top of page

Karantina demişken, bu dönemde hepimiz normal rutinimizde olmayan bir şeyler yaptık. Siz neler yaptınız; bu vesileyle kendinizle ilgili keşfettiğiniz yenilikler oldu mu?

Yazarın fotoğrafı: Yanki Yazgan
Yanki Yazgan
16 Eki 2020
1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Şub

Ben salgının ilk iki ayında zaten evde kalma mecburiyetindeydim,  bu sürenin bir dönemini de hasta olarak geçirdim. Dolayısıyla karantinaya ek olarak sağlık açısından çok sıra dışı bir durumdaydım. Mart sonunda başlayan karantina dönemim, salgının tehdidini iliklerimde hissettiğim, hayati tehlikesini yakından yaşadığım bir zaman dilimi oldu. İlk günlerde evdeki hasta yatağında yatarken, dışarının sessizliğini ya da Boğaz’dan o ara tek tük geçen gemilerin makina dairesinden gelen sesleri uzaktan dinlerken aklıma geliyordu; “Bu şehir ne kadar güzel…” Sonraki haftalarda yattığım hastane odasının penceresinden Hürriyet-i Ebediye anıtını görebiliyordum; daha önce yıllarca şöyle bir bakıp geçtiğim anıt, hastane penceresinin baktığı caddenin diğer yanında 100 yılı aşkın zamandır olduğu yerde, öylece dururken ben onu orada görüp varlığını ve anlamını hissettim. İçinde yaşadığım yerle ilgili daha fazla bilmem gerektiğini, bunun bir saygı gereği olduğunu düşündüm. İstanbul öyle bir yer ki evde (ya da hastane odasında) kaldığınız zaman bile pencereden dışarıya baktığınızda kendinizi şehirle ilgili düşünmekten alıkoyamıyorsunuz. Takıntılı bir tutku yaratan bir yanı var.

Son Yazılar

Hepsini Gör
FEELINGS RUN FASTER: A DISCUSSION WITH YANKI YAZGAN

İstanbul, hem sakinlerinde hem de ziyaretçilerinde güçlü duygular uyandıran bir şehir. Onu sevin ya da nefret edin, ondan kaçmak isteyin ya da onsuz yaşayamıyor olun, bir gerçek var: Bu şehir kimseyi

 
 
 

Yorumlar


bottom of page