top of page
Yankı Yazgan


Mavi Dalga
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 14 Mart 1992 tarihli Mavi Dalga öğrenci dergisinin arka kapağdır.
Yanki Yazgan
28 Şub 20171 dakikada okunur


Yanki Yazgan
20 Haz 20150 dakikada okunur


Yanki Yazgan
20 Eki 20140 dakikada okunur


Yanki Yazgan
19 Eki 20140 dakikada okunur


Yanki Yazgan
18 Nis 20140 dakikada okunur


ruhumu kaybettim
Akıl Çizgileri kitabının ingilizcesini hazırlamaktayım. tercüme yapıldıktan sonra tercüme kokusunu almak için bazı değişiklikler yapmam neredeyse 6 ayı aldı. bu arada yeni çizgiler, yok bir de 'ecnebiler' okur belki diyerek yeni paragraflar eklemeye kalkınca iş iyice karıştı. eklediğim bir çizgi türkçe ingilizce arasındaki gitgellere bir örnek... bu karikatürü gören herkes, 'eee, o zaten bir ruh' dedi. ama ingilizce'de 'I lost my spirit' deyince kimse itiraz etmiyor:)
Yanki Yazgan
11 Şub 20121 dakikada okunur


üşütmeden ve üzmeden
19 Mayıs törenlerindeki format değişikliği önerisindeki çocukların üşüyeceği gerekçesi bence dahiyane bir ikna aracı. Törenlerin gençler için nasıl bir anlam taşımış olduğunun tartışma yeri bu köşe değil. Ama üşüme (daha doğrusu çocuğu üşütmeme) ülkemiz anne-babaların performans kriterlerinden birisidir. çocuğunu sarısarmalayıp mümkünse temiz hava ile hiç karşılaştırmadan askere yollayan ya da gelin eden, hayat boyu hiç üşütmeyen anne-babaların gururla sokakta dolaştıklarını
Yanki Yazgan
23 Oca 20121 dakikada okunur


cüceloğlu kitabına çizgiler
doğan cüceloğlu, son kitabı korku toplumu için benden çizgiler isteyince acaip sevindim. kendi yazılarım dışında bir kitap için çok uzun zamandır hiç kimse (bir önceki 1987de sadık özben takmadlı yazıları için murat belge idi) benden bir çizgi talep etmediği için bu sevindirik olmamı mazur görün:))kitap bugün kitapçılara geldi, hemen alıp baktım.metni zaten çizgilemek içib okumuş olduğumdan, çizgilerim ile metin arasındaki ilişkiye odaklandım hemen... benseverlik bu demek ki
Yanki Yazgan
6 Mar 20081 dakikada okunur


Pamuk'tan karikatürü'ne ekleme
Orhan Pamuk'un Babamın Bavulu başlıklı Nobel ödülü konuşma metnindeki (yaş ve senelere ilişkin) hesap hatası hakkında sonradan kendisi ile konuşma fırsatı bulduğumda, bunun çok da farkında olmadığı, belki de pek önemsemediği, kanısına vardım. Bu konuya ilişkin başlangıçta yazdığım yazıyı okumayanlar için ........ Belki bir yazarda ya da bilim adamında yadırganmayacak cinsten bir savrukluğu, dalgınlığı yansıtan bu "hata"nın, iletişim yayınlarının kitaplaştırma sürecinde düzelt
Yanki Yazgan
22 May 20071 dakikada okunur


Çocukların doktoru olmak
Sağlık ocağında çalıştığım sırada, günde 70-75 tane hasta görürdüm. Nedense, bunların çoğu çocuklardı. Herkesi tepeden tırnağa muayene etme “takıntı”m sebebiyle işim uzun sürer, geç saatlere kadar çıkamazdım. Bir gün kentin çocuk doktoru beni aradı; azarlayıcı bir tonda: “sen kendini çocuk doktoru olarak tanıtıyormuşsun..” Pratisyen hekim olarak çocuk baktığımı, ama böyle bir iddianın sözkonusu olamayacağını kendimce anlattım. Ama konu içime dert oldu. Ertesi gün sağlık ocağı
Yanki Yazgan
7 Mar 20071 dakikada okunur


1989 yılının sonu için bir karikatür
Cumhuriyet Bilim-Teknik için 1989'da yaptığım bir kapak karikatürü... O zaman daha mı makbul bir çizerdim, ne versem yayınlıyorlarmış adeta? 1989'dan 1990'a geçiş gerçekten çok güzel birçok şey getirmişti, bir tür fal bakma gibi oldu.
Yanki Yazgan
3 Oca 20071 dakikada okunur


Geri dönülmez noktaların diyalogu
Cebimde devamlı bir defterle gezdiğimi, sonra da çıkartıp çıkartıp ona bir şeyler karaladığımı görenler bazen bir garip bakabiliyorlar. "The Break Up" filmini seyrederken çiziktirdiğim bir şey aşağıda... Sahne de şu: ayrılık kararı geri dönülemez şekilde yürürlüğe girmiş. Kadın erkeğe ondan bekleyip de, onun yapmadıklarını anlatmakta. Erkek renkten renge girmekte. "Ama ben nasıl bilebilirdim?" gibisinden bir cevapla.
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Zengin çocuğu mu, fakir babası mı?
En zengin 100 Türk'ten birisi olmak ister miydim? 100,000'de idare eder diye düşünenler vardır elbette. Zengin olmanın en büyük sıkıntısı, zengin çocuğu olmak kısmında. Yok, dalga geçmiyorum. Paranın en önemli değer, ama pek de kolay elde edilen, hatta elde edilmesine gerek bile kalmayan bir değer olmasından çocukların kafası karışıyor. Zenginlik de birkaç kuşak ömür sürüp, bitiyor. Bkz. büyük büyük dedelerin tarlaları, altınları hk. hikayeler ya da "buralar aslında bizimdi"
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Risk analizi
Savaşa asker gönderme konusu tartışılırken sürekli bir risk analizi lafı geçmekte... Risk analizini kendimce çizip gazeteye yolladıktan sonra evdekilere de gösterdim; yine hiç bir şey anlamadılar. Ama askerin asker olduğu ve nereye gittiği pek belli değil, üstelik gönderen de düzgün kılıklı bir adam... mış. Peki, sevmediğimiz karakterleri neden tipsiz ve zevksiz giyimli yapmak zorundayız? Temiz yüzlü, düzgün giyimli siyasetçilerden "yamuk yapan" olamaz mı?
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Talih kuşu
19 Haziran'da Akşam'da yayımlanacak yazının eşlikçisi olarak hazırladığım bu karikatür, epeyce dönüp dolaştıktan sonra hazır oldu. Kendi kendine eğlenmek için değil de, birkaç yüz bin kişinin okuduğu bir gazetede yayımlansın diye karikatür çizdiğimde ya da yazı hazırladığımda, nedense işler daha yavaş ve tutuk gidiyor.
Yanki Yazgan
17 Haz 20061 dakikada okunur


3 cümlede psikiyatri
Psikiyatri alanında uzmanlaşmış bir doktor olarak yaptığım işi 3 cümlelik diye tanımlamaya kalkmam yadırganabilir; ama, kastım o değil... Ekteki çizgilerde anlatmaya çalıştım. Geriye kalan cümleleri çizenler olursa, eklerim.
Yanki Yazgan
16 Oca 20061 dakikada okunur
bottom of page