top of page

magazin

Yazarın fotoğrafı: Yanki Yazgan
Yanki Yazgan
18 Nis 2008
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Şub

NTVde perşembe gecesi yayımlanan haydi gel bizimle ol programına ilişkin bir "magazin" yazısını akşam'da (21 nisan) yayımlamış olacağım. yzıya sığdıramadığım ya da uyduramadığım parça parça detaylara değineyim. öncesinde duyduğum nedensiz tedirginliğin, programda ve sonrasında hoş bir rahatlığa dönüştüğü bir etkileşim oldu. bir sürü konuya, çok akıllıca sorularla yanaştılar. sıkı hazırlık yapmış, işini ciddiye alan insanlar... pınar kür'ün yarın yarın adlı romanı lise yıllarımın kült romanı olmuş, beni, ergenlikte duyulan kuvvetli aşk özleminin cazibesi ile devrimci genç tipolojisine daha da bağlamıştı. romanın kadın kahramanının adını (Seyda) unutmamış olmam, bundan mı? elvan kelimesinin rengarenk anlamına geldiğini elinde her renkten balonla sevgilisinin karşısına çıkan genç adamdan öğrenmiştim. onu da unutmadım. öğrenmenin yüksek motivasyonla ilgisine kanıt arayan bunu kullanabilir. müjde ar'ın aşk-ı memnudaki rolü, bihter'e köle/uşak beşir'i (ki o nihal'i seviyordu) yakıştırmamın sebebini de anlayamadım gitti. belki, bihter'e daha az zarar verir, bihter'den de istediği sevgiyi alırdı. bütün bu düşüncelerin hangi duygulara karşılık geldiğini bugün bile yeterince anlayamıyorum. psikoterapiye dönmek gerek belki de...:) programdaki kadınlardan ikisini yarattıkları ya da canlandırdıkları kahramanlarla anlattığımı farkettim şimdi. yayın sırasında ise, hiç kurgusal bir yanları yoktu. sahici sahici sorular sordular, çalışkan yorumlar yaptılar. pınar kür'ün bir önceki kitabımı bile alıp titizce okumuş olmasından, kendime "gurur yaptım". arada hiç esirgemeden söylediği övücü sözlerden kendimi bir tür yazar gibi hissettim. müjde ar ise, tek kelime ile kıvrak sorular sordu; şaşırdım desem yalan olur. çiğdem anad'ı, gazetedeki yazıda da belirttiğim gibi, haber programlarındaki cesur duruşuyla ilişkilendiriyor zihnim hep. cesaretin korkmamaktan çok farklı birşey olduğunu düşündüren, dik durabilen bir yanı var. bunu kendisine de söylemek lazım. aysun kayacı'yı öncesinden bildikliğim az ("oy" tartışması hk düşündüklerii gazetede yazdım). mahzun, kırılgan bir hali vardı. akşam bitti. içimde kuvvetli bir saygı duygusu ile ayrıldım. bir sürü bir sürü mesaj geldi. yıllardır medyatik deyince insanlar kızıyor, savunmaya geçiyorum, "hayır öyle değilim" diye. bu sefer nedense hiç kızmadım:))

Son Yazılar

Hepsini Gör
FEELINGS RUN FASTER: A DISCUSSION WITH YANKI YAZGAN

İstanbul, hem sakinlerinde hem de ziyaretçilerinde güçlü duygular uyandıran bir şehir. Onu sevin ya da nefret edin, ondan kaçmak isteyin ya da onsuz yaşayamıyor olun, bir gerçek var: Bu şehir kimseyi

 
 
 
Sanayi313 Paper- Yankı Yazgan ile Röportaj

Hepimizin bu şehirde zamanında keşfettiği, belki kendine sakladığı ve gidip vakit geçirdiğinde iyi hissettiği yerler vardır; bir dükkân, bir yokuş, bir park… Sizin için İstanbul’un bu noktası neresi?

 
 
 

Yorumlar


bottom of page