top of page

Farkında Olmak Farkındalıklı Yaşamak/Atila Gönder'in Kitabı

Yazarın fotoğrafı: Yanki Yazgan
Yanki Yazgan
13 Şub 2013
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Şub


'Farkında olmak, farkındalıklı yaşamak' kitabı için sunu yazısı


Bu cümleler bilince ve farkındalığa bilişsel beyin bilimlerinin güncel bakışını özetliyor. Bu öngörülü satırların ve elinizde tuttuğunuz kitabın yazarı Atila Gönder ile kendisi hayattayken hiç tanışmadım. 1980’lerin başında yaptığı deneyleri özetleyip deneysel çalışmalarından çıkardığı sonuçları yorumladığı sayfaları sevgili eşi Füsun Gönder bana gösterdiğinde şaşkınlık, sevinç ve hüzün duygularını aynı anda hissettim.

‘Ülkemizdeki bilimsel hayat pek verimli değildi, bilimsel çalışmalar yeterince özgün değildi, bilim desteklenmiyordu’ gibi yıllardır dilimizde olan bu cümleler ve benzeri bir çok olumsuzluğun içinde, son derece özgün deneysel düşünceler hemen şuracıkta, yakınımızda birisinin zihninde yıllarca önce yeşerip serpilmişti. Bu özgünlüklerden birisini örneklersem, beyin ve davranış ilişkisinde osilasyonların (beyin dalgalarının salınım karakteristikleri diyebiliriz sanırım) açıklayıcı değerini bir çok kişiden daha önce görebilmiş olmasına şaşmadım; ama gıpta ettim. Çok gecikmeli olarak farkına vardığım bu deneysel ve özgün düşünceleri keşfetmenin burukluğu ise hemen ardından sökün etti.

Atila bey’inhayattan ayrılmadan önceki dönemdeki yazma sürecini eşi Füsun Gönder kitabın değişik yerlerine serpiştirilmiş ara notlarında tanımlıyor; müthiş bir iştah ve iştiyak ile yazdığı kitabında düşüncelerin akışındaki coşku kitabın duygusal tonunu belirlemekteydi.

Peki, kitap beni nereden buldu? Yazmanın (ve yazdıklarını yayımlabilmenin) güzel yanlarından birisi, tanışmadığınız insanlara ulaşabilmenizdir; ben de Atila bey’in yanıbaşına kitapçıdan alıverdiği bir kitabımla (Kalp Çarpar Beyin Böler, 2007) varmıştım. Okuduğu (bilimsel makale bile olmayan) yazılarımda sezdiği düşünüş tarzımı yakın bulması, kitabını (bilimsel yanını) bana emanet edecek kadar bir yakınlık hissini doğurmuştu.

Bu gururlanılacak durum, aynı zamanda emanete nasıl layık olacağım sorusuna ve kitabın taslağı üzerinde yaklaşık 3 yıl evire çevire durmama yol açtı. Emanet kelimesiyle gelen güven, daha önemlisi hiç tanışmadığım bir dostun yakınlığı elimi ayağımı bir süreliğine dondurmuştu.

Belki de, Atila bey’in yakınlığı, tam bulmuşken kaybettiğimiz bir çok güzel şey gibiydi; kayıp duygusunun verdiği hüzün, insan ilişkilerindeki yakınlığın değerini ve eşsizliğini farketmemi sağlamıştı. Oyalanmakla geçtiğini düşündüğüm zaman, aslında gerçekleşmemiş bir ilişkinin değerini hissettirmişti.

Bu farkındalığın sonrasında kitaba yaklaşımım değişti. Çalışma arkadaşım Dr Ayşegül Güler ile beraber 2011’de kitabı ele alıp üstünde çalışarak, yayıma hazırlanmasına kendi yönümüzden katkıda bulunduğumuzda, artık bana duyulan güvene bir biçimde karşılık verebilmiş olmanın huzurunu da yaşıyordum.

Atila Gönder’in kitabının ilk ana bölümünde onun farkındalığa ve yaşamaya ilişkin düşüncelerini, ikinci ana bölümünde ise bu düşüncelerine temel oluşturmuş deneysel çalışmalarını bulacaksınız. Deneylerin yapıldığı laboratuvarlara, konuşulan dile başlangıçta uzak hissetmekten korkmayın. Dikkatlice okuduğunuzda, bu sıcak ve çalışkan insanın, hayatı anlamamıza, yaşadığımızı farketmemize fırsat veren çalışmalarının laboratuvarın ötesinde, gerçek yaşamdaki karşılıklarını arayıp bulacaksınız.

Deneysel çalışma verilerden oluşur; veriler bilim insanının kanaatini değiştirir, belirler. Atila Gönder’in, benim anladığıma göre, düşüncesinin özündeki kavram olan ‘farkındalık’, değişime inanç ve değişimi oluşturacak bakış açısından oluşmakta.

Atila Gönder, vakitsiz ölümüyle biten bilimsel hayatında noktayı koyacak bir son söz söylemeye çalışmaktan ziyade, sahici bir bilim insanı olarak, başkalarının alıp, yeni ve belki bambaşka verilerle, değiştirerek geliştirerek yepyeni yönlere taşıyacakları bir düşünce bayrağı açmakta. Yaşananların farkında olmadan değişimin mümkün olmadığını hatırlatmakta.

Hiç bir yaşam anını bizzat paylaşmadığım, gündelik anlamda hiç tanımadığım birisi olan Atila Gönder’i, ölümünden sonra tanımanın, dolayısıyla bulduğum anda kaybetmenin hüznü ile başladığım bu kitabın elinize ulaşması ilesevinç içindeyim. Kendisini sevgi, saygı ve minnet ile anıyorum.

Sizlerin kitabın tadını özünü fark etmeniz dileğiyle.

Yankı Yazgan


Son Yazılar

Hepsini Gör
FEELINGS RUN FASTER: A DISCUSSION WITH YANKI YAZGAN

İstanbul, hem sakinlerinde hem de ziyaretçilerinde güçlü duygular uyandıran bir şehir. Onu sevin ya da nefret edin, ondan kaçmak isteyin ya da onsuz yaşayamıyor olun, bir gerçek var: Bu şehir kimseyi

 
 
 
Sanayi313 Paper- Yankı Yazgan ile Röportaj

Hepimizin bu şehirde zamanında keşfettiği, belki kendine sakladığı ve gidip vakit geçirdiğinde iyi hissettiği yerler vardır; bir dükkân, bir yokuş, bir park… Sizin için İstanbul’un bu noktası neresi?

 
 
 

Yorumlar


bottom of page