top of page
Yankı Yazgan
Facebook'a ara verdim
facebook hesabında (yankiyazgan.com) yönetim sorunları çıkınca, kapattım gitti. kullanmayı öğrenene kadar:) twitter aç, facebook'da ol diyen genç dostlarımın bir de kurs vermeleri gerekiyor. açınca söylerim.
Yanki Yazgan
16 May 20111 dakikada okunur
Tekrar Başlamak
anlamsız, bencilce sebeplerden dolayı "mahkeme kararı ile" yayımı kesilen blogspot türkiye'deki hayatına dönünce, ben de buraya eklemelere başladım. arada facebook'a kişi olarak değil ama yankiyazgan.com "kurum"u olarak bir "fanpage" açtık. beslemesi zor bir alan oldu; ayrıntıları öğrenmek bir meseleymiş. okunurluk konusu ise facebook'ta biraz daha ilginç; hızla "arkadaşlık" teklifleri geldi, ama ben arkadaşlıktan ziyade okurluk amaçlı kurduğum için fanpage özelliklerini takv
Yanki Yazgan
2 May 20111 dakikada okunur
Tam bir nefes alacakken
popüler içerikte veya bilimsel toplantılardaki konuşma trafiği biraz hafiflemişken eksiklerimi tamamlarım diye düşünürken sonunda gelip beni buldu, "grip". birkaç gündür sağdan soldan yoklamasını ciddiye almayıp, bütün bir cumartesiyi çalışmak yerine sokaklarda geçirmemin bedeli ağır oldu :)
Yanki Yazgan
13 Şub 20111 dakikada okunur
Konuşma Hazırlıkları
ocak ayı keyifli konuşmalar, etkin dinleyici katılımı olan seminer ve konferanslar ile geçti. konuşmalar vesilesiyle girdiğim etkileşimler bana çok şey kazandırıyor. doktor olarak, neredeyse 28 yıldır, değişik sebeplerle ve yollardan bana, çalıştığım kurumlara gelmiş hastalarımın, ailelerinin gündelik sorunlarını, ciddi hastalıklarını ve bunların yarattığı dertleri dinlerken, anlamaya ve aşmalarına kılavuzluk yapmaya çalışırken öğrendiklerim mesleki birikimimin çok önemli bir
Yanki Yazgan
5 Şub 20111 dakikada okunur
Kötümser Akıl, İyimser İrade
son 2 hafta içinde konuşma ve toplantı trafiği yine hızlandı. bilimsel ya da meslek grupları ile buluşmalar her zaman öğretici, her zaman geliştirici. okul konuşmalarımın sayısı ise, 15 yıl kadar önce ilk konuk konuşmacılık deneyimim olarak gittiğim okul olan eyüboğlu'ndan bu yana herhalde 100 özel ya da kamu okulunu geçmiştir. tıp fakültesinden, muayenehanemden, evimden ya da başka aktivitelerimden kalan sınırlı zamanı kullansam da, konuşmacılık "kariyeri" giderek daha çok k
Yanki Yazgan
21 Oca 20111 dakikada okunur


Söz Uçmuş Yazı Kalmış
bu da yeni kitabın kapağı. bugün yarın raflarda olmalı.
Yanki Yazgan
21 Ara 20101 dakikada okunur


Açık arttırmadaki kitap ve bir okulun mezunu olmak
bir kaç yıl önce "çok satan" kitaplardan birisi olan KÇBB çıktığında, mezunu olduğum ankara fen liseliler balosundaki açık arttırmaya konsun diye bir kitabıma el yazısı ile eklemeler yapmıştım. sayfaların kopyalarını çıkartmış, ve her seferinde olduğu gibi, koyduğum yeri bulamamıştım. az önce buldum, kaybolmasınlar diye herkesin gözü önüne koyuyorum. bir okulun mezunu olma kavramı üzerine daha uzunca yazabilirim. hele günümüzde her okulun camiası veya birbirlerine destek oluş
Yanki Yazgan
21 Ara 20101 dakikada okunur
Coaching bilimsel bir zemine oturtulabilir mi?
İş dünyası, aile şirketleri, ekonomi ve psikoloji ilişkileri üzerine kafa yorduğumu web ve blogumda yazıp çizdiklerimden izliyor olabilirsiniz. Bu çerçevede psikoterapi, psikoloji ve psikiyatrinin kılavuzluk işlevini nasıl yerine getireceği üzerine beraberce uzun süreler kafa yorup işbirliği yaptığım üç Amerikalı meslekdaşımla birlikte “executive coaching” in (iş/kişisel) hayatımızdaki yeri ve etkisi üzerine bir panelde konuşacağız. 13 Aralık pazartesi günü saat 16’da Cibali’
Yanki Yazgan
7 Ara 20102 dakikada okunur


Kırıntıları toplarken: yeni kitap için önsöz
Sofradan kırıntı toplamayı severim. Ziyan olmasın diye mi, ya da bir kırıntıyı bile ziyan etmiyor olmaktan keyif aldığım için mi, belirsiz. Yemeklerin artanından yeni yemekler üretmeyi de severim. “Dünkü bamya” soslu spagettim meşhurdur; ançuvez ve peynir ilavesiyle farklılaştırılmış olsa da, aynı bamya varlığını başka bir tabakta sürdürür. Bir tür ölümsüzlük kazandırırım. Eski yazılarıma da ekmek kırıntısı ya da dünkü yemekten arta kalan gibi baktığımı söylediğimde, bir çok
Yanki Yazgan
7 Ara 20103 dakikada okunur
Palimsest Kitap
yeni kitabım "Söz UçmuşYazı Kalmış"ın editörlüğünü yapan Handan Akdemir, arka kapak için hazırladığı yazıda kitabı bir palimsest olarak tanımlamış. ingilizce yazılışıyla "palimpsest", tam kelime anlamı ile: "A palimpsest is a manuscript page from a scroll or book from which the text has been scraped off and which can be used again", bir parşömen kağıdı, üzerindeki tabakalar kazınıp başka bir yazma amacıyla tekrar kullanılabilen anlamına. Tarihçilere bakarsanız, "the way peopl
Yanki Yazgan
7 Ara 20101 dakikada okunur
Akıllı Tahta
bazı okullarımızda akıllı tahtalarımız var. eğitim yöneticileri bunu şişinecek böbürlenecek bir durum olarak görüyorlar. hiç olmazsa, "tahtalar akıllı" diye biraz rahatlayabilir miyiz acaba?
Yanki Yazgan
30 Kas 20101 dakikada okunur
İltifat ise marifetim ne?
aşağıdaki alıntılar bana son bir iki hafta içinde gelen emaillerden: üzülsem mi, sevinsem mi, bilemediğim türden ruh hallerine girdiğim durumlardan ....Yine bu kitap ( onlar benim kahramanlarım, doğan cüceloğlu , yy notu)sayesinde Yankı Yazgan hakkında edinmiş olduğum bir ön yargıdan kurtuldum.Gerek medya gerekse tv'lerden edindiğim izlenimler ile Yankı Yazgan'ı kalburüstü bir ailenin okumuş ve kolay başarıya ulaşmış bir bireyi olarak yine ailesinin sayesinde medyatik olan b
Yanki Yazgan
30 Kas 20101 dakikada okunur
TV Macerası 2: Aklayıcı olmak istemedim
Bir TV programına davet edildiğimde yanımda kim vardır vs sormak adetim pek yoktur. Bunu sormayı da ayıp saydığım için biraz. Misafirliğie gideceğinizde (bu misafirlik kelimesi de ne kadar yaşlı işi kaçtı değil mi?) başka kim geliyor merak etseniz bile sormamak gibi... Bu huyum birkaç kez geri tepti; örneğin, bir keresinde susmak bilmeyen ve açıkçası bilimden ve mantıktan yoksun bir şekilde konuşarak birbirleriyle kapışan benden yaşça büyük iki psikiyatrın arasında kalmıştım.
Yanki Yazgan
21 Kas 20102 dakikada okunur
TV Macerası 1: Gıcıklık parayla değil ya
bir kaç ay önce davet edildiğim bir başka TV programında (genel olrk yayın çizgisini beğendiğim bir programdı, ama o gün "bana alışık olmayan" bir sunucu vardı), gençlerin neden böyle olduğundan şikayet eden annebabaların kendilerinin köşe dönme ve kolay zahmetsiz yoldan para kazanma kültürünün ne kadar parçası olduklarını düşünmeleri gerektiğini söylediğimde, sunucu renkten renge girmeye başladı. bana tersçe bakmakla kalmadı, ben ayrılıp giderken rahatlamanın rehaveti ile gü
Yanki Yazgan
21 Kas 20101 dakikada okunur


Sadece Benim İçin
Ağustos ayında dostum ve hocam Jim Leckman (yazılarımda zaman zaman ismi geçen, çok önem verdiğim bir insan) çok sevdiği İstanbul'a gelmişti. birlikte gezip tozma yanısıra, zor vakalar hk da konuştuk. Bu çocuklardan birisini beraberce görüp, hayatını nasıl kolaylaştırırız diye düşündüğümüz bir sabah saatinde, tiklerini bir türlü kontrol edemediğimiz bu çocukla uzunca konuştuk. konuşmanın sonunda çocuğa "ne dersin, dr leckman'a sen bir soru sormak ister misin, son söz olrk?" d
Yanki Yazgan
17 Kas 20102 dakikada okunur
Yolculukta "the naive and the sentimentalist" olmak
son iki aydır, konferans vermek, konferans dinlemek, yeni şeyler öğrenmek, bazen öğretmek amacıyla İstanbuldan sıkça uzak kaldım. bir süre sonra zor gelebilen bu yolculukların en sevdiğim yanı kitapçılardaki gezinti kısmı. 15 gün önceki ABD gezisinde tam Harvard College kampüsünün karşısındaki kitapçının vitrininde Orhan Pamuk'un 2009'da yaptığı dizi konuşmaların metinlerinden oluşma "the naive and the sentimentalist novelist" kitabını gördüğümde, madalya töreninde istiklal m
Yanki Yazgan
17 Kas 20102 dakikada okunur
bottom of page