'ı kalburüstü bir aileni
Yanki Yazgan
31 Oca 20102 dakikada okunur
Asansör Düğmeleri
asansörün "kapa" anlamına gelen (><) düğmesi en çok yıpranan. başkası gelmeden tek başına çıkmanın zevki için mi? başka birisi ile başbaşa kalmak bizi çok korkuttuğu için mi? yoksa, sadece içinde olduğumuz "taşıt"ı bir an evvel hareket ettirmek isteğimiz, sıradan aceleciliklerimizden birisi mi? bu arada, asansöre tatilden tatile biniyor olduğumdan olsa gerek, yazılarımda asansör tema'sı hep boşta gezdiğim günlere denk geliyor. ya hasta yattığım, ya da seyahate çıktığım bir kı
Yanki Yazgan
31 Oca 20101 dakikada okunur
Kasım Ayında Ünye'de
Ünye'ye kasım ayında yaptığım ziyaret ve konferans notları Prof Dr Ayşe Yalın (klinik psikolog) Ankara Tıp Fakültesi’nde yıllarca çalıştıktan sonra, doğup büyüdüğü, aile köklerinin olduğu kent Ünye’ye dönüp, ne yapmış? Dedelerinden kalma, kendisinin beşikten evlenene kadar yaşamış olduğu evi tepeden tırnağa elden geçirip bir anaokulu/yuva ortaya çıkartmış: Haznedar anaokulu. Mesleki birikimini de ekleyince, çocukların kendini değerli hissetmeyi, ben ve öteki ayrımını sağlıklı
Yanki Yazgan
11 Oca 20103 dakikada okunur
“Mutluluk Formülü"
“mutluluk formülü" Geçen yıla kaçan fırsatlar açısından mı baksam, kazandığım edindiğim deneyimler açısından mı? Bu yanıtlaması bir türlü bitmeyecek soruyu, “iyi ki” ile “keşke” arasında sıkışmış bütün okurlarıma devretmezsem, 2010 blogumu da ihmal etmeye mahkumum. Pırıl pırıl bir hava var; körfez çocukluğumdakinden daha mavi, ama bu güzelliği iklim değişikliğinin daha da kötüleşeceğinin işareti diye düşündüğümde keyfim kaçıyor. Karnımı güzel doyurdum; yedim içtim, ama kilola
Yanki Yazgan
1 Oca 20102 dakikada okunur
Öpüşmek mi zararlı, öldürmek mi? TV ve Çocuklar
Biliyorsunuz, her konuda bir görüş belirtmem, o konuda bilgi sahibi değilsem bile, "bir şeyler söylemem" beklenen uzmanlık alanlarından birisinde çalışıyorum. öldürülen gencin ailesinin ruh durumunu tahmin etmekten tutun, kayıp çocukların neden kaybolmuş olacaklarına değin uzanan bir bilinmezlikleri aydınlatma görevi. üstelik, bu sorulara yanıt vermek çok da cazip, bir şeyler söylemek, hatta itiraz edilemeyecek denli genelgeçer (ve yusyuvarlak), kulağa hoş gelen cümleler kurm
Yanki Yazgan
1 Eki 20092 dakikada okunur


Esat Göktepe için Gecikmiş Taziye
aşağıdaki paragrafı 2009 ocak ayında Prof Dr Esat Göktepe'nin emekliliği üzerine psikiyatrların email grubuna yazmak üzere hazırlamıştım: "sevgili Esat Göktepe hocamizin, Marmara'daki ikinci asistanı olrk goreve basladigim 1986'dan bu yana, kendimin ve onlarca doktorun, yüzlerce tip ogrencisinin mesleki ve kisisel ilham kaynagi oldugunu gordum. nezaket ile uzmanlik bilgisini alcakgonulluluk icinde birlestiren cok nadir kisilerden birisi olan Esat bey'in hastanemizdeki varligi
Yanki Yazgan
25 Eyl 20092 dakikada okunur
Teklif ve Heves
bir marka, yapacağı kampanyanın iddiasının bilimsel temelini oluşturmam ve bunu da adımı vererek yapmam için "iş teklifi"nde bulunuyor. çok zamanımı almayacağını düşündükleri için, teklifleri de ona göre. lütfen ismimi kullanmayın, anonim bir broşür yazalım. eğer önemli olan bilgim ise... ya büyük gazetenin teklifine ne demeli? apar topar haftaya yazmaya başlıyorsun filan diye benle buluşan adamcağızdan bir daha ses seda çıkmaması sadece kendi başına gelecekleri kestirememesi
Yanki Yazgan
17 Eyl 20091 dakikada okunur
Netamenin Çeşitleri
Netamelilik derken, "öldürülen genç kızın katil zanlısı" olarak bilinen genç ve ailesi hk bir TV programına çağrıldım az önce. beni çağıran (sesinden tahminimce) genç muhabir, ailelerin ve gencin ruh durumları hakkında yorumlarda bulunmamı isterken, bu konuyu en iyi siz bilebilirsiniz, dedi. Ben de konu hakkında (sahiden) pek bilgim olmadığını, teslim olma olayını kendisinden öğrendiğimi duyunca, fikrini değiştirdi mi, onu bilmiyorum. her konuda bilgi ve fikir sahibi olunabil
Yanki Yazgan
17 Eyl 20091 dakikada okunur
Netame
netameli konulardaki televizyon programlarına davet edildiğimde, katılma kararını verirken, ya yanımdakiler, ya program yöneticisi, ya konunun zaten kimsenin uzlaşamadığı bir husus olması gibi birbirinden değişik risk faktörlerini (genellikle hepsini) gözönüne almam gerekir. programların içeriği hiç bir zaman önceden tam kestirilemez, program hazırlayıcıları da, son ana kadar çeşitli değişiklikler yaparlar. geçtiğimiz haftaki siyaset meydanı programı da böyle bir programdı; 1
Yanki Yazgan
6 Eyl 20091 dakikada okunur
Yaz Durgunluğu
Yaz aylarının sonuna doğru geldik. okurlarımın farkettiği durgunluk ya da verimsizlik görünüşte, merak etmeyin. sonbahar aylarında yazma çizme konusunda bıktırıcı bir verimlilik içine girme olasılığım yüksek. nasıl mı? ya yeni kitap hazırlıkları ile... ya da yeni bir düzenli yazma ortamında haftada bir hatta birkaç kez yazarak. "ruhun ekonomisi, ekonominin ruhu" temel mantığı ile... yazılarımı izleyenler, özellikle "kalp çarpar..." ile başladığım ekonomi-psikoloji-beyin bilim
Yanki Yazgan
22 Ağu 20091 dakikada okunur
Yeni Türkü Konseri
Yeni Türkü 1979’da Buğdayın Türküsü albümünü çıkartan üç kişi, Zerrin Atakan, Derya Köroğlu ve Selim Atakan, Yeni Türkü’nün 30’uncu yılı konserini 19 Temmuz Pazar günü İstanbul Açıkhava’da yaptılar. Yeni Türkü’nün ilk kadrosunun ve yıllar içinde grupla beraber çalıp söyleyen hemen herkesin yer aldığı konser vesilesiyle birkaç cümle söylememi isteyen Ankara Fen Liseli dostum Selim Atakan’a yazdığım (program broşürüne koyma onurunu verdikleri) notum şöyleydi: Yeni Türkü bitmeye
Yanki Yazgan
4 Ağu 20092 dakikada okunur
Kitap Gazetede
son kitabımın (yayıncının beklediğinden daha çok kişi tarafından) okunuyor olmasına seviniyorum. tanıdığım, rastladığım kim var ise bir biçimde haberdar olmuş. galiba fazlasıyla agresif e-marketing yaptım; şikayet eden pek yok şimdilik ama... önceki 2 kitabımın gidişatı kitabın varlığının duyulması için gazete ya da televizyonda "tavsiye edilmesinin" şart olmadığını gösterdiyse de, "bahsedilmek" hoş olabilir :) posterler, afişler derseniz, onlardan sonraki dönemde özel bir kı
Yanki Yazgan
19 Tem 20092 dakikada okunur
Issızlığın Sesi
tatil yerlerinde, beach clublarda ya da ıssız sahillerdeki pansiyonlarda, müzik çalma merakı nasıl başladı acaba? kimsenin olmadığı bir lokantaya girersiniz; miskince oturan garsonların sizi oturttuktan sonra, hatta daha oturtmadan önce yapacakları ilk iş, gidip müziği açmaktır. bu seyretmekte oldukları televizyonun sesini kısmak pahasına yaptıklarına bakılırsa, servisin bir parçası olarak görmemiz beklenir. plajda sırtüstü uzanıp, uyuklamak isterseniz, müzik sesi elvermez. ö
Yanki Yazgan
19 Tem 20091 dakikada okunur
bottom of page