kitaplar hakkında hep anlattığım bir sey
Güncelleme tarihi: 11 Şub
"Uzun cümleler:
Olayı anlattığımda eşim, “cümlelerin çok uzun, bazen takip etmek, anlamak çok zor oluyor, insan yoruluyor,” dedi. Olayı anlatayım. Geçenlerde kitapçıda oyalanıyorum; oyalanacak başka bir yer bulamadım mı, diye düşünebilirsiniz. Hayatımda en zevk aldığım faaliyet kitap karıştırmak ise, nerede oyalanayım? Dibinde durduğum kitap yığınının ardından “dr yankı ve şule yazgan yazmış” diye bir ses yükseldi. Tarifinden anladığım kadarıyla yaz aylarında yayımlanmış olan “250 soruda: çocuğunuz sizden ne bekliyor?” kitabımızı yanındaki daha genç sesli birisine gösteren bir hanım. Bu hanıma gözükmemek için, sanki görür görmez tanıyacakmış da bir tür ayıp olacakmış gibi, büzüştüm. Genç sesli olan (ve kitabı alması tavsiye edilen) hanım, “Ayy, o ne öyle... Çok kalın. Öğretici, ciddi bir şeye benziyor. İstemem öyle şey” diye cevap verince içime bir rahatlık geldi. Hani övüldüğünüzde kendinizi gergin hissederseniz; ters bir şey söylenmesi tatsız bir rahatlık verir. Artık ne yapacağınızı biliyorsunuzdur. Öyle oldu. Kitabı kendisiyle beraber yazdığımızı eşime hatırlatmayı unuttum. Cümlelerimi kısaltmam iyi olacak yine de..."
bu gazete yazılarımdan birisinden alınma...
beni neden konusmaci olarak çağırırlar, kitaplarımı neden okurlar, diye düsünürken öylece yazdıydım, daha doğrusu olay oluvermisti. ne cosku yaratırım, ne de motive ederim; cynical bir bakıs açısı ile, bol bol bilgi... Kitapçıdaki genç kadının dediği gibi. fazla ciddi, sıkıcı...
bunu tercih edenlerle aynı kafada olmak hosuma gidiyor aslında...

Yorumlar