top of page
Yankı Yazgan


Nasıl keşfedildim?
Yaşımdan küçük gösterme meselesi, tıp fakültesinden başlayarak başımın derdi olmuş bir durumdu. Doktorluk yaptığım çeşitli kurumlarda, "oğlum, doktor ne zaman gelecek?" ya da, sonradan öğretim üyesi olduğum zamanlarda, "hoca yok mu?" sorularına sinirli cevaplar vermemeyi öğrenene kadar gerçek yaşımı buldum. Hürriyet İK'nın sorduğu bir soru, çocuk ve 26 yaşında olduğum günlerin bir hatırasını canlandırdı. Fotografta Biga Merkez Sağlık Ocağı doktoru olduğum zamandan bir görüntü
Yanki Yazgan
16 Oca 20071 dakikada okunur


Biraz daha kıbrıs
bugün akşamdaki yazımda kıbrısın, nerdeyse 25 yıldır devam eden kararsız ruh durumundan çıkmışlığını anlatmaya çalıştım. hayatımın 14 ayını geçirdiğim adadaki askerlik yaşantısı zor olduysa da, öğretici ve perspektif değiştirici idi. o güne kadar yoksulluktan sünnet olamamış askerlerin sünnetinden tutun, adada yerleşik yaşlı ingiliz nüfusa doktorluk yapmaya kadar uzanan bir mesleki uygulama... marmite, şeftali kebabı, lamb curry gibi hayatta ilk kez karşılaştığım kıbrıslı ya
Yanki Yazgan
16 Oca 20071 dakikada okunur


Kıbrıs'tan eski bir yılbaşı kartı
1984’ü 85’e bağlayan yılbaşında arkadalarıma göndermek için hazırladığım, o zamanlar moda “you are in the army now” şarkısından esinli tebrik kartının bir kopyası, bendenizin, o günkü Kıbrıs’taki ruh halini de biraz yansıtmakta. Kıbrıs'ta çocuk doktorlarına ve ilgi duyanlara yaptığım bir sunumdan sonra çeyiz sandığına benzeyen kutularımdan çekip çıkarttığım karikatürü fotokopi ile çoğaltıp kart yapmak için bir bütün cumartesi harcamıştım (fotokopi makinesi bulabilmek için).
Yanki Yazgan
16 Oca 20071 dakikada okunur


1989 yılının sonu için bir karikatür
Cumhuriyet Bilim-Teknik için 1989'da yaptığım bir kapak karikatürü... O zaman daha mı makbul bir çizerdim, ne versem yayınlıyorlarmış adeta? 1989'dan 1990'a geçiş gerçekten çok güzel birçok şey getirmişti, bir tür fal bakma gibi oldu.
Yanki Yazgan
3 Oca 20071 dakikada okunur
Kariyerinizi kim etkiledi sorusuna cevap
Hürriyet İK'nın soruları iş hayatımızı kimin etkilediği çevresindeydi. Hayatımı etkileyenler, kariyerimi belirleyenler arasından seçim yapmak zor olmadı. Diğer katkıcıların etkisinin boyutu daha az ya da daha çok değil, ama seçtiğim kişinin yeri başka. Sorular ve cevapları: Hürriyet İK: Hayatta en çok etkilendiğiniz, iş hayatınızda örnek aldığınız kişi kim? Benim iş hayatım, 1983'ten bu yana, ülkemizin doğusunda ve batısında, ve A.B.D’de, daha ziyade hastalarım ve bilimsel
Yanki Yazgan
12 Kas 20062 dakikada okunur


Arkadaşının tahlilini yapmak
Lise defterlerinde anket sorularına cevap verdiğim arkadaşım S. kendisi hakkındaki değerlendirmemi yazmamı da istemişti. Oturup, onu "tahlil" ettiğim sayfalardan birisini, ukalalığıma sinir olarak, ama saf ve dolaysızlığıma da gizli bir sempati duyarak bloguma koymaya karar verdim. Sene: yine 1976. S. bu sayfaların kopyasını bana bir kaç yıl önce yolladığında şöyle demiş: "Sevgili Yankı, yirmi yedi yil önce benim hakkımdaki bu gözlemlerini okuduğumda ne düşündüğümü, ne hisse
Yanki Yazgan
12 Kas 20062 dakikada okunur


Fen lisesine başvururken
Ah, bu da tam lise giriş sınavları zamanından kalma bir kağıt. Elle doldurulan bir belge... Ergenlik heyecanı ile kendimi evden dışarı atarken, fen lisesi nedir, nasıldır, bilemeden.. Ankara'ya kadar gittim, o süratle. Bu arada o yıllarda Ankara'daki fen lisesi "one and only"idi. Şimdilerde okulun prestiji ne yazık ki o zamandakinden uzakta. 80'lerde FL modellenerek ülke çapında oluşturulan fen liseleri de ilk örnek için gösterilen gayretten fazla nasip almayınca, öğrenci
Yanki Yazgan
7 Kas 20061 dakikada okunur


Lise defterleri Mart 1976
Yandaki sayfayı ne kadar okuyabiliyorsunuz bilemem, ama lisedeki bir arkadaşımın muhafaza ettiği defterine yazılmış, sorulara cevaplar bölümünden bir alıntı... Geçmiş fotoğraflarda saçınıza başınıza ya da ceketinize filan sinir olabilirsiniz. Burada da benzer bir hisse kapıldım. Önce sinir oldum, sonra safiyane tavrıma karşı daha az acımasız olmaya karar verdim. Aynı arkadaşıma karakter analizi yapıp, davranışsal tavsiyeler verdiğim sayfaları da yayımlayacağım. Psikiyatr özen
Yanki Yazgan
7 Kas 20061 dakikada okunur


Pamuk, nobel, düşmanlar
Fransız meclisinin çıkarttığı yasa ile Orhan Pamuk'un nobel ödülünü alması tarihlerinin çakışması üzerine bir sürü yorum okudum. Bu iki olay arasında bir ilişki, hatta bir koordinasyon olması gerektiğine nasıl bu kadar kolayca inanıyoruz diye. İki durumun da aynı güne denk gelmesi ya da "getirilmesi", sadece 365 günden bir'den bile yüksek bir matematiksel olasılık, diye de düşünülemez mi? Teklif geçen yıl görüşüldüğü sırada yasalaşsaydı, nobel'i vermeyi bekleyemediler ya
Yanki Yazgan
15 Eki 20061 dakikada okunur


Efe mi ne?
Zorbalıktan söz ettiğim bu haftanın gazete yazısı nereden çıktı? Kendi adıma epey bir çocuğu bully etmiş olduğumu, epey bir çocuk tarafından da bully edilmiş olduğumu hatırlıyorum. Bunların bende ya da diğer çocuklarda iz bırakan yanları nelerdir, diye düşündüğümde, bu durumun eylemcisi ve mağduru arkadaşlarımla neredeyse 40 yıl sonra konuşuyoruz. Okul bahçesinde filan değil, yemek sofrasında... Bizde iz bırakan, bu durumlarda, büyüklerin almış olduğu pozisyon; aramızdaki ol
Yanki Yazgan
17 Eyl 20061 dakikada okunur


Geri dönülmez noktaların diyalogu
Cebimde devamlı bir defterle gezdiğimi, sonra da çıkartıp çıkartıp ona bir şeyler karaladığımı görenler bazen bir garip bakabiliyorlar. "The Break Up" filmini seyrederken çiziktirdiğim bir şey aşağıda... Sahne de şu: ayrılık kararı geri dönülemez şekilde yürürlüğe girmiş. Kadın erkeğe ondan bekleyip de, onun yapmadıklarını anlatmakta. Erkek renkten renge girmekte. "Ama ben nasıl bilebilirdim?" gibisinden bir cevapla.
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Özgür ruh
Ruhumuz özgür kaldığında ne yapar? Çalıp oynar diye düşündüm. Özgürlüğün sanki bir gün ulaşılacak, beklemekle gelecek cinsten bir şey olduğunu sandığım için de kendime şaştım.
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Zengin çocuğu mu, fakir babası mı?
En zengin 100 Türk'ten birisi olmak ister miydim? 100,000'de idare eder diye düşünenler vardır elbette. Zengin olmanın en büyük sıkıntısı, zengin çocuğu olmak kısmında. Yok, dalga geçmiyorum. Paranın en önemli değer, ama pek de kolay elde edilen, hatta elde edilmesine gerek bile kalmayan bir değer olmasından çocukların kafası karışıyor. Zenginlik de birkaç kuşak ömür sürüp, bitiyor. Bkz. büyük büyük dedelerin tarlaları, altınları hk. hikayeler ya da "buralar aslında bizimdi"
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Risk analizi
Savaşa asker gönderme konusu tartışılırken sürekli bir risk analizi lafı geçmekte... Risk analizini kendimce çizip gazeteye yolladıktan sonra evdekilere de gösterdim; yine hiç bir şey anlamadılar. Ama askerin asker olduğu ve nereye gittiği pek belli değil, üstelik gönderen de düzgün kılıklı bir adam... mış. Peki, sevmediğimiz karakterleri neden tipsiz ve zevksiz giyimli yapmak zorundayız? Temiz yüzlü, düzgün giyimli siyasetçilerden "yamuk yapan" olamaz mı?
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Kimlikler lütfen?
Akşam gazetesindeki ilk yazıdaki tanıtım kutusunu buraya da koysam iyi olur. Profil yerine... "İlk yazı ve nezaket gereği, kendimi tanıtmam, kimliğim hakkında fikir vermem iyi olur. En iyisi, kimlik kartlarımı göstereyim, dedim. Yıllar içinde edindiğim kimliklerin kartlarından birkaçını resimde görebilirsiniz: Otobüs yolcusu (İstanbul 79), sağlık ocağı tabibi (Oğuzeli 83), psikiyatr (New Haven 93), asteğmen (Girne 85), karikatürcü (İstanbul 78). Okurları saygıyla selamlıyoru
Yanki Yazgan
23 Ağu 20061 dakikada okunur


Break up
Yaz günlerini sıcakta eriyerek ya da klimalı odalarda donarak geçirenlerdenim. İstanbul yeterince güzel, ama başka yerlerde olmayı da istiyor canım. Başka yerlerde internete erişim pek olamayınca, ben de teknoloji nimetlerinden halâ tam yararlanamayınca, blogum blog olamıyor yine. Sinema ve gezme haberleri bloguna dönüştürürsek burayı Ağustos'un ilk haftasında, ailemizin romantik komedi kotasını doldurmak maksadıyla gittiğim Break Up ("ayrılık", belki bozuşma demek daha uygu
Yanki Yazgan
14 Ağu 20061 dakikada okunur
bottom of page