top of page
Yankı Yazgan
çakır okulunda ve bursa'da
Haftasonu 12 saat uyuyabilmek dünyadaki en güzel şeymiş gibiydi. Bursa'da iki konuşma arasında bir geceleme yapınca, "boşluk" terapisi gibi oldu. Pazar günü bir öğretmen çiftin (okulun adı soyadlarından geliyor) kurduğu ve sonradan ayrıca öğretmenlik okumuş oğulları Cem'in yönettiği Çakır okulunda davetli konuşmacıydım. Çocuk sahibi olma, büyümek, sorumluluk kavramları üzerinden her yaştan çocukların annebabalarına dönük bir konuşma yaptım. aynı okulda 3-4 yıl önce yaptığım k
Yanki Yazgan
25 Ara 20081 dakikada okunur
finansal kriz döneminde "var mısın yok musun?"
Finansal kriz döneminde para hesabımız değişiyor mu? İzmir’de genellikle dolu olan mağazaları bugün boş gördüğümde, öyle göreceğimi bildiğim halde içim sızladı. İdil’in (kızım) ıssız lokantalar, ıssız mağazaları gördüğündeki çekinmesini hatırladım. “Girmeyelim” dediğinde, nedenini sorduğumda “sanki herkes ölmüş gibi geliyor” diye kaygısını açıklardı. Issızlığın çağrıştırdığı ölmüşlük duygusu için biraz erken değil mi diye düşünmeye başladım. Ekonomik krizin psikolojik boyutu
Yanki Yazgan
9 Ara 20082 dakikada okunur
bursa'daki bir dergiden sorulara cevaplar
(bursa'da dağıtılan bir iş dergisi için sorular ce cevaplarımdan; soruları yönelten berrak coşkun) soru: 1- Çocuktuk... Kısacık boyumuzla mutfaktaki masaya erişme yeteneğinden bile yoksunduk ama döndürebiliyorduk dünyayı parmağımızın ucunda. Karanlığa gizlenmiş gölgelerle savaşırken, hep iyi kalpli kahraman şövalyenin kazanacağını biliyorduk. Büyüdük sonra. Kırmaya, kırılmaya, aldatmaya, aldanmaya, en kötüsü umursamamaya alıştık. Büyüdük ve yitirdik mutluluğu. Mutlu olama
Yanki Yazgan
9 Ara 20081 dakikada okunur
zamanın hızlandığı krizli bir bayram günü izmirde
izmir uçağında yaşlanan aile üyelerini bayramda görmeden edemeyen serdar ve berrin'e (ortaokul sınıf arkadaşlarım) rastlayınca, zamanın gerçekten hızla geçmekte olduğunu hatırladım. hepimizin hissettiği bir hızla geçen zamanın etkisi izmir'de (ya da sizler nerede büyüdüyseniz, orada, ve hele oradan uzakta yaşamaktaysanız) daha kuvvetlenmiş gibiydi. evin penceresinden 49 yıl içindeki onikimilyonuncu kez dışarı baktığımda, körfezdeki şilep çokluğunu garipsedim. çoktular ve boşt
Yanki Yazgan
8 Ara 20081 dakikada okunur
Olmayacak işler
Garip sorular vardır, 20’li hatta 30’lu yaşlarda iken sıkça gittiğimiz ev partilerinde, ortamı ısıtmak amaçlı oynanan “oyun”lardan birisinde sorulur: Şu anda hayatınızın son 3 dakikasını yaşıyor olduğunuzu bilseniz, ne yaparsınız? Bu tür bilmecemsi ve fazlasıyla yeni dalga fransız filmi etkisi altında kalmış sorular, ilk duyduğunuzda kafanızı karıştırır, hemen bir tatlı telaşa kapılırsınız. Sanki ölmüyorsunuzdur da, hoş bir yolculuğa çıkmak üzeresinizdir. Zaten, bir önceki ya
Yanki Yazgan
30 Kas 20082 dakikada okunur


hususi arzu üzerine
gazetede S Turgut'un yönetmenlikten ayrılışını öğrendiğim gün, köşemde yazdıklarımın ya da kendisiyle beraber pazar ilavesinde yaptğım entelektüel şaklabanlıkların onun mevkiine malolup olmadığını, işini benim yüzümden (kendini bir şey sanma noktasına varan bir düşünce tarzı, ama insana yaşama tutkusu veriyor:)) kaybedip kaybetmediğini bile ciddi ciddi düşünmeye başlamıştım ki...gazete insan kaynaklarından bir görevli, beni arayıp, yeni yönetim döneminde yazılarıma son vermem
Yanki Yazgan
29 Kas 20081 dakikada okunur


gazete günleri
akşam gazetesine 2.5 yıl önce beni yazar olarak davet eden serdar turgut, yayın yönetmenliği görevinden ayrılmış ya da ay-ı-rılmış. gazetelere yazan, ama gazete okumaya haftasonunda fırsat bulabilen bir kişi olarak bu haberi geç öğrendim. akşam'ın pazar ilavesindeki ciddi görünüşlü, ama kendisiyle espri anlayışlarımızı tokuşturduğumuz 6-7 sefer yayımlanmış "yüzyüze" köşesini kağıt darlığı sebebiyle zaten kaldırmıştık. oradaki söyleşileri (sözün yazıya geçmiş hali zaten bir ga
Yanki Yazgan
25 Kas 20081 dakikada okunur
gündelik hayat sorularına gündelik cevaplar
bu ara bloguma ne ekleyeceğime bir türlü karar veremediğim için, geçen yaz arena dergisinin, (ne alaka demeyin, bana soru soran bir çok kişiye ayırdetmeden yanıt vermek gibi bir huyum var, bir cevabım ve o anda zamanım varsa... buna cevap yetiştirmek de denebilir) sorularına verdiğim yanıtları buraya koyuyorum, iyi eğlenceler. Sizin için yüzyılın dahisi? Yirminci yüzyılın dâhisinin, adını bilebileceğim birisi olmadığından eminim. Bugüne dek izlediğiniz en etkileyici sahne pe
Yanki Yazgan
25 Kas 20081 dakikada okunur
jetlag
yolculuk dönüşü blogspotun hayatımıza döndüğünü gördüğüme sevindim. hayat nasıl gidiyor diye sorsam mı kendime? yolculuklar, konuşmalar, gündelik klinik sorumluluklar... yapmak istediklerim, yapmam gerekenler, yapmam beklenenler, yapmak zorunda olduklarım, yapmasam da olabilecekler... yazmadan rahat edemeyeceğim, ama yazmak için gereken "konsantrasyon"u bir türlü bulamadığım şeyler... bir de doktorlukta başıma gelenler, gördüklerimden, yaptıklarımdan, yapamadıklarımdan, doğru
Yanki Yazgan
10 Kas 20081 dakikada okunur
"Yankı Yazgan Goldmund hayranı"
Gazete anketlerine verdiğim cevaplara pek dikkat etmem; doğru cevap veririm, kıvırtmam, ama doğuracaklarını pek düşünmem. Gençliğimden en etkilendiğim roman deyince aklıma gelmiş olan, belki de sahiden en etkilendiğim, en azından öyle hatırladığım Narziss ve Goldmund'a ilişkin yorumu okuyunca, beğendiğim bu muydu diye düşündüm. Romanda beni etkilediğini hatırladığım usta-çırak ilişkisine yorumda değinilmemiş. Goldmund'a kahraman olarak sempati duymuş olmam, başını alıp gidebi
Yanki Yazgan
10 Kas 20081 dakikada okunur
acınası durum
bu bloga ve binlerce başka bloga ilişkin bir durum: chicago'daysanız okuyabiliyor, yazabiliyorsunuz. istanbul'daysanız...? acıklı... acınılacak durum. sebebi, muhtelif. kabahatli, herhalde çok kişi. çoğumuz. ne yapabiliriz? aklımızı başımıza toplayabiliriz. nasıl? değişik cevaplar verilebilir: ben nereden bileyim ? neden ben bileyim? gibisinden uzatılabilir. yine de, böylesi iyi. aynaya baktığımızda, sandığımız gibi olmadığımızı görmek, üzer, ama aklımızı başımıza getirebilir
Yanki Yazgan
30 Eki 20081 dakikada okunur
erişilmez bloglar
dün akşamdan bu yana bloglara erişimin engellenmiş olduğunu görmek, park yerinin arabanız içinde kalacak biçimde kapısının kilitlenmesine benziyor. bu benzetmemi özgürlükleri hafife almak gibi yorumlamayın,zaten hafife alanın ben ya da benzeri insanlar olmadığı apaçık ortada. böl bir durumda, üzüntüden başka hangi duygularla hareket etmeliyiz? üzüntü, genellikle hareket ettiren değil, hareketsiz bırakan bir duygu ise, "otur oturduğun yerde" vaziyeti belki de ağır basacaktır.
Yanki Yazgan
26 Eki 20081 dakikada okunur
sükût suikasti
bu terimi ilk kez ahmet güntan'dan duymuş, sonrasında lale müldür'ün bir yazısında görmüş, moralimin bozuk olduğu, gazetecilerin kitabıma ilgi göstermeyerek gazetelerde yer vermediklerini düşündüğüm bir zamanda kendime bile yakıştırmıştım. bu sözü gazetedeki yazımda kullandığımda, yazar Sefa Kaplan bana yolladığı mesajda sözün kaynağının Ahmet Hamdi Tanpınar olduğunu bana hatırlattığında, kendime cahilliğimden ötürü çok kızmam için bir vesile daha doğdu. moralimin bozuk oldu
Yanki Yazgan
14 Eki 20081 dakikada okunur
yy'nin kitap sepeti 14 ekim 08
Kitaplar Ne çok kitap var kitapçılarda. Benim gibi, “boş” zamanının çoğunda Remzi’nin akmerkez, kanyon, mayadrom mağazalarına neredeyse bir tür rotasyon sistemiyle gidip, kitaplara bakan, “hangisini almasam?” diye kendini tutmakla avarelik edenler için çok kitap, iştah patlamasından mide fesadına uğrama olasılığı yüksek bir ziyafet sofrası gibi. Bu hafta ne aldım? Kenara koyup, ilk ve son sayfalarını okuyup, belki bir gün tamamını okurum diye ayırdığım kitapları atlıyorum. O
Yanki Yazgan
14 Eki 20081 dakikada okunur
Neurodisney
Paris’teki disney parkı, ki eurodisney olarak bilinir, disney filmlerinden karakterlerle herkeste en azından bir tanesi bulunan anılar için masumiyet müzesi’ndekine benzer bir “obje sergisi” adeta. Çocukluk kitaplarımızdan “İsviçreli Robensonlar”u okumuş olanlar, romanda çok daha güzel betimlenmiş olan dev ağaç evi hatırlayabilirler. En üstteki üçüzlerin odasındaki hamak-ranzaya kadar, çocukluğumda kitabı okuduğumda kurduğum hayallerden tanıdık “objeler”, eurodisney’in basmak
Yanki Yazgan
14 Eki 20081 dakikada okunur
20 soruya cevaplarım ve bir ekleme
20 Soru/Taraf Gazetesi / 04.07.2008 1. En sevdiğiniz kelime? Belki. 2. Nefret ettiğiniz kelime? Cinsel aşağılayıcı küfürler. 3. Ne sizi heyecanlandırır? Hedefler. 4. Heyecanınızı ne öldürür? Hevessizlik. 5. En sevdiğiniz ses nedir? Rüzgar sesi. 6. Nefret ettiğiniz ses nedir? Gıcırtı. 7. Hangi mesleği yapmak istemezsiniz? Gardiyanlık. 8. Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz? Müzik. 9. Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz? Ancak kendime benzeyen bir başkası o
Yanki Yazgan
9 Eki 20082 dakikada okunur
bottom of page