'aman ne iyi oldu bir mikroptan daha...'
Güncelleme tarihi: 11 Şub
bir önceki blogpost'ta Kuzey Kore Başkanı II.Kim’in ölümüne kitlesel biçimde ağlayanların üzüntüsünün sahiciliği üzerinde durmuştum. Gelen gideni aratacak endişesinden tutun, ağlamazsak başımıza birşey gelir teorilerine kadar açıklama çok. Üstelik ölünün ardından ağlayıcılığın bir iş olabildiğini de unutmayın. Üzülme ve ağlama hayatımızın doğal bir parçası ve insani bir refleks, üstelik.
Ölüm hayatlarımızda bir eksilme yarattığında, eksilen kişi diktatörler, bir sürü insana bilerek isteyerek zarar vermiş kişiler olsa, sonuçları bir çok kişiye ‘aman ne iyi oldu, dünya birisinden daha kurtuldu’ dedirtse bile, içimizde doğan burukluğu yadırgamamalıyız. Beynimiz eksikliklere duyarlı yapısıyla en amansız insanlık düşmanı bildiklerimizin canının yanmasına bile bir tepki verebilir. Er ya da geç…
Bunun tam tersi olmasa da, zıt bir durum var. Acımasızların da hedeflerine verdikleri zarar için üzülmeleri mümkün. Faili meçhullerin acımasız faillerinden birisinin (gazetelerde okuduğumuz) geçmişe dönük verdikleri neredeyse gözü yaşlı ifadeleri de aynı beyinsel tepkinin epeyce gecikmelisi olarak görebiliriz. Acımasızlık ve insafsızlık yaratan toz duman dağılınca ‘ben ne yaptım?’ diye düşünmemek neredeyse herkes için çok zor. Çok gecikmeli bile olsa.
Yorumlar