Zor Zamanlarda “Büyük Ergenler” ile İletişim

*Bu yazı Stajyer Psk. Rüzgar Paluch, Güzel Günler Kliniği tarafından yazılmıştır.

Genç yetişkinliğe adım atmak üzere olan bir lise son sınıf öğrencisi olduğunuzu düşünün. Pandemi sebebiyle yıllardır belki de hayalini kurduğunuz mezuniyetiniz yüz yüze gerçekleştirilemiyor, arkadaşlarınızla ve öğretmenlerinizle istediğiniz gibi vedalaşamadığınız yetmiyormuş gibi üniversite sınavı ve gelecek endişeniz var. Hissettiklerinizi anlamlandırmaya çalışırken bir de online eğitime ayak uydurmaya çalışıyorsunuz. Tüm bu zorlayıcı durumlarda nasıl hissederdiniz? Ne gibi desteklere ihtiyacınız olurdu? Sabancı Vakfı desteğiyle Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde Güzel Günler Kliniği tarafından yürütülen Okul İklimini Geliştirme ve Sosyal Duygusal Gelişimi Destekleme projesi kapsamında gerçekleştirilen Öğrencilerle İletişim Atölyesi’nde Uzm. Psk. Dan. Şükran Başarır, işte bu sorulara cevap veriyor.

(Yazımın devamı Uzm. Psk. Dan. Şükran Başarır’ın atölyesinde tuttuğum notları ve bilimsel araştırmaları içerir.)

Lise son sınıf öğrencileri için mezuniyet, fotoğraf çekimleri ve arkadaşlarla eğlenmekten çok daha fazla anlam taşır: hem yas hem kutlamadır. Bazısı ayrılmaya hazırken bazıları ayrılmanın kaygısındadır; akıllarında bir sürü düşünce vardır: üniversiteyi kazanabilecek miyim? yakın arkadaşlarımla bağım devam edecek mi? gibi. Bu tarz gelişimsel dönüm noktaları, genç yetişkinlerin çocuktan yetişkinliğe geçerken kaydettikleri ilerlemeleri görmelerine yardımcı olur. Bununla bağlantılı olarak bu öğrenciler, Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre, “kimlik ve rol karmaşası” aşamasındalar (12-18 yaş) (McLean & Syed, 2015). Bağımsız ilişkilerini, ilgi alanlarını ve hedeflerini aktif olarak keşfediyorlar. Kendilerine ve başkalarına karşı sorumluluklarına, değerlerine, toplumdaki yerlerine ebeveynlerinden hem ayrı hem de ilişkili olarak daha geniş bir açıdan bakıyorlar (McLean & Syed, 2015). Tam da bu kritik aşamada Uzm. Psk. Dan. Şükran Başarır’ın tabiriyle “büyük ergenler”imiz en güzel yıllarını kaybetmiş olma, mezuniyeti hissedememe, hayatı kaçırma hissi, hayal kırıklığı ve “bana bir şey olmaz” algılarının yıkılması gibi zorlayıcı duygularla karşı karşıya kalmış durumdalar.

Büyük ergenlerimizin başa çıkmak zorunda kaldığı tek sıkıntı mezuniyetleri değil elbette. Şu anda, online eğitime geçmiş olmak sadece öğrenme yöntemlerini değiştirmelerini değil, aynı zamanda ev okul ayrımı ortadan kalktığından öğrenme süreçlerinde daha fazla insiyatif ve sorumluluk almalarını gerektiriyor. Dahası, üniversite sınavında başarılı olmaları için gereken temel bilgilerden bazılarını kaçırıyor olma endişesiyle hedeflerine ulaşamama korkusunu da beraberinde getiriyor. Buna ek olarak, büyük ergenlerimizin hep evde oldukları bu dönemde ailelerinin büyümelerine izin vermediklerini ve onlara hep çocuk rolü biçtiklerini görüyoruz. Bunun sonucunda da depresif ve/veya tepkisel olduklarını, dolayısıyla aile içi çatışmanın arttığını gözlemliyoruz. Arkadaşlarını yüz yüze görme ve okuldaki iletişim yoğunluğunu devam ettirme şansları da pek olmadığı için bu onları çok daha yalnız hissetmeye itiyor.

Biz aslında ister istemez büyük ergenlerin tüm bu kaygılarla başa çıkıp dershaneyi de okulu da aynı anda sorunsuz götürmelerini bekliyoruz. Fakat biz yetişkinleri bile normal davranmaktan, günlük rutinlerimize uymaktan alıkoyabilen bu zor zamanlarda onların her şey normalmiş gibi davranıp derslerine konsantre olmalarını beklemek haksızlık olur. Dolayısıyla onları anlamaya çalışmak ve onlara nasıl davranmak gerektiğini bilmek çok önemli. Eğer lise son sınıfa eğitim veren bir öğretmenseniz veya lise son sınıfa giden bir bireyin ebeveyniyseniz, onlara yardımcı olabileceğiniz noktalar var.

Öncelikle pandemi sürecinin sizin için de zorlayıcı olduğunu unutmayın ve kendinize de anlayış gösterin.

Duygusal ilk yardım.

  • Anlayışlı olmanız, büyük ergenlerin tepkiselliğini kişisel almamanız, onları yargılayıcı tavırdan uzak durmanız altın değerinde. Çünkü bu şartlar altında uyarılarınızı dikkate alabilecek durumda değiller. Biri boğulurken ona yüzmeyi öğretemeyeceğinizi unutmayın. Zaten büyük ergeni yargılamayı bıraktığınızda davranış patlamalarının azaldığını göreceksiniz. Çok yanlış bir şey yapmış olsa bile suçlamadan geleceğe geçmişe vurgu yapmadan anda kalmalısınız. Yapmanız gereken “Bu çocuk neden çıldırdı bana ne mesaj vermeye çalışıyor?” diye odaklanmak. Karşı atağa geçmeniz büyük ergeni daha da kışkırtabilir o yüzden bu noktada sakin kalabilmeniz yapabileceğiniz en önemli duygusal ilk yardım olur.

Kullanılan kelimelerin önemi.

  • Genellikle yetişkinler, sert sözlü uyarıların -durumu daha da kötüleştirmekten başka işe yaramamasına rağmen- büyük ergenin performansını veya kişiliğini iyileştireceğini düşünürler (McDaniel, 2008). Oysa tam tersine ancak sevgi ve saygı içerikli bir dil kullanırsanız krizi söndürme süreniz önemli ölçüde kısalacaktır. Gence isim takmak, yaşıtları yanında küçük düşürmek, teşhis koymak, onların maruz kaldığı probleme şahit olup sessiz kalmak gibi durumların da birer şiddet olduğunun farkında olun.

Hissedilene saygı duymak.

  • Büyük ergenin tepkileri karşısında “Abartılı tepki veriyorsun.” demeyin. Bunu söyleyerek duygusunu tanımamış ve saygı duymamış oluyorsunuz. Karşınızdakinin bir büyük ergen olduğunu dolayısıyla duygularını kontrol etmede sizin kadar becerisi olmadığını aklınızda bulundurmayı deneyin.

Kaynaklar

McDaniel, T. R. (2008). Review of Teacher and Child: A Book for Parents and Teachers. The Clearing House: A Journal of Educational Strategies, Issues and Ideas82(1), 45-46.

McLean, K. C., & Syed, M. U. (Eds.). (2015). The Oxford handbook of identity development. Oxford Library of Psychology.