top of page
Yankı Yazgan
Korkudan Cesarete
Korku belli bir noktanın ötesine geçtiğinde cesarete dönüşebilir mi? Kaybetme ya da kaybedileceklerin bittiğine inandığı anda bireyler korkunun kısıtlayıcı etkisinden kurtulabilir. Ve korkutanlara karşı çok farklı bir davranış kalıbı içine girebilirler. Burada örneğin 70'lerdeki eylemlerde korkan ya da korkuyu yenip en ön saflara geçen insanları hatırlatan birkaç örnek verilebilir. çocukluktaki takma adı "Ayşe" olan Cemal nasıl oldu da fareden bile korkan bir çocukken kendi k
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur
“Hayatımın en mutlu günüymüş, bilmiyordum”
duygular ile kognitif mekanizmalar arasındaki ilişkiye en iyi değinmelerden birisi “hayatımın en mutlu günüymüş, bilmiyordum” cümlesinde var.(Pamuk, Masumiyet Müzesi, cümle 1). konuşmalarımdaki "mutluluk yaşanmaz hatırlanır" başlığının edebi bir karşılığı olması hoşuma gitti.
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur
Çalışmak üzerine ve Steinberg (çizer olan) tercihlerimizi nasıl etkiler
''Yaratıcı kişinin yaşamını yönlendiren, etkisi altına alan belki de ona ivme kazandıran şey can sıkıntısıdır. Bu sıkıntıdan kaçınmaksa bizim en önemli ve güç amaçlarımızdandır. Eğlence ise bu sorunu çözemez. Eğlence daha üst düzeyde olduğu sürece geçerlidir. Bu bir spiral gibidir. Yukarı çıktıkça da sıkıntı çemberi daralır. İlerlediğiniz sürece kendinizi eğlendirmek açısından daha kısıtlı seçeneklere sahip olursunuz. Eskiden beni eğlendiren şeyler artık eğlendirici gelmiyor.
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur
Düzgün Olmayan Eğreti Olan
Böyle derli toplu her şeyi tamam pırıl, pırıl bir mekan tabii herkesin hoşuna gider; ama nedense, onun hoşuna giden yerler hep daha eğreti ve mükemmellikten uzak şeyler oldu. Kıyısından ya da köşesinden iliştiği ama şöyle tam yerleşmediği bir iskemle ya da koltuk, üstündeki eşyaları kaldırmaksızın köşesinde kendine bir yer açtığı bir masa, geçici olarak kaldığı bir otel odası... ona sahiplik hazzını verdi.
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur
Kitaplarımı niye bir türlü zamanında yazamıyorum?
''Çoğu yazar şu belirtileri tanıyacaktır: Bitmez tükenmez bir erteleme, dikkat dağıtıcılar arayışı, eldeki iş yerine başka herhangi bir şey yapmaya yönelik istek.''Engels'in "tembelliği"ni ortağı Marx'ın nasıl telafi ettiğine bakınca, kitabın oraya çıkışında birden çok insanın rolünü düşünmeden edemezsiniz.''Marx bir teslim tarihiyle karşı karşıya olduğunda genellikle elinden geleni yapardı ve bu son uyarı da işlevini görmüşe benziyordu. Manifesto'nun tüm modern baskıları Mar
Yanki Yazgan
12 Eyl 20101 dakikada okunur


Yenilenmiş Kitaplar
biraz arkalarda kalmış,pek sık görüşemediğim, ama çok değer verdiğim 3 eski dost gibi 3 kitabım. aslında ikisi ortaklaşa yazılmış sağlık kitapları, didaktik sayılcak yanları çok olsa da sevdiğim kitaplar. düşe kalka ise didaktik olmasa da bir çok kişinin yararlandığı, benim de kendime en yakın bulduğum kitaplarımdan birisi. "hiperaktif çocuk (ve ergen) okulda" yarı yarıya yenilenmiş olarak, "düşe kalka büyümek" ve "çocuğunuz sizden ne bekliyor?" ise gözden geçirilip, kapaklar
Yanki Yazgan
11 Tem 20101 dakikada okunur
Bloguma yorum yazanlara
öncelikle, bloguma yorum yazılmasından mutlu oluyorum. teşekkür ederim. iltifat aldığında ne yapacağını şaşıran birisiyim; hani elinizi ayağınızı nereye koyacağınızı bilemediğiniz durumlarda olduğu gibi... ancak, övücü mesajların "aslansın, kaplansın, çok beğeniyorz, başarılarınızın devamını diliyoruz"un ötesine geçip, yazılanları ayrıntısıyla okuyup, üzerinde düşünmüş okurlar tarafından yazılmış olmasına da çok seviniyorum.
Yanki Yazgan
11 Tem 20101 dakikada okunur


Çin
geçen ay Çin'deydim. yaptığım birkaç konuşmada hep aynı espriyi yaptığımda, kendime hayret etmekle birlikte, takdir de ettim. her seferinde orijinal ve hiç kullanmamış oluğum bir espri yapmak zorundaymışım hissinin poppsikoloji uzmanları tarafından "özgüven eksikliği" olarak yorumlanması olasılığı değil derdim; aklımda tutamadığım için her seferinde yeni bir espri icad etmek zorunda kaldığıma, basit bir espriyi bile aklımda tutamadığıma hayıflanırdım. artık aklımda tutabiliyo
Yanki Yazgan
23 Haz 20101 dakikada okunur
Öğrenci Kongreleri
hayret, bir çok öğrenci kongresi ya da toplantısına gidiyor, konuşuyor, hatta nasihat veriyor, ancak tekrar davet ediliyor, hatta zaman zaman (leyhte) tezahürat ile karşılaşıyorum :) bu konuyu incelemem lazım. tıp öğrencileri, psikoloji öğrencileri, mühendislik öğrencileri.. ne oldu size? nedir bu ciddiyet:)? geçtğimiz ayların en keyif aldığım konuşmalarını manisa,izmir, istanbul, yaptığımı itiraf etmeliyim. şanslıyım. bu konuya döneceğim.
Yanki Yazgan
16 May 20101 dakikada okunur
Ah bir dahi olsam
gazeteler, radyolar ve televizyonlardan aldığım sayısız sorudan birisine verdiğim cevap ilginizi çekebilir. benzeri bir çok soruyu cevaplamaktan kaçınıyorum: bazen konuyu anlamsız bulduğum, bazen de ayaküzeri vereceğim cevap basına yansırken iyice acayipleşeceği için... bu dahi olsun denen çocuklar konusu tam damarıma bastığı için, kendimi tutamadım. bir başka soru da geçenlerde şöyleydi: şekillerin içini boyamak çocuklarda yaratıcılığı öldürür, şeklinde bir görüş belirtildi.
Yanki Yazgan
16 May 20101 dakikada okunur
Biz sizin gibi olmayacağız
Mart başında tıp öğrencilerinin Türk Tabipler Birliği ile ortaklaşa (Dr Füsun Sayek anısına)düzenlediği bir tıp eğitimi toplantısındaydım. 1979'da İzmir'de benzeri bir kurultaydakini andıran siyasi mesaj verme çabaları ile gerçeği arama gayretleri arasında bocalayan öğrencileri görünce, aynı filmin tekrarını görüyoruz diye düşünmek, eski kuşak mensupları olarak ilk refleksimiz. Tıp eğitiminin verdiği (tabii alırsanız:) sorgulayıcı ve olumsuz olasılığı hesaplatıcı alışkanlıkla
Yanki Yazgan
18 Nis 20101 dakikada okunur
Fıkra değil
geçenlerde bir doktor arkadaşım arıyor; "yeğenimizi sana getirmek istiyoruz"... zaman darlığı vs gibi sorunlar sebebiyle hemen göremeyebileceğimi söylerken, bir yandan da tam olarak neden getirmek istediklerini anlarsam, belki birkaç önerim olabileceğini söylüyorum. "çocuk boyunun kısalığından şikayetçi; morali çok bozuk. bir türlü uzamıyor. sana getirirsek, seni görürse, iyi olur diye düşündük. insanın boyu kısa da olsa başarılı olabileceğine bir örnek olarak..." telefonda g
Yanki Yazgan
27 Şub 20101 dakikada okunur
Tanı Alma Arzusu
blogumu yerinme ve ağlama duvarı haline getirmeksizin dertlerimi dökebildim mi acaba? benim yanlışlar ya da eksiklerden ziyade yanlış anlama ya da çarpıtmalara bir takıntım olduğunu anlatabildim mi? yoksa, isteyen istediğini diyebilir, bir çok zaman haklıdır da... ama, örneğin, webde bir google'lama yaptığınızda çıkan not: "YY'ın da aralarında olduğu 8 doktora gittim, 8'incisi sonunda bipolar bozukluğu tanısı koydu" sözünün içerdiği doğru bilgi ve yanlış sonuca bakalım. özell
Yanki Yazgan
5 Şub 20101 dakikada okunur


Kolay Başarıya Ulaşmış Kalburüstü Aile Çocuğu
Doğan Cüceloğlu'nun babamın (ve annemin) hayatlarından yola çıkarak hakkında yazdığı kitap ve konu hakkında epey bir bilgiyi site'me yüklemiştim. http://www.yankiyazgan.com/admin/anmviewer.asp?a=616&z=14 Aşağıdaki notu Doğan Cüceloğlu'nun sitesine kitap hakkında görüşünü yazan bir okuru düşmüş: "....Yine bu kitap sayesinde Yankı Yazgan hakkında edinmiş olduğum bir ön yargıdan kurtuldum.Gerek medya gerekse tv'lerden edindiğim izlenimler ile Yankı Yazgan'ı kalburüstü bir aileni
Yanki Yazgan
31 Oca 20102 dakikada okunur
Asansör Düğmeleri
asansörün "kapa" anlamına gelen (><) düğmesi en çok yıpranan. başkası gelmeden tek başına çıkmanın zevki için mi? başka birisi ile başbaşa kalmak bizi çok korkuttuğu için mi? yoksa, sadece içinde olduğumuz "taşıt"ı bir an evvel hareket ettirmek isteğimiz, sıradan aceleciliklerimizden birisi mi? bu arada, asansöre tatilden tatile biniyor olduğumdan olsa gerek, yazılarımda asansör tema'sı hep boşta gezdiğim günlere denk geliyor. ya hasta yattığım, ya da seyahate çıktığım bir kı
Yanki Yazgan
31 Oca 20101 dakikada okunur
Kasım Ayında Ünye'de
Ünye'ye kasım ayında yaptığım ziyaret ve konferans notları Prof Dr Ayşe Yalın (klinik psikolog) Ankara Tıp Fakültesi’nde yıllarca çalıştıktan sonra, doğup büyüdüğü, aile köklerinin olduğu kent Ünye’ye dönüp, ne yapmış? Dedelerinden kalma, kendisinin beşikten evlenene kadar yaşamış olduğu evi tepeden tırnağa elden geçirip bir anaokulu/yuva ortaya çıkartmış: Haznedar anaokulu. Mesleki birikimini de ekleyince, çocukların kendini değerli hissetmeyi, ben ve öteki ayrımını sağlıklı
Yanki Yazgan
11 Oca 20103 dakikada okunur
bottom of page