top of page
Yankı Yazgan
yorumlara teşekkür
blogumdaki "posting"lere yorum yazan sevgili okurlara teşekkür ederim. yorumların daha görünür olmasını isterdim, ama bir türlü ayarlayamıyorum. yorum deyince, kitaplarım hakkında tek tek bloglar oluşturmayı hep istiyorum, ama sürdürmesi pe kolay olmuyor. bir yandan muayenehaneci doktor, bir yandan iyi kötü bir üniversite hastanesi "hocası", bir yandan konuşmacı olmak gibi bir profesyonel hayata, blog, gazete yazısı, kitap yazma çizme eklenince... yetişmek biraz zor oluyor. a
Yanki Yazgan
30 Mar 20081 dakikada okunur


kitaplar hakkında hep anlattığım bir sey
"Uzun cümleler: Olayı anlattığımda eşim, “cümlelerin çok uzun, bazen takip etmek, anlamak çok zor oluyor, insan yoruluyor,” dedi. Olayı anlatayım. Geçenlerde kitapçıda oyalanıyorum; oyalanacak başka bir yer bulamadım mı, diye düşünebilirsiniz. Hayatımda en zevk aldığım faaliyet kitap karıştırmak ise, nerede oyalanayım? Dibinde durduğum kitap yığınının ardından “dr yankı ve şule yazgan yazmış” diye bir ses yükseldi. Tarifinden anladığım kadarıyla yaz aylarında yayımlanmış olan
Yanki Yazgan
28 Mar 20081 dakikada okunur


cüceloğlu kitabına çizgiler
doğan cüceloğlu, son kitabı korku toplumu için benden çizgiler isteyince acaip sevindim. kendi yazılarım dışında bir kitap için çok uzun zamandır hiç kimse (bir önceki 1987de sadık özben takmadlı yazıları için murat belge idi) benden bir çizgi talep etmediği için bu sevindirik olmamı mazur görün:))kitap bugün kitapçılara geldi, hemen alıp baktım.metni zaten çizgilemek içib okumuş olduğumdan, çizgilerim ile metin arasındaki ilişkiye odaklandım hemen... benseverlik bu demek ki
Yanki Yazgan
6 Mar 20081 dakikada okunur


buradayim
zaman yine uçtu. ama boşa geçirmedim. yeni bir kitap toparladım; yazdım demek, gerçekten yazarlara ayıp olur. ama yazıları toplamkatan ibaret bir kitap demek de bana ayıp olur. mevcut yazılardan tekrar bir montaj yapıp, uygun çizgilerle birleştirmek desem... kiatbin bir çizgisini ekliyorum.
Yanki Yazgan
6 Mar 20081 dakikada okunur
binbir cv
konuşmalarda istenen cvlere örnek, hem siz okurlara da bilgi olsun diye, ekliyorum. burada da ingilizce ve Türkçe kopyalar çok farklı gözükebilir, yalan malan söylemiyorum. sadece farklı üslupla hitap etmek gerekir diye düşündüğümden. bu business konuşmaları için, akademik detaylar başka cvlerde... bin cv'li adam gibi bir durum. xxxxxx biosketch Yanki Yazgan, M.D. (1959), received his child and adolescent psychiatry training at the Yale Child Study Center of Yale School of
Yanki Yazgan
20 Oca 20082 dakikada okunur
konuşmalardan önce
konuşmalar öncesinde genellikle iki, pardon üç, istek olur. sunum özeti, sunum metni ve cv. son zamanlarda fotoğraf da isteniyor, dinleme değil de seyretme ağır basıyor demek ki... konuşmalar kesinleşmeden önce de konuşulan 3-5 ana konu var; başlık, zaman, saat ve konuşmanın düzenleyicisi bir ticari kuruluş ise, konuşmacılık ücreti. neden hep bir pazarlık gayreti olur, anlamak zor; örneğin geçenlerde bir turizm şirketi ücretiniz bize çok geldi, dedi, indirim yapabilir misiniz
Yanki Yazgan
20 Oca 20081 dakikada okunur
strateji hakkında konuşmak: yok olmamak için
iş dünyası diye tanımlanan dünyanın genellikle büyük şirketlerden ibaret sayılması (bkz. gazetelerin insan kaynakları ilaveleri) garip değil mi? business ve work kelimelerinin Türkçe'de aynı kelime ile karşılık bulması, birinden birini fazladan ya da sonradan kılıyor. her neyse, business anlamındaki iş dünyasına, kognitif bilimler ya da beyin araştırmaları alanındaki bilgileri aktardığım ya da aileler ve bireyler ile psikiyatr olarak çalışmalarımdan çıkardığım sonuçları payl
Yanki Yazgan
20 Oca 20083 dakikada okunur


merak eden yazsın 25 yıl öncesinin çizgisini
bu resmin yazısını merak eden bir okur olana kadar bekleyecegim. blogun ne süratte okunduğunu anlamak için... ( aradan bir gün geçer cuma günü alttaki paragrafla devam ederim) bu bloga 24 saat sonra eklenen not: sevgili okurlar ahmet z ve pınar; ikinize de teşekkür ederim; okunan bir yazı yazmak internet evreninde her kul'a nasip olmuyor:) peki bu resim neyin nesi? resimde gözüken bendeniz, 1982 yılında yayımlanan çizgili kitap adlı karikatür kitabındaki bölümümün girişindek
Yanki Yazgan
11 Oca 20081 dakikada okunur
Bir TV macerası vesilesiyle
programdaki görüşüm Geçenlerde bir TV programına “yorumcu” olarak çağrıldım; konu mutad: şiddet. Klişe laflar etmek ve dinlemek korkusuyla gittikten sonra, yan konulardan birisinin aydınların topluma örnek olma sorumluluğu olduğu anlaşıldı. Dindar gözükmenin, dini vecibeleri yerine getirmenin aydın çevrelerde ayıp sayıldığından, yadırgandığından gazetelere verdiği demeçle yakınan bir profesörün “böyle konuşmaması gereği” üzerine TV programında tartışma başladı. Açıkçası, bu f
Yanki Yazgan
11 Oca 20082 dakikada okunur


Kitabı Kimlere Adamıştık?
250 soruda kitabının şule ve benim için özel bir değeri var; kitabı, doktorluk mesleğini seçmemizde bize ilham kaynağı olmuş aile büyüklerimize adadık. hiç biri hayatta değil ne yazık ki, hepsini rahmetle anıyorum. Kİtapta mezuniyet tarihlerini de verdiğimiz aile büyüklerini kısaca tanıtayım. Dr Ali Kemali bey (Köse), Şule'nin babası, Kalecik doğumlu, Tıp fakültesinin 1952 mezunu, Ankara'da uzun yıllar serbest çocuk hekimliği yapmış, vakitsiz bir ölümle bizleri kendisinden yo
Yanki Yazgan
12 Eki 20071 dakikada okunur


Yeni bir kitap: 250 soruda
Dr Şule Yazgan (eşim ve çocuklarımın annesi) ile Açık Radyo'da 2000lerin başında birlikte yaptığımız Güzel Günler programı sırasında bir kitap fikri "doğdu", eşler iki çocuktan sonra çocuk değil beraber kitap yapsınlar, gibi bir fikir türetmeyin lütfen. Fikir şöyle değildi: beraber bir soru-cevap kitabı yazalım, herkes ezberlesin, biz de sınav yapalım filan... Tamam, ciddiyete dönüyorum: Cevabını bildiğimiz soruların yanısıra annebabaların da cevap üretmesine yardımcı olacak
Yanki Yazgan
12 Eki 20073 dakikada okunur
Küçük Otelde Mahalle Baskısı
küçük otellere gitmenin tatlı ve tatsız yanları vardır. şimdiye kadar hep tatlı yanlarını hissetmiştim, belki aynı yerlere gittiğim için. Değişiklik olsun ve belki bu mevsimde daha sıcak olur diye gittiğim, benim yer seçimim de yanlış olan, sekiz-on odalı güzel mi güzel binalı bir otelde kalırken, diğer odalardakiler kaynaşmış bütünleşmiş bir grup olarak otele vasıl olduklarında, mahalle baskısı denen durumu hissedebildim. Yok, gayet iyiyim, baskı yapanlara baskı yaptıklarını
Yanki Yazgan
12 Eki 20072 dakikada okunur


Masumiyetçi Muhafazakâr
“Kaybolmuş çocukluk yılları” ya da “tertemiz gençlik seneleri” gibisinden ne anlama geldiği pek anlaşılmasa da, gözlerimizi nemlendirmeye yeten klişeler nasıl olup da bu kadar etkililer? Hele çocukluk yıllarımıza, ya da “nerede o eski bayramlar”a, ya da “hey gidi günler hey”e dönüş fantezilerine ne dersiniz? Geride kalmış, ve bir daha da geri gelmeyecek dönemlere duyduğumuz özlemin kişisel hayatımızın “nostalji”leri dışındaki izdüşümlerini bir çok siyasi akımda görebiliriz.
Yanki Yazgan
21 Tem 20072 dakikada okunur


Kral mı, o da kim?
" kral çıplak" metaforu pek tutulur. genellikle (giyinik olduğunu hayal eden kralın ve onun hayaline bir biçimde katılan halkın tersine) gördüğünü söyleyerek "kral çıplak" diyen çocuk, yüceltilir. Herkes de kendisinin o doğruyu söylediği halde, kimsenin kulak asmadığı çocuk olduğu düşüncesindedir. Burada iki itirazım var: bir. çocuk, doğrucu ya da dürüst olmayı "seçtiği" için değil, o yaşlarda hayal gücünün gelişmemişliği ve kıvırtma/yalan söyleme becerisinin (evet, beceri) g
Yanki Yazgan
21 Tem 20071 dakikada okunur


Amerika'nın Sırrı
resimin altyazısı: Sır Broadway’de değilmiş. New Haven'da çalışmaktan aramaya fırsat bulamadığımız amerikan sırlarını bebeğimiz belki bulur diye geldigimiz bir Manhattan ziyaretinden görüntü (1995). Amerika'nın sırrından ne kastettiğimizi anlamak için yazıyı okumanızı rica edebilir miyim? yazı: Bu yazı geçen hafta new york'tayken yazılmıştı; şimdi biraz yabancılıyorum, onu bloguma istanbul'da yüklerken: amerika'nın sırrı Hayatın sırrını çözme ve (ev-otomobil ya da para kasas
Yanki Yazgan
7 Tem 20073 dakikada okunur


Senli Benli Siyaset
İbrahim Tatlıses’ten, bir önceki blog-notumda İbo diye söz etmeme şaşırmayın, bunu kabalık olsun, ya da olmayan bir samimiyete gönderme olsun, (siz “name dropping” diyordursunuz) diye söylemiyorum. Kendisini sunuş biçimi bu değil mi? Sadece o değil, Mehmet Ağar’ın afişlerindeki yazılar MEHMET Ağar şeklinde, "call me Mehmet" dercesine; ama, afişler ne derse desin, Ağar'ın birinci tekil şahıs ve ismen hitap edilmesi zor birisi olduğunu kabul edelim; belki “abi” demek, hitaplar
Yanki Yazgan
6 Tem 20071 dakikada okunur
bottom of page