top of page

EV BİTTİ OKUL BAŞLADI 

Yazarın fotoğrafı: Yanki Yazgan
Yanki Yazgan
25 Ağu 2025
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 26 Şub

Ankara ile bağlarımdan birisini ‘yatılı’ olarak kurmuştum. Yıllar sonra bu bağ üzerine düşünme fırsatını yatılılık üzerine bir kitapta yazıp çizerek buldum. Çizerlik yapmam kitaptaki tüm yazıları dikkatlice okumamı gerektirdi, daha önce aklıma getirmediğim bakış açılarını getirdi. ’i (Bağlam Yayınları, 2023) yayına hazırlayan Şükran İlimsever Başarır’ın Sunuş yazısındaki tarifine bakalım: ‘Yatılılılığın eğlenceli coşkulu yaramaz hallerinden çok bugüne kadar pek de düşünülmeyen, konuşulmayan, dile gelmeyen hatta belki aklı bile gelmeyen yönlerini ele alan’ çok sayıda yazı ile ‘Yatılı okulda büyümek olağanüstü bir durum olmadıkça çocuğu güçlendiren çok muazzam bir deneyimdir’, şeklindeki yaygın kabul görmüş fikrin ötesine geçmek istedik’. Kitabın yazarlarının satırları arasına serpiştirilen çizgileri hazırlarken karışık duygular içine girdim. Bunun kaçınılmazlığını, özellikle hüzünün egemenliğini dizinin editörü ve yazarlardan Ayça Gürdal Küey şöyle anlatıyor: ‘Yatılılık demek biraz da hüzünle birlikte olmak demektir; yatılı hep arkada kalandır. Önce anne babaya veda edilir; büyük ayrılık! Sonra her günün sonunda giden öğretmenler, havanın kararmasıyla ardlarından bakakalınan gündüzlüler… Ayrılık hep hüzünlüdür. Üstelik yatılılığın dönemsel olarak ergenlik dönemine rastladığını ve ergenliğin kendi hüznünü de hatırlarsak yatılının içinde bulunduğu duygusal atmosferi anlayabiliriz.’ Kitabın en sonunda yer alan çizgiye bir bakın (diye buraya koydum!): Okulun ilk gününde annembabam beni okula bıraktığında ayrılığın verdiği hüznü nasıl bastırmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Ayrılık gibi olaylar ya da ergenlik gibi dönemler duygular ile doludur. Bu duygu-dolu dönemleri hatırlamaya çalışırken gerçeği parça parça hatırlamak kaçınılmaz. Hakan Yılmaz’ın kitaptaki yazısında tanımladığı gibi bu ‘kopuk kopuk parça parça’ hal o yıllara bir ‘şiirsellik’ de kazandırır. Oysa, yatılı okul bütün romantik çağrışımlarına rağmen birçok kişi için içinde tutsak kalınan bir sığınak da olmuştur.Arkadaşların birbirine gaddarca davranışları ile dayanışmacılıkları içine geçer; işbirliği ve dayanışma ile rekabet arasındaki gitgeller yıllar sonra hatırlandığındaki bölük pörçük hikayeler olaylar ilk yaşandığındaki duygularla her zaman örtüşmez.Geçmişi sonradan hatırladığımızda en doğru hatırlanan duygulardır, söylenenler ya da yapılanlardan ziyade. Kitapta Şükran İlimsever Başarır ile Ferit Karahan’ın filmi üzerine konuşması yatılı okulun zulüm ile ilişkisini, yaşanan yapısal şiddetin yarattığı değersizliğin ömür boyu süren etkisini ele alırlar.Sarsıcı olayların ortasında yaşanan bir ergenlikte güvenli bir ilişkiyi arkadaşlarınızda, öğretmenlerinizde bulduğunuzda ruhunuzu geleceğe taşımanız mümkün olabilir. Bunu sağlayan okullarda yatılı büyümüş gençler başkalarını yerle bir etmiş bir deneyimi bambaşka hatırlarlar. Yatılı olmamış olsak bile yatıllık üzerine düşünenlerin yazılarını okumak, gençliğimiz ile bugün arasındaki sürekliliği kurmaya yardımcı olur. Nitekim Nurcan Demir’in Genç Törless’in buhranlarını yatılılık ve ergenlik çerçevesinde ele alan yazısı bunun için edebiyatı yardımımıza koşturur: Bağımsızlık yolunda attığımız yatılılık adımında evin güvenliğinden uzaklaştığımızı fark ettiğimiz andaki pişmanlığı Selim İleri’nin da anlattığı eve gideceği günün sevinciyle okulun önbahçesindeki ağaçları tek tek öpen çocukta hissettirir.Ev bitmiş, okul (ya da ‘gerçek hayat’) başlamıştır. Yatılılık ister kendi bağımsızlık arzusu ile ister hayatın zorunlulukları ve zorlamaları ile olsun ergenin hayatında kalıcı izler bırakır. bu izleri sürmek isteyenlere ilham verecektir. 

Son Yazılar

Hepsini Gör
FEELINGS RUN FASTER: A DISCUSSION WITH YANKI YAZGAN

İstanbul, hem sakinlerinde hem de ziyaretçilerinde güçlü duygular uyandıran bir şehir. Onu sevin ya da nefret edin, ondan kaçmak isteyin ya da onsuz yaşayamıyor olun, bir gerçek var: Bu şehir kimseyi

 
 
 

Yorumlar


bottom of page