top of page
Yankı Yazgan
CHASING THE LOST AGE OF PSYCHOTHERAPY IN TURKEY
(1991) I was an adult psychiatry resident at the time of this writing, about 25 years ago. Later on, I moved to the US where I finished my fellowship in child and adolescent psychiatry along with a research training. I was fortunate to work with pioneers in the field who could bring together both ends of the field, neuroscience and developmental psychoanalytic thinking (namely, Donald Cohen, James Leckman among many others) Until recent years, whenever a resident or a candid
Yanki Yazgan
7 Eki 20154 dakikada okunur
THE NAIVE AND THE SENTIMENTAL DIAGNOSTICIAN
Commentary on: “ CHILD PSYCHIATRIC DIAGNOSIS AND CLASSIFICATION: CONCEPTS, FINDINGS, CHALLENGES & POTENTIAL ” by Sir Michael Rutter Mothers may be among the best diagnosticians of developmental and behavioral problems in young children. If not for the positive predictive power of the mother’s diagnostic ability, few kids would make it to the child and adolescent psychiatrist (“help-seeking”) unless they really get into trouble. Mothers can sense that there is something wrong
Yanki Yazgan
7 Eki 20157 dakikada okunur


Yanki Yazgan
3 Eki 20150 dakikada okunur


Yanki Yazgan
3 Eki 20150 dakikada okunur
Barış ve uzlaşma teslimiyet değildir
Bir arkadaşımı fazla nazik konuşuyor diye arabasından atmış bir taksi şoförü hatırlıyorum. Nezaketten, yumuşaklıktan, sıcaklıktan huylandığımız, altında bir hesap ya da sapkınca bir şey aradığımız çok oluyor, çok duyuyorum. Sert ve kaba, haşin ve gaddar olmak rahatlatıcı, en azından güvenli geliyor. Birçok kişi çocuklarını nazik veya sıcak değil, sert ve çekinilen bir kişi olarak yetiştirmeyi tercih ettiğini açıkça ifade ediyor. Savaş bulutlarının iyice alçaldığı günlerdeyiz
Yanki Yazgan
26 Eyl 20153 dakikada okunur
Bilimin "romantiği" ve "hakikisi"
Beynin hareket sistemini etkileyen ya da duygu/düşünce bölümüne etkileri olan hastalıklara ilgimin başladığı yıllarda (sonradan Tourette Sendromu gibi psikiyatrik yanı daha ön planda olanlarla ilgilendim) Parkinson hastalığı nöroloji kliniklerinde konsültan psikiyatr olarak sıkça çalıştığım durumlardan birisiydi (1980’lerden bahsediyorum!). Nörolojik hastalıklarda rastlanan psikopatolojilerin yanısıra beyinde görünür değişiklikler oluşturan hastalıkların (MS gibi) ile kişilik
Yanki Yazgan
10 Eyl 20154 dakikada okunur
Öğrenmenin Nörolojik Temelleri
Nörobilim alanında beynin işleyişine dair öne sürülen bulgular, öğrenmenin nasıl meydana geldiğini açıklamaya yönelik daha önce ileri sürülen yaklaşımlara yeni açılımlar sunmaktadır. Nörobiyolojik kuram açısından öğrenme, diğer kuramlardan farklı olarak biyokimyasal bir olay şeklinde öğrenmeyi tanımlar. Bu yaklaşımın daha iyi analiz edilmesi için beynin işleyişinin temel düzeyde öğrenilmesi, beynin yapı ve işleyişini açıklamayı amaçlayan modellerin bilinmesi ve öğrenmeye etki
Yanki Yazgan
5 Eyl 20154 dakikada okunur
İki Dillilik
İki dillilik, değişen dünyanın bize getirdiği vazgeçilmez bir olgu. Geçmişte ikinci dildeki yetinin (dinleme, konuşma, okuma ve anlama alanlarının hepsinde) anadil becerisiyle eşdeğer olduğu kişilere “iki dilli” denilirken (Bloomfield, 1933), günümüzde her iki dilde belli düzeyde bir yetkinliğin o kişiyi “iki dilli” olarak değerlendirmeye yeterli olduğu düşünülmektedir (Bialystok, 2001). İki Dilliliğin Türleri Bazen iki dillilik bireyin hayatına kaçınılmaz olarak girer, örn
Yanki Yazgan
26 Ağu 20154 dakikada okunur
Bu da geçer ya Hu…
Çalışma hayatında mutlu olmak için hedef seçmekle başlayabilirsiniz. Kolay hedeflere ulaşmak rahat, ama tatmin edicilikten uzak. Zor ve imkansız hedeflere ulaşmak ise, adı üzerinde imkansız. Zor ama mümkün hedefler ise, mutlu olma şansını verebilir. Kimin ne ile mutlu olacağını söylemek hangi bilimin haddine diyebiliriz. Oysa bilimin ilgisini çeken soru, ‘bizi mutlu eden bir hayatı nasıl elde edebiliriz?’ Mutlu eden hayatın ne olacağına ise herkese kendi karar veriyor. Alma
Yanki Yazgan
29 Tem 20152 dakikada okunur


Yanki Yazgan
20 Haz 20150 dakikada okunur
Babalık ayrıcalık sayılmalı*
"annelerde olup bizde olmayan ne?” bir baba “sen ne diyorsun abi?” başka bir baba Gidip gelip, yeni doğmuş çocuğuna bakarak ne olup bittiğini anlamaya çalışan babaya sorulduğunda "onun kim olduğunu anlamaya çalışıyorum," diye cevap veriyor. Bebeğini ilk kez gördüğünde şaşkınlığa kapılan ya da bir tür hayal kırıklığına kapılan babaların sayısı az değil, hatta çoğunluk… Babaların çocuklarına ısınması niye bu kadar zaman alıyor? Anne-baba ile çocuk arasındaki bağı oluşturan etk
Yanki Yazgan
20 Haz 20153 dakikada okunur
Kararsız Gençlik
Geçtiğimiz hafta Darüşşafaka Lisesi 11. sınıf öğrencilerinin çağrısıyla bir söyleşiye katıldım. Müthiş sorular, samimi bir dikkat, genç olmanın en güzel özelliklerini barındıran bir ruh haliyle karşılaştım. Yazılarımda ya da konuşmalarımda neredeyse her zaman üzerinde durduğum okurlarım için fazlasıyla malum konulardan bahsettim önce. Oğlumun deyişiyle, “ayı’nın bildiği üç kelime, ikisi armut” tanımına sadık kalarak ilerledim (Meraklı okur için: buradaki armut, ‘beyin ve insa
Yanki Yazgan
16 Haz 20153 dakikada okunur
“Yuvada Sulh, Yurtta Sulh!”*
“ AÇEV kurucuları, yöneticileri ve eğitimcileri bu sözleri ve deneyimleri bir değil, on değil, yüzlerce binlerce anne ve babadan duyuyordu. Söz kulaktan kulağa yayıldı, toplantılarda tartışıldı paylaşıldı. 11 Haziran’da İstanbul’da AÇEV’in ev sahipliğinde Yale ve diğer üniversitelerden bilim insanları, UNICEF mensupları ve erken çocukluk döneminin insan hayatının akışını belirleyici rolüne inanan ve araştıran hemen herkes bir araya geldiğinde evdeki barıştan toplumsal barış
Yanki Yazgan
16 Haz 20153 dakikada okunur
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Konulu Röportaj
“Çocuğum düşünmeden hareket ediyor. Eşyaların üstüne tırmanıyor. Hızla bir aktiviteden diğerine geçiyor, başladığı işi bitiremiyor. Oyunda sırasını beklemiyor, hemen hırçınlaşıyor. Dikkati de kolay dağılıyor. Arkadaşlarına göre daha sakar, daha unutkan, eşyalarını kaybediyor.” Her çocukta bu belirtilerin bir kısmı zaman zaman görülebilir. Bu davranışların varlığını bir problem olarak görsek de onun hiperaktif tanısı alacak nitelikte bir problemi olduğunu göstermeye yetmez. An
Yanki Yazgan
30 May 201511 dakikada okunur
Yeşilay Dergisi'nde Yayınlanan Çocukların Televizyon İzlemesi Konulu Röportaj
-0-3 yaş arası çocukların televizyon ve özellikle reklam izlemesine şiddetle karşı çıkıyorsunuz, nedenini bizimle paylaşır mısınız? Küçük çocukların temel ihtiyacı karşılıklı ilişki kurulabilecek güvenli ortamlardır. Dünyaya geldiği andan itibaren bebeklerin, insan yüzünü diğer nesnelere bakmaya tercih ettiklerini biliyoruz. Doğuştan gelen bir tür genetik program söz konusu. İnsan sosyal bir varlık olduğu için başkalarıyla ilişki kurmak ve başkalarıyla ilişkisine karşılık al
Yanki Yazgan
30 May 20155 dakikada okunur
Çocukvizyon sorularına cevaplar
Eylül 09 -Bizi biraz çocukluğunuza götürmenizi istesek? Nasıl bir çocukluk sizinki? Hayalci yanım çoktu.Yıllarca evdeki İngilizce bir kitaptaki doğum odası resimlerindeki bebeklerden, "bu sensin" diye gösterilen resimdeki bebeğin ben olduğuna inandım. Belki buna hayalcilik kadar saflık da denebilir. Kendi kendime oynamayı, saatlerce yazılarını okuyamadığım tarih mecmualarının resimlerine bakarak neler yazıldığını anlamaya çalışmayı, atlaslar, haritalar, savaş resimleri ara
Yanki Yazgan
30 May 20154 dakikada okunur
bottom of page