top of page

Selfie çılgınlığı-ymış

Yazarın fotoğrafı: Yanki Yazgan
Yanki Yazgan
27 Nis 2014
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 26 Şub

çılgınlığı !

Kızıma soruyorum; ‘Eskiden biz fotoğraf makinesini masanın üstüne koyup, sonra zamanlayıcı kurup, karşısında dizilmiş arkadaşlarımızın yanına koşturarak kendimizin de içinde olduğu fotoğraflar çekerdik. Onlar sayılmaz mı?’. ‘Ona desen de, şimdikinde çekerken kendine baktığın için verdiğin pozu çektiğin anda görebiliyorsun ama’ diye yanıtlıyor. En yakın arkadaşı, ‘bunda emek var, daha çok uğraşılıyor’ diye ekliyor. Emek kısmından hiç bir şey anlamıyorum.

Peki, vanGogh’un, Rubens’in, Rembrandt’ın ve bilumum tanınmış ressamın kendilerini resmettikleri otoportreler sayılmaz mı? Aynaya bakarak yapıyorsa, o da yaptığını ve kendini aynı anda görüyorsa… ’den hiç bir şey anlamadığımı söylüyorlar. Cephanemden bir araştırma bulgusu çıkartıyorum: Beden algısında bozulma olmuşsa, bedeninden yüzünden biçimsel bir memnuniyetsizlik varsa, daha çok çekiyorsun, günde 100’e varıyor. ‘Vallahi biz 50’yi aşmıyoruz. Üstelik beden algısı bozulmuş kişiler daha çok çekiyor ama çok çekenlerde beden algısı bozuktur, anlamına bir bulgu değil bu’.

Pekala, bir salvo daha: ‘geçende TV’da entelektüel görünümlü talk showlardan birisinde gördüm, bütün uzmanlar ve bizzat sunucu ’cileri ayıpladılar. Kendiyle meşgul, modern zamanın içi boş gençliği’ dediler. Gençler yine güldü : ‘sen demiyor musun, her dönemin düşünürleri o dönemin modern gençliğinin içinin boş olduğunu düşünür. Genç dediğin yetişkinleştikçe dolar. Bu TV şahsiyetleri için Amerikanca deyimle kendileriyle dolup taşan (kendilerinden başkasını tanımayan) adamlar diyen de sen değil misin?’.Doğru, gençliğini atlamış kişilerin gençler hakkında çılgını deyip, derin yorumlar yapmasını biraz yadırgadığımdan ötürü öyle demiştim.

Kendimizi, nasıl göründüğümüzü merak etmek, nerede ve kimlerle olduğumuzu bütün dünyaya duyurmak istemek, bakın ben ne yapıyorum demek çocuksu bir istek gibi gelebilir. Eğer öyleyse yüzlerimizi ekranın önüne çıkartarak ‘ ben buradayım’ demek bir çocuksu istek ise neden yetişkin yaşlara sarktığını nasıl açıklayacağız? Bebeklikten yeni çıkmış çocukta olduğu gibi sözümüzün az olduğu ya da kendimizi anlatmaya yetmediği zamanlarda sözümüzü olmasa da yüzümüzü ortaya koyma olanağı sağlıyor. Göldeki yansımasına bakarken hayatını kaybeden Narsis’in efsanesindeki kendine (hayran olmadan ziyade) hayran kalma ve kendine bakmaya doyamama ile çekme arasında bir ilişki var diyenler, sesi çıkamayan insanın kaybolmama, silinip gitmeme çabasına fazla bir anlam mı yüklüyor diye de düşünüyorum.

Son Yazılar

Hepsini Gör
FEELINGS RUN FASTER: A DISCUSSION WITH YANKI YAZGAN

İstanbul, hem sakinlerinde hem de ziyaretçilerinde güçlü duygular uyandıran bir şehir. Onu sevin ya da nefret edin, ondan kaçmak isteyin ya da onsuz yaşayamıyor olun, bir gerçek var: Bu şehir kimseyi

 
 
 
Özel: Yeni Kuşak Beklemeyi Bilmez mi?

Merakımızı uyandırırken geleceklerine ilişkin kaygıya düşüren dijital kuşak aynı zamanda şaşırtan, kafamızı karıştıran, ezberlerimizi bozan davranışları da gösteriyor. Beklemeyi bilip bilmedikleri kon

 
 
 

Yorumlar


bottom of page