top of page

üşütmeden ve üzmeden

Yazarın fotoğrafı: Yanki Yazgan
Yanki Yazgan
23 Oca 2012
1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 26 Şub


19 Mayıs törenlerindeki format değişikliği önerisindeki çocukların üşüyeceği gerekçesi bence dahiyane bir ikna aracı. Törenlerin gençler için nasıl bir anlam taşımış olduğunun tartışma yeri bu köşe değil. Ama üşüme (daha doğrusu çocuğu üşütmeme) ülkemiz anne-babaların performans kriterlerinden birisidir. çocuğunu sarısarmalayıp mümkünse temiz hava ile hiç karşılaştırmadan askere yollayan ya da gelin eden, hayat boyu hiç üşütmeyen anne-babaların gururla sokakta dolaştıklarını görürüz.

ikinci önemli performans kriteri de çocuğu üzmemektir ('Ü'lere dikkat). çocuk üzülmesin diye yaptıklarımızı düşünün. en bohem olanlarımız bile anne-baba olmadan önce 'hayatta yapmayız' dediklerini bu gerekçe ile gerçekleştirirler.

Aç bırakmamak ölçütüne 'ü' harfi ile başlayan bir kılıf uydurduğumda değinirim. anne-babaları üzmeyip sevindirme maddesi (ergenlik dönemi için bir performans kriteri) alttaki başlıkta. Daha önce yayımlanmış bir paragraf.

Üzme, sevindir

Anne-babaların çocukların yetişkinlerle ilişkilerinde en çok hangi hedef-duygu güdüleyici, yön vericidir? Ilişkide sevindirmek mi, üzmemek mi ağır basmalı? ‘Haydi bakayım, ye yemeğini ya da yap ödevini yoksa üzülürüm, ayılırım bayılırım’ mı? Konuşmamı izleyen babalardan birisi ‘kızdırmamak’ın ülkemiz çocuklarının yetişkinlere yaklaşımındaki etkisini hatırlattı.Üzmemek ya da kızdırmamak ağırlıklı gidecekseniz, daha edilgen, fazla karıştırmayan bir tutum en garantilisi. Sevindirmek ise aktif ‘duruş’ gerektiren, eylemli bir tutum. Riskli… Amacınız olumlu, niyetiniz iyi (sevindirmek, hatta gururlandırmak) olsa bile otoriteye (bugün anne-babaya, yarın öğretmene, öbür gün doktora yargıca polise devlet başkanına) davranışlarınızla bir etki yapmayı hedeflemek demek olan sevindirmek yerine üzmemek ya da kızdırmamak kalıplarına dönmek daha emniyetli.


Son Yazılar

Hepsini Gör
FEELINGS RUN FASTER: A DISCUSSION WITH YANKI YAZGAN

İstanbul, hem sakinlerinde hem de ziyaretçilerinde güçlü duygular uyandıran bir şehir. Onu sevin ya da nefret edin, ondan kaçmak isteyin ya da onsuz yaşayamıyor olun, bir gerçek var: Bu şehir kimseyi

 
 
 
Sanayi313 Paper- Yankı Yazgan ile Röportaj

Hepimizin bu şehirde zamanında keşfettiği, belki kendine sakladığı ve gidip vakit geçirdiğinde iyi hissettiği yerler vardır; bir dükkân, bir yokuş, bir park… Sizin için İstanbul’un bu noktası neresi?

 
 
 

Yorumlar


bottom of page