top of page
Yankı Yazgan


Fen lisesine başvururken
Ah, bu da tam lise giriş sınavları zamanından kalma bir kağıt. Elle doldurulan bir belge... Ergenlik heyecanı ile kendimi evden dışarı atarken, fen lisesi nedir, nasıldır, bilemeden.. Ankara'ya kadar gittim, o süratle. Bu arada o yıllarda Ankara'daki fen lisesi "one and only"idi. Şimdilerde okulun prestiji ne yazık ki o zamandakinden uzakta. 80'lerde FL modellenerek ülke çapında oluşturulan fen liseleri de ilk örnek için gösterilen gayretten fazla nasip almayınca, öğrenci
Yanki Yazgan
7 Kas 20061 dakikada okunur


Lise defterleri Mart 1976
Yandaki sayfayı ne kadar okuyabiliyorsunuz bilemem, ama lisedeki bir arkadaşımın muhafaza ettiği defterine yazılmış, sorulara cevaplar bölümünden bir alıntı... Geçmiş fotoğraflarda saçınıza başınıza ya da ceketinize filan sinir olabilirsiniz. Burada da benzer bir hisse kapıldım. Önce sinir oldum, sonra safiyane tavrıma karşı daha az acımasız olmaya karar verdim. Aynı arkadaşıma karakter analizi yapıp, davranışsal tavsiyeler verdiğim sayfaları da yayımlayacağım. Psikiyatr özen
Yanki Yazgan
7 Kas 20061 dakikada okunur


Pamuk, nobel, düşmanlar
Fransız meclisinin çıkarttığı yasa ile Orhan Pamuk'un nobel ödülünü alması tarihlerinin çakışması üzerine bir sürü yorum okudum. Bu iki olay arasında bir ilişki, hatta bir koordinasyon olması gerektiğine nasıl bu kadar kolayca inanıyoruz diye. İki durumun da aynı güne denk gelmesi ya da "getirilmesi", sadece 365 günden bir'den bile yüksek bir matematiksel olasılık, diye de düşünülemez mi? Teklif geçen yıl görüşüldüğü sırada yasalaşsaydı, nobel'i vermeyi bekleyemediler ya
Yanki Yazgan
15 Eki 20061 dakikada okunur


Efe mi ne?
Zorbalıktan söz ettiğim bu haftanın gazete yazısı nereden çıktı? Kendi adıma epey bir çocuğu bully etmiş olduğumu, epey bir çocuk tarafından da bully edilmiş olduğumu hatırlıyorum. Bunların bende ya da diğer çocuklarda iz bırakan yanları nelerdir, diye düşündüğümde, bu durumun eylemcisi ve mağduru arkadaşlarımla neredeyse 40 yıl sonra konuşuyoruz. Okul bahçesinde filan değil, yemek sofrasında... Bizde iz bırakan, bu durumlarda, büyüklerin almış olduğu pozisyon; aramızdaki ol
Yanki Yazgan
17 Eyl 20061 dakikada okunur


Geri dönülmez noktaların diyalogu
Cebimde devamlı bir defterle gezdiğimi, sonra da çıkartıp çıkartıp ona bir şeyler karaladığımı görenler bazen bir garip bakabiliyorlar. "The Break Up" filmini seyrederken çiziktirdiğim bir şey aşağıda... Sahne de şu: ayrılık kararı geri dönülemez şekilde yürürlüğe girmiş. Kadın erkeğe ondan bekleyip de, onun yapmadıklarını anlatmakta. Erkek renkten renge girmekte. "Ama ben nasıl bilebilirdim?" gibisinden bir cevapla.
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Özgür ruh
Ruhumuz özgür kaldığında ne yapar? Çalıp oynar diye düşündüm. Özgürlüğün sanki bir gün ulaşılacak, beklemekle gelecek cinsten bir şey olduğunu sandığım için de kendime şaştım.
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Zengin çocuğu mu, fakir babası mı?
En zengin 100 Türk'ten birisi olmak ister miydim? 100,000'de idare eder diye düşünenler vardır elbette. Zengin olmanın en büyük sıkıntısı, zengin çocuğu olmak kısmında. Yok, dalga geçmiyorum. Paranın en önemli değer, ama pek de kolay elde edilen, hatta elde edilmesine gerek bile kalmayan bir değer olmasından çocukların kafası karışıyor. Zenginlik de birkaç kuşak ömür sürüp, bitiyor. Bkz. büyük büyük dedelerin tarlaları, altınları hk. hikayeler ya da "buralar aslında bizimdi"
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Risk analizi
Savaşa asker gönderme konusu tartışılırken sürekli bir risk analizi lafı geçmekte... Risk analizini kendimce çizip gazeteye yolladıktan sonra evdekilere de gösterdim; yine hiç bir şey anlamadılar. Ama askerin asker olduğu ve nereye gittiği pek belli değil, üstelik gönderen de düzgün kılıklı bir adam... mış. Peki, sevmediğimiz karakterleri neden tipsiz ve zevksiz giyimli yapmak zorundayız? Temiz yüzlü, düzgün giyimli siyasetçilerden "yamuk yapan" olamaz mı?
Yanki Yazgan
3 Eyl 20061 dakikada okunur


Kimlikler lütfen?
Akşam gazetesindeki ilk yazıdaki tanıtım kutusunu buraya da koysam iyi olur. Profil yerine... "İlk yazı ve nezaket gereği, kendimi tanıtmam, kimliğim hakkında fikir vermem iyi olur. En iyisi, kimlik kartlarımı göstereyim, dedim. Yıllar içinde edindiğim kimliklerin kartlarından birkaçını resimde görebilirsiniz: Otobüs yolcusu (İstanbul 79), sağlık ocağı tabibi (Oğuzeli 83), psikiyatr (New Haven 93), asteğmen (Girne 85), karikatürcü (İstanbul 78). Okurları saygıyla selamlıyoru
Yanki Yazgan
23 Ağu 20061 dakikada okunur


Break up
Yaz günlerini sıcakta eriyerek ya da klimalı odalarda donarak geçirenlerdenim. İstanbul yeterince güzel, ama başka yerlerde olmayı da istiyor canım. Başka yerlerde internete erişim pek olamayınca, ben de teknoloji nimetlerinden halâ tam yararlanamayınca, blogum blog olamıyor yine. Sinema ve gezme haberleri bloguna dönüştürürsek burayı Ağustos'un ilk haftasında, ailemizin romantik komedi kotasını doldurmak maksadıyla gittiğim Break Up ("ayrılık", belki bozuşma demek daha uygu
Yanki Yazgan
14 Ağu 20061 dakikada okunur


Erkek adam ne yapmaz?
Erkek ile erkek adam arasında bir fark olduğunu hatırlatarak başlayayım. Erkek adam, ağlamaz malûm... Peki ama, güler mi? Güler gülmesine de, ne kadar güler? Elinize bir cetvel ya da mezura alın. Erkek adamın güler pozda bir resmini bulun. Gülümsemesinin ya da sırıtışının en’ini, genişliğini ölçün. Bilinen o ki, insan ağzını ne kadar yayarak, kulaklarına yaklaştırarak gülüyorsa, kandaki erkeklik hormonu testosteron düzeyi de o kadar düşüktür. Testosteronu yükseldikçe, erkek a
Yanki Yazgan
29 Tem 20061 dakikada okunur


Erkek adamın parmağı ve testosteron
Testosteron düzeyi ile beyin gelişimi arasındaki ilişkiye değinen bir yazı için hazırladığım çizgi... Sol elin işaret parmağı, yüzük parmağından uzun olduğu ölçüde testosteron düzeyi (özellikle anne karnında olduğumuz zamanda beynimize püskürtülmüş olan kısımı) da yüksek olmakta... Bu da beynimizin organizasyonunu daha erkeksi kılıyor. Bunun önemi ne mi? Sadece, kadınlar ve erkeklerin beyin yapılarının, bazen diğer cinse özgü olabileceğini, bazı erkeklerin kadınlara, bazı kad
Yanki Yazgan
29 Tem 20061 dakikada okunur


Talih kuşu
19 Haziran'da Akşam'da yayımlanacak yazının eşlikçisi olarak hazırladığım bu karikatür, epeyce dönüp dolaştıktan sonra hazır oldu. Kendi kendine eğlenmek için değil de, birkaç yüz bin kişinin okuduğu bir gazetede yayımlansın diye karikatür çizdiğimde ya da yazı hazırladığımda, nedense işler daha yavaş ve tutuk gidiyor.
Yanki Yazgan
17 Haz 20061 dakikada okunur


Kimsenin iyileşmek istemediği hastalık
Aşıkken beynimiz nasıl işler sorusunun cevabını araştırmak için en kestirme yol, annelerin bebeklerine bakarken çekilen beyin MR'larına bakmak olabilir. Romantik aşk ile anne-bebek "aşk"ı/sevgisi arasındaki örtüşmeye her değindiğimde, salonda şöyle bir kımıldanma olduğunu hissediyorum. Bu kımıldanma biraz huzursuzluk, biraz heyecan, biraz da şaşkınlık duygusu içeriyor gibi... Hele beyinde o anda en aktif olan alanların, hangi duygularla ilişkili olduğunu açıklayınca, heyecan
Yanki Yazgan
14 Mar 20061 dakikada okunur
Ziraat Bankası'nda iki seminer
Konuşmacı olarak çağrıldığım yerlerde, öğrettiğimden fazlasını öğreniyorum desem abartı olmaz... Mart ayının ilk günü Ziraat Bankası'nın eğitim merkezindeydim. Konuşmalarımın içeriği bildikti; yazılarımda değindiğim konular: karar mekanizmaları, risk değerlendirme, beynimizin bütün bu süreçteki rolü... beyin ile düşünce arasındaki ilişkiye değindiğim konuşmalarda, bir de demirbaş konu var: pozitif düşünmek zorunda mıyız? Pozitif düşünme adı altında, negatif sayılan her türlü
Yanki Yazgan
11 Mar 20061 dakikada okunur


Ayrılık tatlı bir keder
Geçen cumartesi Tarabya'da tarzını beğendiğim bir çocuk yuvasında (atölye), yuvanın sahibi ve yöneticisi psk. Başak Kerimoğlu'nun biraraya getirdiği anne babalarla bir söyleşi yaptım. Son bir kaç yılda, daha ziyade İstanbul dışında yaptığım bu tip anne baba konuşmalarını İstanbul'da yapmayı unutmuşum... Gerçek anlamda bir söyleşi oldu, en çok ben konuştum, ama benden başka konuşanlar da oldu. Hiçbir sorunu fazla çözemedik ama, benim kafamda yeni sorular ve yeni cevaplar doğur
Yanki Yazgan
1 Şub 20061 dakikada okunur
bottom of page