top of page

yy'nin kitap sepeti 14 ekim 08

Yazarın fotoğrafı: Yanki Yazgan
Yanki Yazgan
14 Eki 2008
1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Şub

Kitaplar Ne çok kitap var kitapçılarda. Benim gibi, “boş” zamanının çoğunda Remzi’nin akmerkez, kanyon, mayadrom mağazalarına neredeyse bir tür rotasyon sistemiyle gidip, kitaplara bakan, “hangisini almasam?” diye kendini tutmakla avarelik edenler için çok kitap, iştah patlamasından mide fesadına uğrama olasılığı yüksek bir ziyafet sofrası gibi. Bu hafta ne aldım? Kenara koyup, ilk ve son sayfalarını okuyup, belki bir gün tamamını okurum diye ayırdığım kitapları atlıyorum. O noktada kendimi bir pul koleksiyoncusuna benzetip rahatlıyorum; nasıl o koleksiyoncu aldığı pulları zarfa yapıştırsın diye almıyor, pulları pul defterine yerleştirip seyretmekten zevk duyuyorsa, bazı kitapların elimde bulunması, onların rafta olduğunu görmek bana bir zevk, daha önemlisi iç rahatlığı ve huzur veriyor. Karar verdim, her hafta satın aldığım kitapları bloguma yazacağım bundan böyle; (www.yankiyazgan.blogspot.com) okurlarla en azından bir kitapdaşlık oluşturabilmek hoş olabilir. Kitap sepetine bir bakalım. Genç felsefeciye mektuplar (Christopher Hitchens); Mahalle Baskısı (Ruşen Çakır); Kapana Sıkışanlara (Tarhan Erdem), Ötekiler için Sivil İtaatsizlik Rehberi (Ümit Kardaş)... Araya kısmış bir DVD, I’m not there (Beni Orada Arama), Todd Haynes’ten Bob Dylan biyografisi. Microtrends (Mark Penn) diye bir başka kitap. Bu hafta roman, öykü yok. Masumiyet Müzesi okuması ancak bitti, sindirimi devam eder. Dün Serdar Turgut ile söyleşimizde kitaba sevgimi anlattım zaten. Reklamlarına yazmışlar, “aşk romanı” diye, ya seversin, ya nefret edersin.

Son Yazılar

Hepsini Gör
FEELINGS RUN FASTER: A DISCUSSION WITH YANKI YAZGAN

İstanbul, hem sakinlerinde hem de ziyaretçilerinde güçlü duygular uyandıran bir şehir. Onu sevin ya da nefret edin, ondan kaçmak isteyin ya da onsuz yaşayamıyor olun, bir gerçek var: Bu şehir kimseyi

 
 
 
Sanayi313 Paper- Yankı Yazgan ile Röportaj

Hepimizin bu şehirde zamanında keşfettiği, belki kendine sakladığı ve gidip vakit geçirdiğinde iyi hissettiği yerler vardır; bir dükkân, bir yokuş, bir park… Sizin için İstanbul’un bu noktası neresi?

 
 
 

Yorumlar


bottom of page