top of page
Yankı Yazgan
Başkalaşalım mı, değişelim mi?
Ba şkalaşalım mı, değişelim mi? Jale Parla’nın son kitabındaki tanıma göre ‘ Ba ş kala ş ım (de ğ i ş imcilikten) ş u farkla ayrılır: hiçbir reçete önermez; topyekun, ani ve sonunun nereye varaca ğ ının ba ş tan bilinmedi ğ i bir ba ş kala ş ma hayal eder. Böyle olunca da, gerek siyasetçinin gerekse teklif sahibi aydının projesi olamaz; olsa olsa sanatçının hayali olabilir' (Parla ile Remzi kitabevinin bülteninde Türk Romanında Yazar ve Ba şkalaşım kitabı hakkında yapılmı ş
Yanki Yazgan
16 Oca 20122 dakikada okunur
'aman ne iyi oldu bir mikroptan daha...'
bir önceki blogpost'ta Kuzey Kore Başkanı II.Kim’in ölümüne kitlesel biçimde ağlayanların üzüntüsünün sahiciliği üzerinde durmuştum. Gelen gideni aratacak endişesinden tutun, ağlamazsak başımıza birşey gelir teorilerine kadar açıklama çok. Üstelik ölünün ardından ağlayıcılığın bir iş olabildiğini de unutmayın. Üzülme ve ağlama hayatımızın doğal bir parçası ve insani bir refleks, üstelik. Ölüm hayatlarımızda bir eksilme yarattığında, eksilen kişi diktatörler, bir sürü insana
Yanki Yazgan
16 Oca 20121 dakikada okunur
Kore'de Kim öldü.
Kuzey Kore başkanı ölünce K. Kore’liler gerçekten mi üzüldüler? Yoksa, rejimin‘ağlamazsanız fena olur’ türünden tehditleri altında mıydılar? Üzülmek ya da sevmek rasyonel bir eylem olsaydı, bu tarz açıklama çabalarına bir anlam verebilirdim. Sevmediğimiz ya da hiç tanımadığımız birisinin ölümüne üzülebileceğimiz gibi, tehditle ağlayabilir ya da gülebiliriz. Başkan İkinci Kim’in ardından onu sevmeyenlerin ‘ya gelecek olan gideni aratırsa’ diye ağlıyor olduklarını da senaryolar
Yanki Yazgan
6 Oca 20121 dakikada okunur
kredi çekme dürtüsü
aşağıdaki yorum rahat batması paragrafına bırakılmıştı; tek tek soruları cevaplamak pek yapmadığım (yetişemediğim ya da platfom uygun olmadığı için) bir şey, kişiye özel bir yanıt üretmek mümkün değil. ama genel bazı sonuçlar çıkarabileceğimiz bir durum olduğu için buraya almaya karar verdim: '' ... Satın alma ve kredi çekme dürtüme engel olamıyorum. Bu yüzden ailemi kaybetme tehlikesiyle yüzyüzeyim. Ben iflah olmam. Daha yeni kredi çektim, ailemin bsaskısıyla geri yatırdım.
Yanki Yazgan
1 Oca 20122 dakikada okunur


2011'in son haftasında okudum, seyrettim, dinledim
2012’ye giderayak, 2011’in son haftasında okuduğum kitaplar, seyrettiğim filmler: Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgü’sünün bir de İngilizcesini okudum, başka türlü bir etkisi oldu (‘Prisoners of ourselves’, diye çevirebilirim). Antikapitalist olmayan bir kapitalizm eleştirisi: 23 Things They don’t Tell you about Capitalism (Kapitalizm hakkında size söylemedikleri 23 şey, diyelim. Yazan Ha-Joon Chang, Cambridge’de bir ekonomi profesörü; okurlardan sosyalist yanı ağır basanlara h
Yanki Yazgan
30 Ara 20111 dakikada okunur


2011'den giderayak
2011’in kapısında ayaküstü Kapıdan çıkarken, giderayak yaşadıklarımız çıkıp gittiğimiz yere ilişkin son izlenimlerimizi belirler. Tatil için kaldığınız otelde her şeyden memnun ayrılmak üzereyken son dakikada içtiğiniz bir bardak suyun ücretini talep etmeleri o noktaya kadarki bütün hoşlukları silip atmanıza yetebilir. O ana kadar yolunda gitmiş bir ilişki, o anda söylenen bir sözle birlikte berbat olabilir. Bizi kapıda karşılayanlar kapıya kadar geçirmediklerinde bozulur, bi
Yanki Yazgan
30 Ara 20111 dakikada okunur
Ezmeyen otorite?
Ezmeyen otorite?Farklı görüşlere sahip insanlar arasında anlaşmazlığa ne kadar tahammül olduğu, o insanların içinde olduğu yapının demokratikliğini belirleyebilir. Zarif bir anlaşmazlık mümkün müdür? Düşmanların birbirine dostça yaklaşmasını kastetmiyorum. Ters düşmeye izin veren yapılara ihtiyacımız var. Bunun yapımıza aykırı olduğunu söyleyenlere ilk bakışta hak versem de kulak asmayacağım.
Yanki Yazgan
28 Ara 20111 dakikada okunur
Rahat batar mı?
Rahat batar mı?Sadece rahatı değil, "rahat" içeren kelimeleri kullanmayı da seviyoruz: rahat batması, rahatı kaçmak, rahatına düşkünlük, iç rahatlığı… Bunların içinde en güzeli, rahat batması. Pazar günü sırt üstü yatmak yerine ormanda gidip 10 kilometre koşmak, ya da evinin bahçesinde güzel güzel yemeğini yemek yerine kalkıp 2 saatlik yola gidip güneşin altında bir yerde piknik yapmak gibi örneklenebilir. “Boş duranı Allah sevmez” ise, rahat batmasının atalar nezdindeki tali
Yanki Yazgan
28 Ara 20111 dakikada okunur
Pornografi tanımı
Pornografi nasıl tanımlanabilir?Örneğin, gösterilmesi gerekenden daha fazlasını göstermek, diyebilir miyiz? Bir şeyi anlamamız, bilmemiz ya da göstermemiz için gerekenden daha fazlasını görmemiz, ya da bilmemizi sağlayan her şey - bu sadece cinsel değil, duygularla ilgili de- pornografik sayılabilir. İhtiyaç duyulmayan bir aşırılık içerdiği için. telefon reklamlarındaki duygusallık ya da duygualara dokunma numaralarında olduğu gibi mesela...
Yanki Yazgan
28 Ara 20111 dakikada okunur
Sezgiler nereye gider?
Sezgiler nereye gider?Öğrenme bozukluklarında, özellikle sosyal öğrenme bozukluklarında, gelişmemiş olan mekanizmalardan birisi akıl etmeyle ilgili olanlardır. Örneğin; karşımızdakinin yardıma ihtiyacı olduğun u akıl etmek, elindeki yükün ağır olduğunu akıl edip onu taşımasına yardımcı olmak, beklemekten yorulmuş ya da bizi dinlemekten sıkılmış olduğunu düşünüp dinlenmesi için fırsat vermek gibi… İnsanlarda doğuştan bulunan başkalarının ne durumda, hangi ruh halinde olduğunu
Yanki Yazgan
28 Ara 20111 dakikada okunur
Bir Düğün Gecesi
Bir düğün gecesi İstanbul dünyada bir yıl içinde en çok düğün yapılan kent olmuş. Düğünler hayatın farklı zamanlara dağılmış bir çok anını kısa bir zaman dilimine sığdırır, hayatlarımıza şöyle bir topluca bakma fırsatı verirler. Örneğin, düğünlere davet edilip edilmemek düğün sahibi aile gözündeki yerimize (yakınlığımıza) ilişkin bir ipucu verir. Davet edildiğimizde bize münasip görülen oturma yerine göre yakınlığımızın derecesine karar verebiliriz. Masamızın dans pistine ya
Yanki Yazgan
19 Ara 20111 dakikada okunur


Korku Sal, Cesur Desinler
Korku salmak, tehlikeli gibi gözükmenin ve göstermenin en kestirme yoludur. Hayatlarımızın yönetimini toplumdaki en cüretkarlara devretmemiz için, risk algımızın belirlediği risk endeksinin yükselmesi yeterli olabilir. Risk, tehlikenin gerçekleşmesi olasılığına yönelik yaptığımız hesabın sonucudur. Riskin iki ana unsuru var: Birisi tehlikenin kendisi, diğeri ise saldığı korku. Risk algısının döneme ve kişiye göre değişmesini belirleyen, tehlikenin kendisinden ziyade, saldığı
Yanki Yazgan
19 Ara 20112 dakikada okunur


Tıp Öğrencisi Olmak
Tıp öğrencisi olmak Tıp fakültesi öğrencileri, belki kendi gençlik dönemimi de hatırlattıkları için, içimde ne olduğu tanımlanamaz hüzünle karışık bir neşe hissi yaratırlar. Meraklarından etkilenir, geleceği arada bir belirsizleşen bir mesleği öğrenmek için gösterdikleri iradeye hayret ederim. Öğrenme arzuları, bilime duydukları merak ve bilginin peşine düşme iradeleri diğer okullardaki öğrencilerden farklı mıdır, söylemek zor. Onlarla bilimi hayatı anlama aracı olarak kullan
Yanki Yazgan
2 Ara 20111 dakikada okunur


Kaba Saba Sözler ve VIP
Kısa, öz. Küfürlü söz kabalık sayılmakla birlikte, iletişim açısından yüksek değer taşır. Mesajı açık ve net bir şekilde iletmeye yaradığı için vazgeçilmezdir. Örneğin, ‘lütfen dışarı çıkar mısınız’ dediğinizde karşınızdaki mesajınızı anlamadıysa bunu küfür sayılan bir başka sözle anlatmanız etkili olur. Karikatürlerde kelimeler konuşma balonlarında kalabalık yapmasın diye küfürün bolca kullanıldığı söylenir. ekteki karikatürü yapalı 3-4 yıl oldu; konuşma balonundaki kelimele
Yanki Yazgan
30 Kas 20112 dakikada okunur
Ticari Sağlık
Ticari sağlık. Sağlıkta ticarileşme deyince hastanın doktorun eline tutuşturduğu para akla gelir. Yeni düzenlemelerle paranın tutuşturulacağı el değişmekle kalmıyor, miktarı artıp karşılığında aldığı muğlaklaşıyor. Ne de olsa ‘ağanın eli tutulmaz’. Bu deyişi eve tesisat tamiri için gelen bir ustadan duyduğumda hiç birşey anlamamıştım. Daha sonra ‘ne verirsen’e dönen bu değer biçme mekanizmasının ikinci cümlesi de ‘abi, bu az’ olur. Ticariliği bu çapta bir para alışverişinden
Yanki Yazgan
30 Kas 20111 dakikada okunur


İhtiyaç Yaratmak Fikrinin Çağrışımları
ihtiyacı karşılamak için yapılan bir çaba ihtiyaç karşılandığında biter. sevmek ya da merak gibi ihtiyaçlar süreyle veya doyurulma ile sınırlı değiller. ama diyelim bir kazak ya da pantolon ya da cep telefonu karşılandığında tamam yeter diyebildiğimiz ihtiyaçlar olduğunda üretilen onca kazak ya da telefonu ne yapacağız, ne yapacaklar? o zaman 'ihtiyaç yaratmak' işlemi başlıyor. olmayan ihtiyaçlar oluşturmak; var olan ihtiyaçları doyurulmazlaştırmak... yeni icat mı?reklam ve p
Yanki Yazgan
20 Kas 20111 dakikada okunur
bottom of page