top of page
Yankı Yazgan


Çocuklar ve Gençlerde İntihar ve Depresyon Hakkında Bazı Notlar
Psikiyatri ve çocuk psikiyatrisi alanında çalışan doktorların karşılaştığı en sarsıcı durumların başında gelen intihar, ABD’de gençler arasında motorlu taşıt kazaları ve cinayetlerden sonra başlıca ölüm nedenidir. Ülkemizde de benzer bir yaygınlık olduğu izlenimindeyim. İntihar, genellikle ve çoğunlukla, depresyon adını verdiğimiz ruhsal bozukluktan ayrı değildir. Depresyon çeşitli mekanizmalarla ortaya çıkan, ergenlik ve gençlik döneminde başlayan, ciddi ve öldürücü olabile
Yanki Yazgan
3 Kas 20185 dakikada okunur
Anne Bebeğini Nasıl Sever ?
Anne bebeğini nasıl sever ? Neden ya da ne kadar sever sorusuna göre biraz daha çetrefilli olan bu sorunun yanıtına ihtiyacımız var mı ? Anne ile bebek arasındaki ilişkiden çıkarımlarımızın her boydan ilişkiye uygulaması psikoterapi tarihinin önemli bölümünü oluşturur. Annenin çocuğunun ne kadar ve nasıl kabul ettiği, çocuğun yetişkin hayattaki kendinden memnuniyeti ile bağlantılandırıldığında buna hayret etmez, kolayca kabulleniriz. Annenin bebeğini sevmesi, onu her şeyiyle
Yanki Yazgan
30 Eki 20183 dakikada okunur


Dikkat her yaşta dağılır, yaza yaza toparlanır
‘Toplantılarda kendimi veremiyorum; konuşulanları takip edemiyorum, çok sıkıcı geliyor. Bazen konuyu tam bir noktasından yakalamışken, bir anda kaçırıveriyorum. Ya aklıma alakasız bir şey geliyor, ya da ‘bilinmeyen bir güç’ tarafından akıllı telefonumu kurcalamaya adeta sürükleniyorum.’ Uzun ya da uzayıp giden toplantılardaki sıkıntılı anları nasıl atlatırız ? Bu çalışma verimimizi bozan, odaklanmamızı engelleyen bir dikkat sorunu mudur? Yaptığımız işin pek bir anlamı olduğu
Yanki Yazgan
25 Eki 20182 dakikada okunur
İstanbul’un huyu-suyu nasıldır?
Kentte yaşamanın, ya da yaşadığımız kentin bizleri bir biçimde dönüştürdüğünü biliriz, ya da öyle olsa gerek dedirtecek kadar bildik gelir. Üstelik her kentin huyu-suyu başkadır. Kendine özgüdür. Huy (İngilizcedeki temperament kelimesi gibi) nedir derseniz… Huy ya da bazen mizaç, artık ne derseniz, genetik temelli bir davranış çerçevesidir. Öyle bir çerçeve ki, belli huy özelliklerini taşıyor olmanız, belli davranışları göstermenizi kolaylaştırır. Bir huyun bir davranışı doğ
Yanki Yazgan
17 Eki 20183 dakikada okunur
Şimdi ve Burada: geleceğe umut bağlamak için eğitim (ve varlık) şart!
Yatılı okulda okumuş olanlar daha iyi bilir, akşam saatinde insane bir açlık bastırır. Gençliğin bütün yaşama iştahı ile önünüze çıkanı yiyip bitirmek istersiniz. Yetmişli yılların bir yatılısı olarak akşam etüdü öncesinde yemekhane girişine dizilen çanaklardaki zeytinler ve rasgele dilimlenmiş ekmekleri hatırlıyorum. Akşam yemeğine iki saat kala, açlığını akşam yemeğine ertelemek yerine, bazıları küflenmiş, lezzetini kaybetmiş zeytinleri ekmeklerin arasına atıp yemeye başlay
Yanki Yazgan
16 Eki 20183 dakikada okunur
Yeni Kuşak Beklemeyi Bilmez mi?
Merakımızı uyandırırken geleceklerine ilişkin kaygıya düşüren dijital kuşak aynı zamanda şaşırtan, kafamızı karıştıran, ezberlerimizi bozan davranışlar da gösteriyor. Beklemeyi bilip bilmedikleri konusu da karmaşık. Gazetelerden cevaplamam için gelen insan psikolojisi ve gelişimine ilişkin soruların önemli bölümünü kuşaklar arasındaki farklara ilişkin olanlar oluşturur. Hürriyet Pazar’dan İpek İzci’nin birkaç hafta önce sorduğu soruda olduğu gibi, “Z kuşağı distopyalara merak
Yanki Yazgan
16 Eki 20184 dakikada okunur


Seyretse ne olur?
Çocuğuma kaç dakika ya da saat TV seyrettirmeliyim sorusu 2010’a kadar en sık karşılaştığım soruydu. “Seyrettirmeseniz olmaz mı?” sorusuna aldığım yanıtlar çeşitliydi: “Renkleri, şekilleri başka nasıl öğrenecek?”, “Arkadaşlarının sohbetine katılabilmesi için dizilerden ne olduğunu bilmesi lazım,” gibi gerekçeli yanıtlar yanısıra “Sıkılıyor”, “Başka bir şeyle kendini meşgul edemiyor” gibi samimi olanlar da vardı. TV olmadan olmaz gibi düşündüğümüz o yıllar çok uzakta kalmasa d
Yanki Yazgan
9 Eki 20183 dakikada okunur


Okula dönüş ve başlangıç
Çocukların yuvaya veya ana sınıfına hazır olması, katılacakları bu eğitim ortamından yararlanmaya hazır olmaları anlamına gelir. Hazır olup olmadıkları konusunda çoğu zaman anne ve babaların yapacakları gözlemler yeterli olur ancak ebeveynler emin olamadıkları noktalarda profesyonel değerlendirmeye de başvurulabilir. Çocukların gelişim aşamalarını nasıl aştıkları, öğrenmelerinin nasıl geliştiği ana sınıfı ya da yuvaya ne kadar hazır olduklarının derecesini belirler. Birçok an
Yanki Yazgan
4 Eki 20184 dakikada okunur


Okul öncesi yaşlarda DEHB’si olan çocukların anne-babalarına öneriler
-Çocuğunuza verdiğiniz yönergeler kısa, net ve anlaşılır olsun. -Size çocuğunuz yönergelerinizi duymuyor gibi geliyorsa; yakınına kadar gidip göz teması kurmaya çalışın ya da ona hafifçe dokunun. Sonra yönergenizi tekrarlayın. -Anne-baba ve anneanne-dede (ya da bakıcı evde başka kim varsa) çocuğunuza karşı söz ve davranışlarınızda net ve tutarlı olun; ona farklı mesajlar gitmesin. Ayrıca kurallar çocuğunuz tutturduğunda kolayca değişmesin. -Tutturmalarıyla baş edemediğiniz
Yanki Yazgan
2 Eki 20181 dakikada okunur


Ustalığın Dijital Dönüşümü
Dijital dönüşümün kişisel ve çalışma hayatlarımızda bir devrim şeklinde olup olmayacağı büyük ölçüde ne kadar hazırlıklı olduğumuza bağlı deniyor. Ancak çoğumuz nasıl bir gelecek için hazırlık yapacağımızı bilemediğimizden şikayetçiyiz. Bu sadece dijital hayatın “sonradan görme”leri için değil, “yerli”ler için de geçerli bir sıkıntı. Zira dijital yerlilerin kendilerini doğuştan itibaren içinde buldukları ve böylece alıştıkları ya da daha kolay uyum sağlayacakları varsayılan “
Yanki Yazgan
28 Eyl 20183 dakikada okunur


Hiperaktif Çocuk Büyüdüğünde
Yetişkinlikte Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite Sendromu Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) adıyla bilinen klinik sendromu çocukluk ve ergenlik çağında geçerliliğinin yaygın kabul gördükçe, tedavi olanakları da çoğaldı. DEHB’li çocuklara yönelik tedaviler, okul çağındaki nüfusun en az yüzde beşini etkileyen bu nöropsikiyatrik durumun kişisel, akademik ve toplumsal gelişimi engelleyici ve çocuğun ve yakın çevresinin hayat kalitesini bozucu etkilerini azaltabilir. An
Yanki Yazgan
24 Eyl 20182 dakikada okunur


8 – 10 Yaş Arasındaki Çocukların Gelişimsel Özellikleri
8-10 yaşları arası olan orta çocukluk döneminde, okul çağına geçiş noktasında hızlı bir değişim yaşanır. Çocuklardaki bu değişim; bir anda gerçekleşmez. Örneğin, somut bir benlik kavramından soyut olanına geçiş 6 ya da 7 yaşlarında başlar; fakat bu değişim oldukça yavaştır ve 11-12 yaşlarına kadar sürebilir. Bilişsel açıdan düşünme yetisi daha kompleks şeylerle baş edebilir hale gelir. Kelimeleri daha iyi kullanır, dikkat süresi artar ve bununla ilgili olarak hafıza daha et
Yanki Yazgan
20 Eyl 20182 dakikada okunur


8 Soruda Otizmi Anlayalım
Otizme İlişkin Sorular: 1. Otizm nedir? Sosyal etkileşim, karşısındakini anlama ve kendini ifade etme ihtiyacı yaşamın erken dönemlerinden itibaren ilişkilerimizi şekillendirir.Otizm bu ihtiyacı karşılamak için gerekli sözel ve sözel olmayan becerilerin gelişiminde gecikme ya da sapma ile karakterizedir. Bu duruma sıklıkla kısıtlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı hareketler eşlik eder. Belirtiler tipik olarak yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkar. 2. Otizmin toplumda görülme sıkl
Yanki Yazgan
11 Eyl 20184 dakikada okunur
Haklı hissetmek zarar vermeye izin verir
Ahlaki olduğunu sandığımız tepkilerimizin sonuçları orantısız oluyor. Hayali bir önermede bulunursam, belki de şiddete ahlaki gerekçeler bulmaktan toptan ve koşulsuz vazgeçersek, bu sarmal durabilir. Ahlakın evrim süreci içindeki gelişiminde ortaya çıkan önemli temel kurallardan birisi olan ‘başkasına zarar vermemek’ toplumsal dokunun korunmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu kuralın günümüzde norm kabul edilen davranışlar üzerindeki etkisi ‘dürtü kontrolü’ ya da ‘öfke kont
Yanki Yazgan
5 Haz 20183 dakikada okunur
Yolunu değiştirme cesareti nereden kaynaklanır?
Kimimiz cesaretimizi kendimize “normal” gözüken ve özel bir değer vermediğimiz yeteneğimizi bir başkası “görüp” değer verdiğinde hissederiz. Öğretmenlerin şarkı söyleyişini, söz yazışını ciddiye aldıkları lise öğrencisi kendisinin de yeteneğini ciddiye alması gerektiğini görüp harekete geçer Yaşam uzayıp giden, yıllar öylece geçip giderken ilerlenen bir yolculuksa, yaşamın içinde yolunu arayıp bulan, sonra yolunu değiştirenlerin bu yolculukta sosyal duygusal öğrenmeye (ve du
Yanki Yazgan
28 May 20183 dakikada okunur
Sekseninci yaş günümde
Gültekin Yazgan'ın 80inci doğum günü kutlamasındaki konuşma notlarından, 13.07.2007 Seksen yaşında bir insanın hem kendine hem de dünyaya nasıl baktığını merak mı ediyorsunuz? Seksen yaşını çoktan aşmış bir kimse olarak kendimce anlatıvereyim. Aslında seksenli yaşlar da öteki yaşlar gibi, yaşadığımız yılların sayısını gösteren bir sayıdan başka bir şey değil diye düşünülebilir. Nasıl düşünülürse düşünülsün, bence seksenlere ulaşmış olan kişilerde dikkat çekici bir özellik
Yanki Yazgan
6 May 20182 dakikada okunur
bottom of page