top of page
Yankı Yazgan
İkinci Bölgenin Eniştesi, Birinci Bölgenin Dayısı
Baskın Oran tanıtımlarında da BASKIN kelimesi fazla önplana çıkıyor, ama ona da en samimi hitap şekli “Baskın hoca” olarak tutundu; ama, kendisine ilişkin bloglarda gördüğüm eleştirilerden başlıcası da, “üniversite hocası gibi konuşuyor” olması. Baskın Oran’ın ne hocası olarak konuşacağını belirtmemiş bu blogcu ! Toplumumuza yaranmak, daha doğrusu kendini beğendirmek, hele muhalif olma sebebi kronik huysuzluktan ibaret olan kesimlerin “hoşuna gitmek” zordur; insanı canından b
Yanki Yazgan
6 Tem 20071 dakikada okunur
Güzel şey söyleyen kazanır
İbrahim Tatlıses’i Okan Bayülgen’in seçim programında seyrettim; partisini neye göre seçtiğini anlatırken, “ insanların hoşuna giden, güzel şeyler ” söylüyor olmalarını gerekçelerden birisi olarak belirtti. Kötü şeyler duymak istemeyen insanların duymak istediği güzel şeyler’e örnek olarak gösterdiği: üniversiteye sınavsız girmek. Kendisi çok zorluk çektiği için başkalarının zorluk çekmesini istemediğini söyleyen Tatlıses nerede zorluk varsa, onu ortadan kaldıracak gibi... H
Yanki Yazgan
6 Tem 20071 dakikada okunur


Aşıya Gelen Antepli Kız 1983
Köylerde çocuklarını aşılatmaya pek hevesli olmayan, tavuk aşılatmayı tercih eden ailelerden bahsettigim bir yazıyı www.yankiyazgan.com da bulabilirsiniz. 1983'te adını hatırlamadığım bir köyde çektiğim yandaki fotoğraf, kendisi kalkıp da aşılanmaya gelen küçük köylü kızın yandaki fotoğrafı zihnimde o yıllara ait sayısız anıyı tetiklemeye yetiyor. Arkada duran cipte, Şoför Mustafa, Sağlık Memuru Şahin ve ebehemşireler Hicran ve tamam ile yaptığımız sayısız köy, gebe ya da ço
Yanki Yazgan
7 Haz 20071 dakikada okunur


Arkadaşlık
Doktorlara 1981 Ağustos'unda gelen zorunlu hizmet yükümlülüğü sonucunda, 1983 Ekim'inde kendimi, Gaziantep'in Oğuzeli kasabasının tek doktoru olarak buldum. Sonra bir dönem de Biga zorunlu hizmetim oldu, onun da fotoğrafı bir yerlerde olacak bu blogda. O dönemin hikayesi değil, bu notun amacı. Zorunlu hizmetin getirdikleri (ülkeyi tanımak, toplumun sağlığına bir damla olsun katkıda bulunabilmek) ve götürdükleri (kişisel hayatımı çok farklı bir mecraya sürüklemek gibi) etkiler
Yanki Yazgan
6 Haz 20071 dakikada okunur


Pamuk'tan karikatürü'ne ekleme
Orhan Pamuk'un Babamın Bavulu başlıklı Nobel ödülü konuşma metnindeki (yaş ve senelere ilişkin) hesap hatası hakkında sonradan kendisi ile konuşma fırsatı bulduğumda, bunun çok da farkında olmadığı, belki de pek önemsemediği, kanısına vardım. Bu konuya ilişkin başlangıçta yazdığım yazıyı okumayanlar için ........ Belki bir yazarda ya da bilim adamında yadırganmayacak cinsten bir savrukluğu, dalgınlığı yansıtan bu "hata"nın, iletişim yayınlarının kitaplaştırma sürecinde düzelt
Yanki Yazgan
22 May 20071 dakikada okunur


İzmir'de önce okulda sonra aile şirketlerine konferans ve hatırlattıkları
Yukarıdaki resim, dün Bornova Anadolu Lisesi'nin konferans salonunda, dönemin atmosferine uygun bir "background"la çekilmiş. Okuldaki konuşmadan dünkü "post"ta bahsetmiştim. Fotoğrafı bugüne kaldı. Bu hafta İzmir'de, bir yandan okulumu ziyaret ederken, bir yandan da aile şirketlerinin kurumsallaşması konulu bir kursta konuşma yaptım. Aile şirketleri ile ilgim ne, mi? İşin aile kısmı ile yıllardır içli dışlıyım. Şirket kısmı hakkında da, sora sora, Türk usulü anlayacağınız, b
Yanki Yazgan
9 May 20072 dakikada okunur


37 yıl sonra kolej yolunda
Yukarıda resmi gözüken yolu ilk kez yürüyeli 37 yıl olmuş. Bugün 37 yıl önce, (ortaokul) hazırlık sınıfına başladığım okula konferansçı olarak gittim. Yol, tanıyanların geçmişteki halini hatırlamasına izin verecek kadar, değişmiş; sağında solundaki tarlalar ve "jiro"ların çiftliği villalarla dolmuş olsa da. Anne babalar, öğrenciler, öğretmenlerle genç olma üstüne sohbet... O zaman, okulun sınavını kazanıp kazanamadığımı öğrenmek için annemle beraber Bornova İstasyonu'ndan, ko
Yanki Yazgan
8 May 20071 dakikada okunur


Ödülün ayrıntısı, haberin hüzünlendiren yanı
Yeni Yüzyıl'ın biraz abartılı bir başlıkla duyurduğu, "ödüllü" çalışmaların tam metinleri www.yankiyazgan.com da araştırmalarım sayfasında görülebilir. Bugün beni biraz hüzünlendiren, o zamanki bilimsel performansımın gerisinde kalmam... Bunu söylediğimde birçok kişi, içinde olduğumuz ortamla kıyaslayarak, kendime haksızlık ettiğimi söylüyor. Yazıp çizdiğim makaleler ve araştırma "paper"larının, (ülkemiz ortalamasına göre) başka ülkelerdeki bilimsel yayınlarda kaynak olarak
Yanki Yazgan
3 May 20071 dakikada okunur


1995'ten bir ödül
Bir başka blogda beni Roche ödülü aldığım günden tanıyan Ahmet Bey'den söz etmiştim. Roche ödülü nedir? 1990lı yıllarda sırayla değişik tıp dallarında verilen, psikiyatri'ye verilme sırası geldiğinde, bana da Amerika dönüşü Türkiye'deki ilk aylarda moral verip, bu ülkede kalsam dedirten bir ödül... Araştırmacılık yanımın daha kuvvetli olduğu bir dönemi hatırlatan bu konuyla ilgili bir gazete kupürü yanda. Bir başka blog yazısında da, ödüle konu olan beyin görüntülemesi çalışm
Yanki Yazgan
3 May 20071 dakikada okunur
Kitap kapağında resmi olmak
Bugün tasarımını yaptığım ve hazırlanmasına katkıda bulunduğum yıpranmadan yıpratmadan yönetmek adında bir stres yönetimi eğitim programının uygulama toplantısını ziyaret ettim. Toplantıya katılanlara "Kalp Çarpar..." kitabım hediye edilmişti. Katılımcılar (kitap hk) değişik görüşlerini aktardılar. Katılımcı Ahmet Bey (kimliğini açıkça yazıp yazmamı istemediğini birden hatırlayamadım) kitabımı zaten birkaç gün önce satın almış. İlgiyle okuduğunu söyledikten sonra, şakayla kar
Yanki Yazgan
1 May 20071 dakikada okunur


30 yıl önce bugün
Bu yıl ne çok şeyin 30uncu yılı... lise mezuniyet mesela. bugün ise bir tek şeyin 30uncu yılı. 1 Mayıs 1977. benim hayatımdaki yeri, bir tek benim için önemli; ama, benzeri ruh halinde çok insanla tanıştım 30 yılda... Ankara Fen Lisesinde son sınıf öğrencisiydim. yatılı, iddialı bir okul. ama ders dışındaki alanlara, özellikle siyasete, ülkemizin geleceğine çok ilgi duyuyordum. o yaştaki bir çok genç gibi.. (yandaki resim o yılların havasını yanıstıyor bence, sağdan ikinci be
Yanki Yazgan
1 May 20072 dakikada okunur
Çanakkale'deki bizim entellektüel
Murat Belge'nin biyografisinin çağrıştırdıklarını mart ayında yazdığımda, çok kişiye sıradan gelebilecek ama nedense unutmadığım bir anekdotu da ekleyeceğimi belirtmiştim. Çanakkale'de Kilitbahir motorlarının kalktığı rıhtımda bizim entellektüel (çift L yazım hatası lokantacıya ait) adında bir balık lokantasına gitmiştik, beni Biga'ya ziyarete geldiklerinde (1986 baharı). Murat lokantanın patronu ile sohbete daldığında, o zaman entelektüel kelimesi yeniden yaygınlık kazanma
Yanki Yazgan
1 May 20071 dakikada okunur
Murat Belge'nin İzmir ziyareti 1982
murat belge'nin biyografisi (tûba çandar) yayımlanıp, ben de hemen okuyunca aklıma yazacak çok fazla anı doluştu. murat belge'nin zarif fikir adamlığı yanını gazetedeki yazımda vurgulamıştım, benim için belirleyici bir yanı 1980ler boyunca dostluğu ile destek veren yanı olmuştur. evinde aile üyelerini bıktırıcı düzeyde devamlı bir misafir olduğumu biraz mahcup olarak hatırlamaktayım. ama muratın insanı yüreklendiren tarzı sonucu, misafirlikle yetinmeyip, yazı çizi hayatına fa
Yanki Yazgan
25 Mar 20071 dakikada okunur


Çocukların doktoru olmak
Sağlık ocağında çalıştığım sırada, günde 70-75 tane hasta görürdüm. Nedense, bunların çoğu çocuklardı. Herkesi tepeden tırnağa muayene etme “takıntı”m sebebiyle işim uzun sürer, geç saatlere kadar çıkamazdım. Bir gün kentin çocuk doktoru beni aradı; azarlayıcı bir tonda: “sen kendini çocuk doktoru olarak tanıtıyormuşsun..” Pratisyen hekim olarak çocuk baktığımı, ama böyle bir iddianın sözkonusu olamayacağını kendimce anlattım. Ama konu içime dert oldu. Ertesi gün sağlık ocağı
Yanki Yazgan
7 Mar 20071 dakikada okunur
Medyada kendime muzip demek!
yeni kitabımı gören gazeteci-televizyoncu okurlarımdan birkaçı programlarda ya da gazetelerinde yer vermeyi isteyince, bu ara medyaya dönüş yaptım:) sanki her hafta akşama, her ay farmaskopa, ve bu arada zaman zaman değişik yayınlara yazıp çizen ben değilim. şımarıklık işte:) medyatik şımarıklık örneklerinden birisini, business channel'ın seans arası programında kendimden "muzip" diye söz ederek verdim. belki laf kalabalığında arada kaynamıştır, belki kimse zaten seyretmemişt
Yanki Yazgan
1 Mar 20071 dakikada okunur


'Kalp çarpar'
yeni kitap yayımlamak zevkli. kitapçılarda, okur mesajlarında keyfi sürülecek cinsten. ben yine sorun bulurum; örneğin, niye bazı kitapçılarda öne çıkıyor da, bazılarında kitap ortada yok? Düşün dur, "acaba yapmam gereken bir şey mi var?" yoksa, " yapmamam gereken bir şey mi var?" Bu inceliklerle yayınevi ilgilenir herhalde derken, kitap kapağına ilişkin "bu ne surat?" ya da "yılların insafsızlığını sergileyen kapak" diye eleştiriler alınca, tekrar kafam karıştı. Kitabın ka
Yanki Yazgan
26 Şub 20071 dakikada okunur
bottom of page