top of page
Yankı Yazgan
Romancının Safı ile Düşüncelisi
Orhan Pamuk’un “the naive and the sentimental novelist” adı altında bir kitapta toplanmı ş olan Harvard Üniversitesi’nde verdi ğ i dizi konferansları Türkçe’de de yayımlanıyor. Kitaba “saf ve dü ş ünceli romancı” isminin verildi ğ ini gördüm. Bu tercümeye itiraz edebilir miyim? Türkçe'de konan ba ş lıktan sanki tek bir romancının iki özelli ğ inden bahsediliyormu ş gibi bir anlam çıkıyor. Oysa, Pamuk kitapta iki ayrı yazar tipinden söz ediyor; biri “naive” ya da saf, içinde
Yanki Yazgan
15 Kas 20112 dakikada okunur
Sihirbaz, Kimyacı, Felsefeci, Astrolog
Sihirbaz, kimyacı, felsefeci,astrolog. Psikoterapi devrini kaçırmış bir ülkede bu fırsat nasıl yakalanabilir? Karşındakini anlayabilme sanatı ile biyolojik bilimleri doğası gereği en iyi ve en çok birleştiren (birleştirmesi beklenen) psikiyatri eğitimi hakkında 1991'de psikiyatri uzmanlık eğitimimi yeni tamamladığım bir dönemde yazdığım bir yazı, meslekten okurlara ilginç gelebilir. Yazıda Karasu'nun Frost'tan aktardığı gibi, yeni çağın psikiyatrı en azından "sihirbaz, kimyac
Yanki Yazgan
13 Kas 20111 dakikada okunur


Adalet(i) Dağıtmak
Türkçe'den İngilizce'ye tercüme ile mücadele ettiğim günlerde adalet dağıtmak ile adaleti dağıtmak arasındaki fark nedense dikkatimi çekiverdi. bugün gazeteye yetiştiremediğim çizgiyi buraya yükleyeyim dedim.
Yanki Yazgan
12 Kas 20111 dakikada okunur


Nasolsa Ölecez
kurban bayramında kuzu kuzu kesilmeyi bekleyen koçları görünce aklıma gelenleri çizdim. çok iyimser oldukları için mi, yoksa bir göreve getiriyor olmanın huzurunu hissettikleri için mi, artık bilemem, öylece durmalarını ilk bakışın akla getireceği gibi bir acizlik olarak görmedim.
Yanki Yazgan
12 Kas 20111 dakikada okunur
Hayal ile Proje
'başkalaşım ise (değişimcilikten) şu farkla ayrılır: hiçbir reçete önermez; topyekun, ani ve sonunun nereye varacağının baştan bilinmediği bir başkalaşma hayal eder. Böyle olunca da, gerek siyasetçinin gerekse teklif sahibi aydının projesi olamaz; olsa olsa sanatçının hayali olabilir' (Jale Parla ile Remzi kitabevinin bülteninde yapılmış bir röportajdan, I Zileli). nedense burada çok iyi bir ifadesini bulan düşünce yıllar sonra tekrar karşılaştığım çok eski bir sevgili arkada
Yanki Yazgan
12 Kas 20111 dakikada okunur
'Bayramda ziyaret âdet, evde bulamamak oh ne saadet'.
ardarda dizilmiş bayram ziyaretleriyle uzayıp giden (çocuklar için) bitmek bilmeyen günler günümüz orta ve üstorta sınıfının gündeminden silinmekte. ama çocukluk anılarımızın parçası olan bu duruma bizi sürükleyen anne-babalarımızın zili ilk çalışta açılmayan kapılarda bir an evvel kartvizitlerini sıkıştırıp gitme telaşına şimdi anlam verebiliyorum. onların bile bazen isteksizce gerçekleştirdiklerini anladığım bu ziyaretleri özleme çağındayım. izmir'de bir bayram ziyaretinde
Yanki Yazgan
6 Kas 20111 dakikada okunur
Farklılık ve Eşitlik
1 Kasım'da Sabancı Üniv'de lise öğretmenleri ve rehber öğretmenlerle yaptığım bir konuşmadan (slaydlarını websiteme ayrıca yükleyeceğim). konu, çocukların farklılıklarının eğitim haklarını kullanmalarına etkilerini nasıl telafi edebiliriz? bu konuda kapsayıcı/içerici (inclusive) eğitim modelleri hakkında konuşan Dr Val Chapman'ın konuşmasını temel alarak yaptığım "tartışma" konuşmasından notlarım aşağıda: eşitlik, İhtiyaçların karşılanmasındaki eşitliktir. Farklılıklar, iht
Yanki Yazgan
2 Kas 20112 dakikada okunur
"Citta Slow" Olmanın Faydaları
Geçen ay karayollarında geçirdiğim zaman boyunca, trafik akışının içinde taşıtlardan kaçamayarak canını kaybetmiş çok sayıda hayvan gördüm; kedi, horoz, tavşan, kirpi, yılan... Kaplumbağaların ise bir çok yerde durumu "kurtardkları"na tanık oldum. Yavaş, ama çok yavaş ilerleyen kaplumbağa adeta yolda duran bir tümsek gibi algılanınca, kıymetli otomobillerini riske atmak istemeyen sürücüler, kaplumbağanın sağından ve solundan geçerek canını korumuş oluyorlar. Ağır olmanın...
Yanki Yazgan
21 Eki 20111 dakikada okunur
Zamanın Kıymeti
çocuk psikiyatrisi alanındaki en yüksek katılımlı kongre olan AACAP toplantısı için Toronto'da, İstanbul'u nereden aklıma getirdim? toplantı salonundaki konuşma sırasında benim gibi kolunda saati olmayanlar (ya da kolundaki saatine bakmayı akıl etmeyenler) için konmuş 'timer' ya da geri sayım aygıtını görünce iki hafta önce lütfü kırdar'daki durum aklıma geldi. konuşmacıların saati izleyebilmelerini sağlama amaçlı bir timer olup olmadığını sorunca, toplantı düzenleyicisi firm
Yanki Yazgan
20 Eki 20111 dakikada okunur
Feysbuk Tvitır Adres
facebook adresini bulamayan okurlarım için: www.facebook.com/yankiyazgancom
Yanki Yazgan
12 Eki 20111 dakikada okunur
Zorla İyilik Olmaz
Zorla iyilik olmaz Değişim yönetimi için düşünceler (İzmir Makine Mühendisleri Odası’nın düzenlediği sempozyumdaki konuşmamın özeti) Değişim ve direnç beraber düşünülmesi kaçınılmaz olan, birbirini besleyen ve dengeleyen iki süreç olarak ele alınabilir. Değişim dönemlerinde, bireyler ya da kurumlar, bilinmezden- veya belirsizden-korku’nun etkisi altında davranırlar. İçinde olunan bağlam ve ortamın etkisi, bireysel geçmişimiz ile birleşerek korkuyu nasıl yönettiğimizi belirle
Yanki Yazgan
12 Eki 20111 dakikada okunur
Saf ve Düşünceli Romancı
Orhan Pamuk’un “the naive and the sentimental novelist” adı altında bir kitapta toplanmış olan Harvard Üniversitesi’nde verdiği dizi konferansları Türkçe’de de yayımlanıyor. Kitaba “saf ve düşünceli romancı” isminin verildiğini gördüm. Bu tercümeye itiraz edebilir miyim? Türkçe'de konan başlıktan sanki tek bir romancının iki özelliğinden bahsediliyormuş gibi bir anlam çıkıyor. Oysa, Pamuk kitapta iki ayrı yazar tipinden söz ediyor; biri “naive” ya da saf, içinden geldiği gibi
Yanki Yazgan
28 Eyl 20111 dakikada okunur
Üstüne Konmak
başkalarının emeğinin "üzerine konma"ya, başka birisinin projesini, katkısını "kendininmiş gibi yapma"ya "delege etme", "liderlik" ya da "ekip yönetme" becerisi denmesi sinir bozucu. seçkin liselerden birisinde gözlediğim bir "fenomen".
Yanki Yazgan
28 Eyl 20111 dakikada okunur
Ağla Bebek
ağlamayan bebeğe mama yok; "squeaking wheel gets the oil" vb her kültürde istemeden almanın mümkün olmadığını belirten atasözleri, istemenin bir hak, istemeden elde etmenin rehavet, istediğini elde edememeye dayanabilmenin de olgunluk olduğunu düşündürüyor. orada duruyoruz.
Yanki Yazgan
25 Eyl 20111 dakikada okunur
"Memnuniyeti dostlara, şikayeti müdüriyete..."
bankacılarla kişisel motivasyon konulu bir seminerde, şikayetin bizi harekete geçiren ana güç olduğunu anlattıktan sonra önce bunun pozitif düşünmeye engel bir durum olup olmadığını tartıştık. sonra şikayet etmenin somut ve rahatsız edici bir gerçeğe işaret ederek, "pozitif düşünme"yi çözümcü bir yöne götürebileceği sonucuna vardık. şikayet edenlerden memnunuz:)
Yanki Yazgan
25 Eyl 20111 dakikada okunur
Zorla iyilik yapma, İyilikle zorla
ülkemizin içinde olduğu açmaz: zorla iyilik mi yapacağız, iyilikle mi zorlayacağız? cevap ve yapılacaklar belli olmasına rağmen, bildiğini yapmaktan vazgeçmek her tarafa zor geliyor.
Yanki Yazgan
25 Eyl 20111 dakikada okunur
bottom of page