izmir'de 26 saat
Güncelleme tarihi: 11 Şub
izmir'de konferans vermek. 2 ayrı toplantı için İzmir’deydim. izmir'de olmak, hep çocuksu yanlarımı uyardığı için hem biraz gevşerim, hem de kendimi bu tür konuşmalarda müsamerelere katılan çocuk gibi hoş bir heyecan içerisinde hissederim. her ne kadar çocuk olarak müsamerelere pek uygun görülmediysem de, böyle bir heyecanın varlığını biliyorum bir biçimde... müsamerelere neden mi uygun görülmedim? ezberim zayıf, rol yapamam. yeteneğim yok, çalgı çalamam, dans edemem. öğremen ne yapsın? birisi, izmir Ekin Koleji’nin aileler için düzenlediği toplantıydı. okul hayatına ilişkin tatlı sevimli bir grupla söyleşi gibi, ama yine ben çok konuşandım. önce aileler ve öğretmenler. evsahipleri kitaplarıma ciddi biçimde göz gezdirmişler, bir çok ayrıntıyı yakalamışlardı. özellikle, izmir'de "bey" olarak anılmayı nasıl yadırgadığımı "yankı" olmaktan "yankı bey" olmaya, çocukluktan genç ve orta yaşlı olmaya geçişe değindiğim yazıya atıflar oldu. hoşuma gitti. dinleyiciler arasında herhalde bir 40 yıl önce aynı mandolin hocasından ders aldığımız iki kişi daha vardı. çoktan rahmetli olmuş izmir'in namlı müzik öğretmenlerinden fikri bey'den nasıl korktuğumu, mandolin kursundan nasıl kaçtığımı konuşmam sırasında hatırladım. sonra mühendisler, istatistikçiler, iekonomistler, işletmeciler. kinci konuşma ise, İzmir Makine Mühendisleri Odası’nın “yalın/6 sigma” adıyla iş ve sanayi dünyasına yönelik düzenlediği toplantıydı. ne işin var makine mühendisleri odasında, demeyin. toplantıyı düzenleyen emre (göktepe) amcamın torunu ve kuşakdaş akrabalarımdan, bir bayram yemeğinde izmir'de bahsedince, heveslenmiştim. her konuya maydanoz yanımı dürteleyen bir konu olduğu için, üretim, verimlilik, yeni uygulamalar, insanların yeni uygulamaları benimsemesi veya direnmesi... sonuçta değişime direnç hakkında derlediğim bilgileri içeren bir konuşma oldu. bant çözümünü ve konuşma kaydını becerebilirsem, siteye podcast olarak koyarım. merak edenlere... sorular. Konuşmalarımın benim için en tatlı anlarından birisi, sorular ve yorumlar bölümüdür. “kötüler neden daha iyi örgütlü?” "gençlere neden yol açılmıyor?" gibi bir çok soru ile zihnim aydınlandı. cevap neler yazdım, zaman içinde yazarım buraya veya şuraya... ipucu başlıklar: kötüler kötü olduklarının farkında mı? gençlik bir ruh halidir. öyleyse...? yiyip içme. izmir'de yiyip içmeye çok zaman kalmadı. gecenin bir vakti bir şeyler içtiğimiz tepekule adlı kongre merkezinin tepesindeki lokantayı da izmirden bal '77 eski arkadaşım osman tufan'ın işlettiğini giderayak öğrenmek hoş oldu. rakı çeşitlerini az bulduğumu söyleyip çocuğu biraz şaşırtarak iltifata başladım. nedense, bir eski arkadaşınızın yaptığı güzel bir işle karşılaştığında refleks olarak bir beğenmezlik refleksi ile çamur atma sadece bana özgü bir çocukluk alışkanlığı mı diye düşündüm. çok güzel yenilip içilen zevk sahibi bir yerdi, onu söylesem yeterdi:))
Yorumlar