top of page
Yankı Yazgan
strateji hakkında konuşmak: yok olmamak için
iş dünyası diye tanımlanan dünyanın genellikle büyük şirketlerden ibaret sayılması (bkz. gazetelerin insan kaynakları ilaveleri) garip değil mi? business ve work kelimelerinin Türkçe'de aynı kelime ile karşılık bulması, birinden birini fazladan ya da sonradan kılıyor. her neyse, business anlamındaki iş dünyasına, kognitif bilimler ya da beyin araştırmaları alanındaki bilgileri aktardığım ya da aileler ve bireyler ile psikiyatr olarak çalışmalarımdan çıkardığım sonuçları payl
Yanki Yazgan
20 Oca 20083 dakikada okunur


merak eden yazsın 25 yıl öncesinin çizgisini
bu resmin yazısını merak eden bir okur olana kadar bekleyecegim. blogun ne süratte okunduğunu anlamak için... ( aradan bir gün geçer cuma günü alttaki paragrafla devam ederim) bu bloga 24 saat sonra eklenen not: sevgili okurlar ahmet z ve pınar; ikinize de teşekkür ederim; okunan bir yazı yazmak internet evreninde her kul'a nasip olmuyor:) peki bu resim neyin nesi? resimde gözüken bendeniz, 1982 yılında yayımlanan çizgili kitap adlı karikatür kitabındaki bölümümün girişindek
Yanki Yazgan
11 Oca 20081 dakikada okunur
Bir TV macerası vesilesiyle
programdaki görüşüm Geçenlerde bir TV programına “yorumcu” olarak çağrıldım; konu mutad: şiddet. Klişe laflar etmek ve dinlemek korkusuyla gittikten sonra, yan konulardan birisinin aydınların topluma örnek olma sorumluluğu olduğu anlaşıldı. Dindar gözükmenin, dini vecibeleri yerine getirmenin aydın çevrelerde ayıp sayıldığından, yadırgandığından gazetelere verdiği demeçle yakınan bir profesörün “böyle konuşmaması gereği” üzerine TV programında tartışma başladı. Açıkçası, bu f
Yanki Yazgan
11 Oca 20082 dakikada okunur


Kitabı Kimlere Adamıştık?
250 soruda kitabının şule ve benim için özel bir değeri var; kitabı, doktorluk mesleğini seçmemizde bize ilham kaynağı olmuş aile büyüklerimize adadık. hiç biri hayatta değil ne yazık ki, hepsini rahmetle anıyorum. Kİtapta mezuniyet tarihlerini de verdiğimiz aile büyüklerini kısaca tanıtayım. Dr Ali Kemali bey (Köse), Şule'nin babası, Kalecik doğumlu, Tıp fakültesinin 1952 mezunu, Ankara'da uzun yıllar serbest çocuk hekimliği yapmış, vakitsiz bir ölümle bizleri kendisinden yo
Yanki Yazgan
12 Eki 20071 dakikada okunur


Yeni bir kitap: 250 soruda
Dr Şule Yazgan (eşim ve çocuklarımın annesi) ile Açık Radyo'da 2000lerin başında birlikte yaptığımız Güzel Günler programı sırasında bir kitap fikri "doğdu", eşler iki çocuktan sonra çocuk değil beraber kitap yapsınlar, gibi bir fikir türetmeyin lütfen. Fikir şöyle değildi: beraber bir soru-cevap kitabı yazalım, herkes ezberlesin, biz de sınav yapalım filan... Tamam, ciddiyete dönüyorum: Cevabını bildiğimiz soruların yanısıra annebabaların da cevap üretmesine yardımcı olacak
Yanki Yazgan
12 Eki 20073 dakikada okunur
Küçük Otelde Mahalle Baskısı
küçük otellere gitmenin tatlı ve tatsız yanları vardır. şimdiye kadar hep tatlı yanlarını hissetmiştim, belki aynı yerlere gittiğim için. Değişiklik olsun ve belki bu mevsimde daha sıcak olur diye gittiğim, benim yer seçimim de yanlış olan, sekiz-on odalı güzel mi güzel binalı bir otelde kalırken, diğer odalardakiler kaynaşmış bütünleşmiş bir grup olarak otele vasıl olduklarında, mahalle baskısı denen durumu hissedebildim. Yok, gayet iyiyim, baskı yapanlara baskı yaptıklarını
Yanki Yazgan
12 Eki 20072 dakikada okunur


Masumiyetçi Muhafazakâr
“Kaybolmuş çocukluk yılları” ya da “tertemiz gençlik seneleri” gibisinden ne anlama geldiği pek anlaşılmasa da, gözlerimizi nemlendirmeye yeten klişeler nasıl olup da bu kadar etkililer? Hele çocukluk yıllarımıza, ya da “nerede o eski bayramlar”a, ya da “hey gidi günler hey”e dönüş fantezilerine ne dersiniz? Geride kalmış, ve bir daha da geri gelmeyecek dönemlere duyduğumuz özlemin kişisel hayatımızın “nostalji”leri dışındaki izdüşümlerini bir çok siyasi akımda görebiliriz.
Yanki Yazgan
21 Tem 20072 dakikada okunur


Kral mı, o da kim?
" kral çıplak" metaforu pek tutulur. genellikle (giyinik olduğunu hayal eden kralın ve onun hayaline bir biçimde katılan halkın tersine) gördüğünü söyleyerek "kral çıplak" diyen çocuk, yüceltilir. Herkes de kendisinin o doğruyu söylediği halde, kimsenin kulak asmadığı çocuk olduğu düşüncesindedir. Burada iki itirazım var: bir. çocuk, doğrucu ya da dürüst olmayı "seçtiği" için değil, o yaşlarda hayal gücünün gelişmemişliği ve kıvırtma/yalan söyleme becerisinin (evet, beceri) g
Yanki Yazgan
21 Tem 20071 dakikada okunur


Amerika'nın Sırrı
resimin altyazısı: Sır Broadway’de değilmiş. New Haven'da çalışmaktan aramaya fırsat bulamadığımız amerikan sırlarını bebeğimiz belki bulur diye geldigimiz bir Manhattan ziyaretinden görüntü (1995). Amerika'nın sırrından ne kastettiğimizi anlamak için yazıyı okumanızı rica edebilir miyim? yazı: Bu yazı geçen hafta new york'tayken yazılmıştı; şimdi biraz yabancılıyorum, onu bloguma istanbul'da yüklerken: amerika'nın sırrı Hayatın sırrını çözme ve (ev-otomobil ya da para kasas
Yanki Yazgan
7 Tem 20073 dakikada okunur


Senli Benli Siyaset
İbrahim Tatlıses’ten, bir önceki blog-notumda İbo diye söz etmeme şaşırmayın, bunu kabalık olsun, ya da olmayan bir samimiyete gönderme olsun, (siz “name dropping” diyordursunuz) diye söylemiyorum. Kendisini sunuş biçimi bu değil mi? Sadece o değil, Mehmet Ağar’ın afişlerindeki yazılar MEHMET Ağar şeklinde, "call me Mehmet" dercesine; ama, afişler ne derse desin, Ağar'ın birinci tekil şahıs ve ismen hitap edilmesi zor birisi olduğunu kabul edelim; belki “abi” demek, hitaplar
Yanki Yazgan
6 Tem 20071 dakikada okunur
İkinci Bölgenin Eniştesi, Birinci Bölgenin Dayısı
Baskın Oran tanıtımlarında da BASKIN kelimesi fazla önplana çıkıyor, ama ona da en samimi hitap şekli “Baskın hoca” olarak tutundu; ama, kendisine ilişkin bloglarda gördüğüm eleştirilerden başlıcası da, “üniversite hocası gibi konuşuyor” olması. Baskın Oran’ın ne hocası olarak konuşacağını belirtmemiş bu blogcu ! Toplumumuza yaranmak, daha doğrusu kendini beğendirmek, hele muhalif olma sebebi kronik huysuzluktan ibaret olan kesimlerin “hoşuna gitmek” zordur; insanı canından b
Yanki Yazgan
6 Tem 20071 dakikada okunur
Güzel şey söyleyen kazanır
İbrahim Tatlıses’i Okan Bayülgen’in seçim programında seyrettim; partisini neye göre seçtiğini anlatırken, “ insanların hoşuna giden, güzel şeyler ” söylüyor olmalarını gerekçelerden birisi olarak belirtti. Kötü şeyler duymak istemeyen insanların duymak istediği güzel şeyler’e örnek olarak gösterdiği: üniversiteye sınavsız girmek. Kendisi çok zorluk çektiği için başkalarının zorluk çekmesini istemediğini söyleyen Tatlıses nerede zorluk varsa, onu ortadan kaldıracak gibi... H
Yanki Yazgan
6 Tem 20071 dakikada okunur


Aşıya Gelen Antepli Kız 1983
Köylerde çocuklarını aşılatmaya pek hevesli olmayan, tavuk aşılatmayı tercih eden ailelerden bahsettigim bir yazıyı www.yankiyazgan.com da bulabilirsiniz. 1983'te adını hatırlamadığım bir köyde çektiğim yandaki fotoğraf, kendisi kalkıp da aşılanmaya gelen küçük köylü kızın yandaki fotoğrafı zihnimde o yıllara ait sayısız anıyı tetiklemeye yetiyor. Arkada duran cipte, Şoför Mustafa, Sağlık Memuru Şahin ve ebehemşireler Hicran ve tamam ile yaptığımız sayısız köy, gebe ya da ço
Yanki Yazgan
7 Haz 20071 dakikada okunur


Arkadaşlık
Doktorlara 1981 Ağustos'unda gelen zorunlu hizmet yükümlülüğü sonucunda, 1983 Ekim'inde kendimi, Gaziantep'in Oğuzeli kasabasının tek doktoru olarak buldum. Sonra bir dönem de Biga zorunlu hizmetim oldu, onun da fotoğrafı bir yerlerde olacak bu blogda. O dönemin hikayesi değil, bu notun amacı. Zorunlu hizmetin getirdikleri (ülkeyi tanımak, toplumun sağlığına bir damla olsun katkıda bulunabilmek) ve götürdükleri (kişisel hayatımı çok farklı bir mecraya sürüklemek gibi) etkiler
Yanki Yazgan
6 Haz 20071 dakikada okunur


Pamuk'tan karikatürü'ne ekleme
Orhan Pamuk'un Babamın Bavulu başlıklı Nobel ödülü konuşma metnindeki (yaş ve senelere ilişkin) hesap hatası hakkında sonradan kendisi ile konuşma fırsatı bulduğumda, bunun çok da farkında olmadığı, belki de pek önemsemediği, kanısına vardım. Bu konuya ilişkin başlangıçta yazdığım yazıyı okumayanlar için ........ Belki bir yazarda ya da bilim adamında yadırganmayacak cinsten bir savrukluğu, dalgınlığı yansıtan bu "hata"nın, iletişim yayınlarının kitaplaştırma sürecinde düzelt
Yanki Yazgan
22 May 20071 dakikada okunur


İzmir'de önce okulda sonra aile şirketlerine konferans ve hatırlattıkları
Yukarıdaki resim, dün Bornova Anadolu Lisesi'nin konferans salonunda, dönemin atmosferine uygun bir "background"la çekilmiş. Okuldaki konuşmadan dünkü "post"ta bahsetmiştim. Fotoğrafı bugüne kaldı. Bu hafta İzmir'de, bir yandan okulumu ziyaret ederken, bir yandan da aile şirketlerinin kurumsallaşması konulu bir kursta konuşma yaptım. Aile şirketleri ile ilgim ne, mi? İşin aile kısmı ile yıllardır içli dışlıyım. Şirket kısmı hakkında da, sora sora, Türk usulü anlayacağınız, b
Yanki Yazgan
9 May 20072 dakikada okunur
bottom of page